bıçak ile cümle

bıçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Gene Natasha'ya çatal bıçak kullanmayı öğretiyor ve Natasha bir başka alet kullanma dersi veriyor.ג'ין הראה לנטשה איך להשתמש בסכין ומזלג, ואז נטשה החזירה שיעור בשימוש בכלי אוכל.
Gene Natasha'ya çatal bıçak kullanmayı öğretiyor ve Natasha bir başka alet kullanma dersi veriyor.وكان جين يُري نتاشا كيف تستعمل الشوكة و السكين، ثم قامت نتاشا برد درس استعمال أدوات الطعام إليه.
Gene Natasha'ya çatal bıçak kullanmayı öğretiyor ve Natasha bir başka alet kullanma dersi veriyor.ナターシャがそういったけいこををしているところ 私達がホテルの部屋に戻った時
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Înapoi el vine cu un cuţit în mână UZ şi-o pâine; stood la fel ca în cazul în care se holba.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Kembali dia datang dengan pisau di tangan uz dan roti; berdiri seolah dia sedang menatap.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Nazaj pride z nožem v roki UZ in štruco, stal ravno tako kot če bi bil strmel.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Not一瞬前。 thatそこにドアに行きました。
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Powrót przychodzi z nożem w ręku uz i bochenek, stał tak, jakby patrzył.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Retour il vient avec un couteau à la main uz et un pain; debout comme s'il regardait.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Ritorno, viene fornito con un coltello in mano uz e una pagnotta, si proprio come se stesse guardando.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Späť príde s nožom v ruke uz aj bochník, stojí rovnako, ako keby sa pozeral.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Takaisin hän tulee puukko UZ kädessä ja leipä, oli ihan kuin se tuijotti.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Terug komt hij met een mes in uz hand en een brood, stond net alsof hij te staren.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Tillbaka kommer han med en kniv i UZ handen och en limpa, stod precis som om han stirrade.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Trở lại đi kèm với một con dao trong tay và một ổ bánh UZ; đứng cũng giống như khi ông nhìn chằm chằm.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.위로 그가 uz의 손을 한 덩어리에서 칼로이 온다, 그는보고했다 마찬가지로 서 있었다.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Vissza jön egy késsel UZ kezét, és egy kenyeret, csak állt, mintha bámult.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Volta, ele vem com uma faca na mão e uz um pão; ficou como se ele estava olhando.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Volver viene con un cuchillo en la mano uz y un pan, se encontraba justo como si estuviera mirando.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Zpět přijde s nožem v ruce uz i bochník, stojí stejně, jako kdyby se díval.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Zurück kommt er mit einem Messer in der Hand uz und einen Laib; stand gerade als ob er starrte.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Επιστροφή έρχεται με ένα μαχαίρι στο χέρι UZ και ένα καρβέλι? Στάθηκε ακριβώς σαν να κοιτούσε.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Назад він прийшов з ножем у руці і уз буханець; стояв так само, як якщо б він дивився.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Назад он пришел с ножом в руке и уз буханку; стоял так же, как если бы он смотрел.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.Обратно той идва с нож в ръка UZ и хляб;, стоеше точно толкова, ако той се беше втренчил.
Geri uz el ve bir somun bir bıçak ile birlikte gelir; o bakıyordu gibi durdu.وقفت تماما كما لو كان يحدق ؛ الظهر أتى بسكين في يده رغيف عوص وملف.
Göğsüme bıçak sapla KorkmaNon aver paura nel petto di piantarmi un coltello
Göğsüme bıçak sapla KorkmaNo temas en mi pecho clavar un puñal
Göğsüme bıçak sapla KorkmaΣτο στήθος μου μη φοβηθείς μαχαίρι να καρφώσεις
Göğsüme bıçak saplaW mą nagą pierś nie wahaj się
Herhangi bir yere. Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.No importa, en cualquier lugar encontrará un par de cuchillos... para lanzarme.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.El a adus cuţitul său, deşi am avut două, şi am folosit pentru a le cutreiera by penetrarea lor în pământ.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Ele trouxe sua própria faca, embora eu tivesse dois, e nós usamos para vasculhar os empurrando-os na terra.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Él trajo su propio cuchillo, aunque yo tenía dos, y se utilizó para recorrer por empujándolos en la tierra.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Han bragte sin egen kniv, selvom jeg havde to, og vi plejede at gennemsøge dem ved at stikke dem ned i jorden.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Han tog sin kniv, men jag hade två, och vi brukade skura dem genom att sticka dem i jorden.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Hän toi oman veitsen, vaikka minulla oli kaksi, ja käytimme pestä niitä vannoutuneita niitä maahan.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.나는 두했다하지만 그는 자신의 칼을 가져, 우리는 그들을 밀어하여 그들을 발견하기 사용
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Ő hozta a saját kését, bár két, és mi használt kutat őket szúrásra őket a földbe.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.On je prinesel svoj nož, čeprav sem imel dve, in smo jih Ribiči, ki so jih Zabadanje v zemljo.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.On přinesl jeho vlastní nůž, i když jsem měl dva, a jsme se čistit jim jejich tlačení do země.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.On priniesol jeho vlastný nôž, aj keď som mal dva, a sme sa čistiť im ich tlačenie do zeme.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Przyniósł jego własnym nożem, choć miałam dwa, i kiedyś przebiec je wbijając im w ziemię.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Έφερε το δικό του μαχαίρι, αν και είχα δύο, και χρησιμοποιείται για να καθαρίζω τους ωθώντας τους στη γη.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Він приніс своїм ножем, хоча в мене було два, і ми використовували прочесати їх, штовхаючи їх в землю.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Он принес своим ножом, хотя у меня было два, и мы использовали прочесать их, толкая их в землю.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.Той донесе собствената си нож, въпреки че имах две, и ние да ги излъскване от тях бутане в земята.
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.הוא הביא את הסכין שלו, אם כי היו לי שניים, נהגנו לסרוק אותם לדחוף אותם
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.أحضر سكينا بلده ، على الرغم من أنني قد اثنين ، وكنا نظف عليهم دفع لهم
İki sanki O, kendi bıçak getirdi ve biz onları agresif düşürmekten toprağa.地球へ。彼は私と一緒に料理の労働を共有した。
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.Dat eerste mes moet hun een raar gevoel in hun maag geven.
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.Deben sentir un nudo en el estómago cuando lance el primer cuchillo.
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli. Endişelenme.При първия нож трябва да изтръпне.
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli. Endişelenme.Пусть у них сердце замрет, когда полетит первый нож.
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.Hogy az elsõ dobásnál görcsbe ránduljon a gyomruk.
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.Primul cuţit trebuie să le dea fluturi în stomac.
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.První hod nožem jim musí zatajit dech.
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.Το πρώτο μαχαίρι πρέπει να τους τρομάξει.
İnsanlar hayatlarını bıçaksız sürdürüyor, haberin var mı?Arra sosem gondolt, hogy kés nélkül éljen?
İnsanlar hayatlarını bıçaksız sürdürüyor, haberin var mı?Lidé žijí bez jakýkoli nožů, víš?

İlgili Sayfalar