bıçaklar ile cümle
bıçaklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Üç adam bıçaklarla onu tehdit etti.Three men menaced him with knives.
Çocukları bıçaklardan uzak tutun.Keep the children away from the knives.
Çocuğun bıçaklarla oynamasına izin vermeyin.Don't let the kid play with knives.
Bıçaklar nerede?Where are the knives?
Lütfen çocukların bıçaklarla oynamasına izin vermeyin.Please don't let the children play with knives.
"Kimin bıçakları bunlar?" "Onlar kasabın.""Whose knives are these?" "They are the butcher's."
Bıçakların nasıl keskinleştirileceğini bilir.He knows how to sharpen knives.
Bıçaklarla oynamamalısın.You shouldn't play with knives.
Bıçaklarla oynamamalısınız.You shouldn't play with knives.
Mutfak tartışmalar için uygun bir yer değil. Çok fazla bıçaklar.The kitchen is not a suitable place for arguments. Too many knives.
Sen bıçaklarla dikkatli olmalısın.You should be careful with knives.
Tom ve Mary kendilerini bıçaklarla silahlandırdılar.Tom and Mary armed themselves with knives.
Bıçaklar pas ile kaplı.The knives are covered with rust.
Bıçaklardan biri eksik.One of the knives is missing.
O, bıçakları biledi.He sharpened the knives.
Mary bıçakları biledi.Mary sharpened the knives.
Biz bıçakları keskinleştiriyoruz.We're sharpening the knives.
Bıçakları bileyeceğiz.We will sharpen the knives.
Onlar bıçaklarla silahlanmıştı.They're armed with knives.
Dikkatli ol yoksa o seni sırtından bıçaklar.Be careful or she'll stab you in the back.
Bu Japon şefi sadece geleneksel Japon bıçakları kullanır.This Japanese chef only uses traditional Japanese knives.
Tom bıçakları biledi.Tom sharpened the knives.
Tom Mary için bıçakları biledi.Tom sharpened the knives for Mary.
Bu bıçaklar keskinleştirilebilir mi?Can these knives be sharpened?
Lütfen bu bıçakları keskinleştirir misin?Could you please sharpen these knives?
Bu bıçakları bile.Sharpen these knives.
Çatallar tabağın sol tarafına gidecek ve bıçaklar sağa gidecek.Forks go to the left side of the plate, and knives go to the right.
Çatalları tabağın sol tarafına ve bıçakları sağ tarafa koy.Place the fork on the left side of the plate, and the knife on the right side.
O, bıçakları keskinleştirdi.She has sharpened the knives.
Bıçakları keskinleştirmeyeceğiz.We won't sharpen the knives.
Tom bütün sabah bıçaklarını keskinleştiriyor.Tom has been sharpening knives all morning.
Tom bıçakları bilemede pek iyi değil.Tom isn't very good at sharpening knives.
Tom bıçakları nasıl keskinleştireceğini bilir.Tom knows how to sharpen knives.
Zaten tüm bıçakları keskinleştirdin mi?Have you already sharpened all the knives?
Tom bıçakları henüz bilemedi.Tom hasn't sharpened the knives yet.
Tom bıçakları bileylemedi daha.Tom hasn't sharpened the knives yet.
Bıçakları keskinleştirdin, değil mi?You've sharpened the knives, haven't you?
Her ikisi de mutfak bıçaklarıyla öldürüldü.Both men were killed with kitchen knives.
Uzun Bıçaklar Gecesi Alman hükümeti için bir dönüm noktasıydı.The Night of the Long Knives was a turning point for the German government.
1934 - Uzun Bıçaklar Gecesi Ernst Röhm'ün ölümüyle sona erdi.1934 – The Night of the Long Knives ends with the death of Ernst Röhm.
Uzun Bıçaklar Gecesi (1962), Britanya'nın politik tasfiyesidir.Night of the Long Knives (1962), a political purge in Britain.
30 Haziran-2 Temmuz - Almanya'da Uzun bıçaklar gecesi vuku buldu.June 30 Night of the Long Knives in Germany.
Margaret aniden Carrie'yi arkasından bıçaklar.After the talk, Margaret stabs Carrie in the back with a knife.
İspanya'da navaja sözcüğü genelde tüm katlama bıçaklar için kullanılır.In Spain, the term navaja is often used to generally describe all folding-blade knives.
Bıçaklar çekilir ve sahne başlar.The curtain raises and the show starts.
Çelik bıçaklarını sapladıkları halde 'hayvanı' (yabani içgüdülerini ya da ruhlarını) öldüremezler.Neither of them is able to defeat his opponent, and Iron Monkey escapes.
Wolverine Phoenix'i bıçaklarıyla öldürmek zorunda kalır.Carter kills Philston with his knife.
Michonne Ron'u bıçaklar ve Ron Carl'a ateş eder.Michonne is forced to stab Ron, who shoots Carl in the eye.
Tıraş bıçaklarını bulmak zor olabilir ama halen satılmaktadır.His scarf is tucked into the trenchcoat, but still noticeable.
Bıçakları çok iyi kullanır.Good Knives.
Ayrıca Kalaşnikof saatleri, şemsiyeleri ve bıçaklarıda satışa sunuldu.There are also Kalashnikov watches, umbrellas, and knives.
Bunun yerine, bıçaklar başka normal ışık demetleri yapmak yerine birinden geçerdi.Instead, the blades would pass through one another as normal light beams do.
Bu kılıç ve bıçaklar, düşman yaklaştığında mavi mavi parlardı.The collar and cuff flaps were red piped blue.
Ayrıca 400 yıldır üretilen Yengisar bıçakları ile de ün yapmıştır.It also includes motor vehicles spanning four decades.
Patenin bıçakları tek elle ya da çift elle tutulabilir.The blade of the skate may be held with either one or both hands.
Bir grup adam, kendilerini bıçaklarla keserek sokaklarda yürüyor.A group of men march through the streets cutting themselves with knives.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaThat's why the Global knives are so neat.
Açık kaynak daire testere yavaşça dönen bıçaklara sahip ve soğutma sıvısı içine daldırılmıştır.So the open source cold saw has a slowly rotating blade and it's bathed in a cooling fluid.
- Of, olamaz, bıçaklar! ♪ İşte tüm parmaklarım burada♪ ♪ Bıçaklar kıtır, kıtır kesecek!Oh... no! No! Knives! ♪ I've got all my fingers ♪ ♪ The blades go chop, chop, chop ♪
Bununla ilgili başlıklar gördüm.. ama hiç izlemedim, çünkü bıçaklar beni delirtiyor!I had seen headlines for it, but I've never watched it, because knives freak me out.