bıçak ile cümle
bıçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Bu aleti bir iğnenin ucunu keskinleştirip bıçak haline getirerek yapıyorum.Eu afio a ponta de uma agulha em forma de lâmina.
Bu aleti bir iğnenin ucunu keskinleştirip bıçak haline getirerek yapıyorum.Ik slijp het uiteinde van een naald tot een mes.
Bu aleti bir iğnenin ucunu keskinleştirip bıçak haline getirerek yapıyorum.그 도구는 바늘 끝을 날카롭게 갈아서 만든 칼인데요.
Bu aleti bir iğnenin ucunu keskinleştirip bıçak haline getirerek yapıyorum.-- tôi mài mũi kim thành một lưỡi dao nhỏ.
Bu aleti bir iğnenin ucunu keskinleştirip bıçak haline getirerek yapıyorum.חידדתי קצה של מחט ללהב.
Bu aleti bir iğnenin ucunu keskinleştirip bıçak haline getirerek yapıyorum.كشحذ طرف إبرة ليصبح شفرة
Bu aleti bir iğnenin ucunu keskinleştirip bıçak haline getirerek yapıyorum.だんだん私の神経は
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Ez idõben monda az Úr Józsuénak: Csinálj magadnak kõkéseket, és másodszor is metéld körül az Izráel fiait.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››In quel tempo il Signore disse a Giosuè: «Fatti coltelli di selce e circoncidi di nuovo gli Israeliti»
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››그 때에 여호와께서 여호수아에게 이르시되 너는 부싯돌로 칼을 만들어 이스라엘 자손들에게 다시 할례를 행하라 하시매
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Naquele tempo disse o Senhor a Josué: Faze facas de pederneira, e circuncida segunda vez aos filhos de Israel.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Onegoż czasu rzekł Pan do Jozuego: Uczyń sobie noże ostre, a znowu obrzeż syny Izraelskie po wtóre.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››På denne tid sa Herren til Josva: Gjør dig stenkniver og omskjær atter Israels barn, for annen gang!
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››På den Tid sagde HERREN til Josua: "Lav dig Stenknive og omskær på ny Israeliterne!"
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Tisti čas veli GOSPOD Jozuetu: Naredi si kamenenih nožev, in obreži zopet sinove Izraelove vdrugič.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Toho času řekl Hospodin k Jozue: Udělej sobě nože ostré, a obřež opět syny Izraelské po druhé.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Vid den tiden sade HERREN till Josua: »Gör dig stenknivar och omskär åter Israels barn, för andra gången.»
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››V tom čase povedal Hospodin Jozuovi: Narob si ostrých nožov a obrež zase synov Izraelových po druhé.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››В това време Господ рече на Исуса: Направи си кремъчни ножове и обрежи пак израилтяните, втори път.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››В то время сказал Господь Иисусу: сделай себе острые ножи и обрежь сынов Израилевых во второй раз.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››בעת ההיא אמר יהוה אל יהושע עשה לך חרבות צרים ושוב מל את בני ישראל שנית׃
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››في ذلك الوقت قال الرب ليشوع اصنع لنفسك سكاكين من صوّان وعد فاختن بني اسرائيل ثانية.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››那 時 耶 和 華 吩 咐 約 書 亞 說 、 你 製 造 火 石 刀 、 第 二 次 給 以 色 列 人 行 割 禮
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››那 時 耶和華 吩咐 約書亞說 、 你 製造 火 石刀 、 第二 次 給 以色列 人行 割禮
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.Aquí hay otro caso: un apuñalamiento.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.A to kolejny przypadek, śmierć w wyniku dźgnięcia nożem.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma. Bu vaka da neler yapabileceğimizi çok iyi gösteriyor.Hier weer een andere zaak, een steekpartij.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.Ecco un altro caso, un accoltellamento.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.Här är ett annat fall, ett fall av knivvåld.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.Hier ist ein anderer Fall, eine Messerstecherei.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.Iată aici un alt caz, un omor cu cuțitul.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.다른 사례를 보죠. 칼로 찔린거죠.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.Voici un autre cas, une attaque au couteau.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.Εδώ είναι μία άλλη υπόθεση, ένα μαχαίρωμα.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.Вот другой случай, поножовщина.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.Ето още един случай, прободна рана.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.הנה מקרה נוסף, דקירת סכין.
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.وهذه حالة اخرى .. حالة طعن
Bu başka bir vaka, bir bıçaklanma.私たちにできることを この例でも説明します
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Acesta este chiar nebunesc.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Cái này thật sự là ấn tượng.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Das ist wirklich wild.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Det här är helt galet.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Ini sangat tidak teratur.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Isto é muito louco.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Naprawdę odjazdowe.Zbiór widelców, noży i łyżek i wszelakich sztućców, zespawanych daje cień motocykla.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Tak tohle je skutečně divočina.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Tak toto je vážne divoké.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Tole je precej divje.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Un truc très sauvage.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Είναι φοβερό.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.А вот это действительно восхитительно.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Наистина луда работа.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.זה ממש מטורף. ההרכבה הזאת של מזלגות, סכינים וכפיות ושלל כלים אחרים, מולחמים יחד מטילים צל של אופנוע. אתה לומד
- Bu bıçak oyununu biliyordum ama bir şarkısı olduğunu hiç duymadım.Sapevo di persone che facevano questo gioco, non pensavo ci fosse una canzone
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıEllos construyeron incendios y copos de piedra en la cabeza de lanza, cuchillos y raspadores.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıHọ nhóm lửa và đập nhỏ đá thành mũi giáo, dao và nạo.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardı돌을 깨서 창의 촉, 칼, 긁개를 만들었습니다
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıRozpalali ogniska, wytwarzali groty, rylce i drapacze.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıSie machten Feuer und spitzten Steine für Speerspitzen, Messer und Schaber.