büyüm ile cümle
büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Birleşme ve devralmalarla büyümüştür.There he majored in arranging and composition.
Cudlitz, Long Island, New York'ta doğmuş ve Lakewood Township, New Jersey'de büyümüştür.Cudlitz was born on Long Island, New York and grew up in Lakewood Township, New Jersey.
Kendisi Halifax, Nova Scotia, Ottawa ve Toronto büyümüştür.He was raised in Halifax, Ottawa, and Toronto.
1975'ten ve 1980'e kadar sadece yüzde 2,6 daha yavaş büyümüştür.From 1975 and 1980, it grew even slower, only 2.6 percent.
Holm, New York'ta doğmuş ve büyümüştür.Holm was born and raised in New York.
Çalışanın, şirketin büyümesine ve iyileştirilmesine yardım etmesini sağlar.It empowers the employee to aid in the growth and improvement of the company.
2010 yılı itibarıyla, enflasyon oranı yaklaşık %7 iken, ekonomik büyüme %6 idi.As of 2010, the inflation rate was approximately 7%, when its economic growth was 6%.
Bu evrede üssel büyüme olur.This type of house is a growing trend.
Exeter yakınlarındaki Clyst St. Mary kasabasında büyümüştür.He grew up in the village of Clyst St. Mary, near Exeter.
Kristalleşme süreci iki önemli olgudan oluşur, çekirdeklenme ve kristal büyümesi.Crystallization consists of two major events, nucleation and crystal growth.
Franklin, Kentucky'de büyümüş, Franklin-Simpson lisesinden 1970 yılında mezun olmuştur.They grew up in Franklin, Kentucky, where she graduated from Franklin-Simpson High School in 1970.
Risk almanın çeşitli psikolojik yönleriyle araştırılması büyümekte olan bir alan haline gelmiştir.A growing area of research has been to examine various psychological aspects of risk taking.
Doğu Almanya Potsdam'da büyümüştür.She grew up in Potsdam, East Germany.
Daha sonraları bu gösteriler büyümüş ve destek görmüştür.Subsequent cores included and enhanced this support.
Sanayi Üretimi Büyüme Hızı: %7.5 (2010 tahm.)Industrial production growth rate: 6.5% (1994 est.)
Bu büyüme ile şehrin nüfusu 1.240'tan 4.490'a çıkmıştır.The population of Bjugn then increased from 1,240 to 4,940.
Çocukluk arkadaşı Vedat ile aynı mahallede büyümüşlerdir.His parents grew up in the same neighborhood.
Bu sektörlerde önümüzdeki yıllarda da hızlı bir büyüme beklemekteyiz.This area will see rapid growth in the coming years.
Örneğin, insan büyüme hormonunda ve birkaç sitokrom çeşidinde mevcuttur.For example, it occurs in human growth hormone and several varieties of cytochrome.
Büyüme hücrelerini uyarır.It gives rise to mast cells.
Sanayi işkolunun büyümesi, ekonomik kalkınmanın temel teşvik unsuruydu.The growth of the industrial sector was the principal stimulus to economic development.
Önemli olan tek şey büyümedir.Worst thing is, it just keeps on growing.
Almanya da doğup büyümüstür.Deutschland Geburten und Taufen.
Büyümeye mani olduğundan zaman zaman atılarak değiştirilir.They tend to turn white when they die.
Retinoidler tıpta, epitel hücre büyümesini düzenledikleri için geniş bir kullanım bulmuşlardır.Retinoids have found use in medicine where they regulate epithelial cell growth.
Para arzının büyümesi 1970'lerin yüzde 30'lu oranlarından yüzde 15'lere düşürülmüştür.Growth of the money supply was reduced from the 30 percent level of the 1970s to 15 percent.
Sağlık hizmetleri: Yer seçimi, pazar bölümleme, ağ analizi, büyüme değerlendirmeleri.Healthcare: Site selection, market segmentation, network analysis, growth assessments.
Ancak 1995'ten 2005'e kadar Afrika'nın ekonomik büyümesi ortalama %5'tir.From 1995 to 2005, Africa's rate of economic growth increased, averaging 5% in 2005.
Büyüme, özellikle tarife fiyatlarındaki geniş kesimlerin karşısında tatmin ediciydi.The growth was satisfactory, particularly given across-the-broad cuts in the tariff rates.
El bebek gül bebek büyümüştür.Her childhood friend was Baby Rose Marie.
Böylece Karaçulha büyümeye devam etmiştir.The vicariate continued to grow.
Örnekler arasında tiroid hormonu, büyüme hormonu ve insülin verilebilir.Examples include thyroid hormone, growth hormone, and insulin.
Kentleşme, kasaba ve şehirlerdeki büyüme ile birlikte 1700-1922 arasında hızla arttı.Urbanization increased from 1700 to 1922, with towns and cities growing.
Kendiside burada yaşamış ve büyümüştür.He lived and prospered there.
Bununla birlikte, bilgisayar bilimleri eğitimi her yıl artan bir şekilde büyümektedir.Every year DNA databases grow exponentially.
Annesi Yahudidir ve Westcliff-Essex'de büyümüştür.His mother is Jewish and was born in South Africa and raised in Westcliff-on-Sea, Essex.
Anaerobik organizma, büyümek için oksijene ihtiyaç duymayan organizma.An anaerobic organism or anaerobe is any organism that does not require oxygen for growth.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Molde, hızlı bir büyüme yaşadı.Since World War II, Molde has experienced a tremendous growth.
Turizm büyümektedir.Tourism continues to grow.
Karaçi'nin nüfusu büyümeye devam ediyor.The population of Jifna continues to grow.
Büyüme oranı 2001'de % 1.2'ye, 2002'de % 0.4'e, 2003'te % 0.2'ye kadar düştü.The rate of GDP growth dropped to 1.2% in 2001; 0.4% in 2002; and minus 0.2% in 2003.
Düşük petrol fiyatları Rus ekonomisinde öngörülen büyümenin elde edilemeyeceği anlamına gelir.The declining rate of abortion indicates that less and less Russian pregnancies were intended.
Hızlı büyüme devam ederek 1901’de 75 bin üyeye ulaşıldı.Rapid growth continued, with 75,000 members in 1901.
Zamanla büyüme gösteren alan köy haline gelerek "Sao Joao Batista do Marinherio" adını almıştır.With the time a village appeared, being named São João Batista do Marinheiro.
Çekirdeklenme ve büyüme aşırı doyma var olduğunda aynı anda oluşmaya devam eder.It makes you think and groove at the same time.
Tüccar sınıfının büyümemesi için çaba gösterilmiştir.It promoted the interests of the merchant class.
Bu kelebeklerin larvaları sadece funda ile beslenmekte ve büyümektedirler.The only ones who side with her are Dust and Hellion.
Böylece büyüme engellenir.Thus, saving increases.
Bu çoban Rhineland'in bir köyünde büyümustu.A farmer wanted to buy a cow in Rheinböllen.
"SPoD avukat ağı büyümeye devam ediyor"."Disney audience grows up".
Kendisi Kanada'da doğmuş büyümüştür.She believed he was born in Canada.
Başlangıçta kendi basım makinesinin olmaması gazetenin büyümesini sınırladı.Initially, the lack of a printing press of its own limited the expansion of the newspaper.
Ankara'da büyümüştür.She grew up in Ankara.
Mason, Lizbon, Maine'de doğup, büyümüş ve 1978'de Lizbon Lisesinden mezun olmuştur.She lived in Lisbon, Maine and graduated from Lisbon High School in 1978.
Ne var ki, bu büyüme kendine özgü sorunları da beraberinde getirmiştir.However, expansion had resulted in its own problems.
İtalyan toplulukları, önceleri İtalya'nın eski Afrika sömürgelerinde büyüme gösterdi.Italian is spoken by some in former Italian colonies in Africa.
Daha büyük tümörlerin büyümesi kemoterapi ve radyoterapi ile yavaşlatılabilir.Larger tumors may have their growth slowed with chemotherapy and radiation therapy.
Proto-onkogenler, hücre büyümesi ve farklılaşmasını düzenleyen proteinleri kodlar.Proto-oncogenes code for proteins that help to regulate the cell growth and differentiation.
Bu köyde doğmuş ve büyümüştür.He was born and raised in the village.
Güney Afrika'da doğmuş ve büyümüştür.It originates and grows in South Africa.