bıçak ile cümle

bıçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Ei bine, au o lovitură de cuţit la el, Jeeves!" "Eu nu va cruţa nici un efort, domnule."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""글쎄, 한번 찔러 있고, Jeeves!" "나는 각하, 아무 통증도 아끼지 않을 것입니다."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Na, haben einen Stich an sie, Jeeves!" "Ich werde scheuen keine Mühe, Sir."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Nå, har en stab på det, Jeeves!" "Jeg vil ikke sky nogen smerter, sir."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""No, imajo stab na to, Jeeves!" "Bom preveč bolečine, gospod."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""No, on puukottaa sitä, Jeeves!" "En säästele kipuja, sir."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""No, pokus o to, Jeeves!" "Ja budem šetriť žiadne bolesti, pane."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""No, pokus o to, Jeeves!" "Já budu šetřit žádné bolesti, pane."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Nos, van egy stab rajta, Jeeves!" "Én nem kímélve fájdalmak, uram."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Nou, een gooi naar het, Jeeves!" "Ik zal alles in pijn, meneer."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Tja, har ett hugg på det, Jeeves!" "Jag kommer att göra ont, sir."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Vâng, có một đâm vào nó, Jeeves!" "Tôi sẽ phụ tùng không có đau, thưa ông."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Yah, telah menusuk pada itu, Jeeves!" "Aku akan cadang tidak ada rasa sakit, Sir."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Λοιπόν, έχουμε ένα πλήγμα σε αυτό, Jeeves!" "Δεν θα φεισθώ πόνους, κύριε."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Е, да има пробив в нея, Джийвс!" "Аз няма да пожаля никакви болки, сър."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Ну, что удар у него, Дживс!" "Я приложу все боли, сэр."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Ну, що удар у нього, Дживс!" "Я докладу всі болі, сер."
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""حسنا ، لقد طعنة في ذلك ، جيفيس!" "لن أدخر الآلام ، سيدي".
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. "私が行って、悲しげに服を着せた。
Şey yapmalıydım... Hadi canım! Bu gerçek bıçak mı?Ok non dovevo dire... ma questo è un coltello vero
Şey yapmalıydım... Hadi canım! Bu gerçek bıçak mı?Ok, oh c'est un vrai couteau!
Şimdi bıçak ve unko bt o alınamıyor ve Jamie ancak siyah saiki지금은 칼과 unko BT는 그가 얻을 수 없습니다 와 제이미하지만 검은 색 impelled
Şimdi bıçak ve unko bt o alınamıyor ve Jamie ancak siyah saikiТепер нож і Unko BT він не може отримати і Джеймі, але примусила чорних
Şimdi bıçak ve unko bt o alınamıyor ve Jamie ancak siyah saikiТеперь нож и Unko BT он не может получить и Джейми, но заставила черных
Şimdi bıçak ve unko bt o alınamıyor ve Jamie ancak siyah saikiעכשיו סכין וunko BT הוא אינו יכול לקבל וג'יימי אבל אפשרתי שחור
Şimdi bıçak ve unko bt o alınamıyor ve Jamie ancak siyah saikiالآن والسكين BT unko انه لا يمكن الحصول على ولكن جيمي المندفع السوداء
Şimdi bıçak ve unko bt o alınamıyor ve Jamie ancak siyah saikiとジェイミーが、黒と駆り立て それのための面白いところ 私は終わったと思いますが、彼は言った
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Có ba cách để làm ảnh hưởng đến não: giường của nhà trị liệu học, thuốc viên và con dao.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Der har været tre måder at prøve at påvirke hjernen på: Terapeutens briks, piller og kniven.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Det har funnits 3 sätt att försöka påverka hjärnan: terapeutens soffa, piller och skalpellen.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Erau trei modalități prin care creierul putea fi impactat. canapeaua psihologului, pastile şi bisturiul.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Er waren drie manieren om de hersenen te beïnvloeden: de sofa van de therapeut, pillen en de scalpel.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Existovali tri spôsoby, ako ovplyniť mozog: pohovka u terapeuta, tabletky a nôž.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Finora c'erano tre modi di intervenire sul cervello: l'analista, le pillole ed il bisturi.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Három módon igyekeztek az agyat befolyásolni: pszichoterápiával, tablettákkal, és késsel.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Havia três maneiras de tentar causar mudanças no cérebro: o divã do terapeuta, as pílulas e a faca.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Il y avait 3 façons d'avoir un effet sur le cerveau la thérapie, les médicaments et le couteau.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Jak dotąd, istniały trzy sposoby oddziaływania na mózg: kanapa terapeuty, pigułki i nóż.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Jsou tři možnosti jak se pokusit ovlivnit mozek: teraupetova pohovka , prášky a nůž.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.뇌에 변화를 주는 기존의 방법에는 세 가지가 있습니다. 바로 정신 치료, 약물 복용, 그리고 병원에서의 수술입니다.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Telah ada tiga cara untuk mencoba memberikan dampak pada otak: kursi terapis, pil-pil dan pisau.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Було 3 способи вплинути на мозок: психотерапевт, таблетки та ніж.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Досега имаше три начина за оказване на въздействие върху мозъка: диванът на терапевта, хапчетата и скалпелът.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.Раньше было только 3 способа попробовать воздействовать на мозг: кушетка психотерапевта, таблетки и нож.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.בעבר היו 3 דרכים לנסות להשפיע על המוח: ספת הטיפולים, תרופות וסכין המנתחים.
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.كان هناك ثلاث طرق لمحاولة التأثير على المخ: ملمس الأريكة، الحبوب المعالجة، وسكيناً
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.セラピストのソファと 薬 そしてナイフ これはもうすぐ4番目の方法になります
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Egyszer bejött egy kölyök az órámra, miután előző éjjel megszúrták.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Eines Tages kam eine Junge in meine Klassenzimmer, auf den die Nacht zuvor eingestochen worden war.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.En dag kom en elev in i min klass som natten innan blivit knivhuggen.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Într-o zi, un copil a venit la oră după ce cu o noapte în urmă fusese înjunghiat.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Jednoho dne mi do třídy přišlo dítě, které noc předtím pobodali.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Kiedyś przyszedł na moją lekcję uczeń, który wieczór wcześniej został dźgnięty nożem.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.하루는 한 아이가 전날 밤에 칼에 찔려 교실로 들어왔습니다.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Op een dag kwam een leerling naar mijn les die de nacht daarvoor was neergestoken.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Rồi ngày đó, một học sinh bước vào lớp em ấy đã bị đâm vào tối hôm trước.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Suatu hari ada seorang anak yang datang ke kelas saya setelah ditikam pada malam sebelumnya.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Um dia, um aluno chegou à minha aula, depois de ter sido esfaqueado na noite anterior.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Un día vino un niño a mi clase que fue apuñalado la noche anterior.
Sınıfımdaki bir çocuk, bir gün sınıfa bıçaklanmış bir halde geldi, önceki gece olmuş.Un giorno un ragazzino venne in classe da me dopo essere stato pugnalato la notte prima.

İlgili Sayfalar