Hiçbir şey bana daha büyük bir zevk vermezdi.Nothing would give me greater pleasure.
Ne büyük bir kamyon!What a big truck!
Birkaç yaş daha büyük olsaydım, onlar bara girmeme izin verirdi.If only I'd been a couple of years older, they would've let me into the bar.
Yapamam. Çok büyük.I can't. It's too big.
Sabit sürücüme yeniden format atamam. O çok büyük.I can't reformat my harddrive. It's too big.
Hayır yapamam. O çok büyük!No, I can't. It's too big!
Hayır, senin evini temizleyemem. O çok büyük!No, I can't clean your house. It's too big!
Caddede büyük bir şarap varili düşürüldü ve kırıldı.A large cask of wine had been dropped and broken, in the street.
O kadar büyük bir şeyi sır olarak tutamazsın.You can't keep something that big a secret.
Ben Tom'un büyük bir iş yaptığını düşündüm.I thought Tom did a great job.
Siz beylerin bu gece büyük bir partisi olduğunu sandım.I thought you guys had a big party tonight.
New York dünyadaki en büyük şehirlerden biridir.New York is one of the largest cities in the world.
Bu büyük biri.It's a large one.
Bu ciddi ve büyük bir fırtına.This is a serious and big storm.
Büyük yağmur damlaları düşmeye başlıyor.Large raindrops are starting to fall.
Duvara büyük annemin bir resmini asıyorum.I'm hanging a picture of my grandmother on the wall.
Çocuk, büyük bir balık yakaladı.The boy caught a large fish.
O büyük bir yüzme şampiyonu.He is a great swimming champion.
Başım büyük belada.I'm in big trouble.
Bu büyük kanepe küçük bir oda için gerçekten uygun değil.This big sofa is really not suitable for a small room.
Hollywood süper kahraman filmlerinin büyük bir hayranı değilim.I am not a big fan of the Hollywood superhero movies.
Ne büyük bir sürpriz!What a big surprise!
O, büyük bir evde yalnız yaşıyor.She lives alone in the large house.
Büyük kız Britanyalı olmak istiyor.The older daughter wants to be British.
O büyük bir tane yakaladı.He caught a big one.
Büyük bir alabalık yakaladı.He caught a large trout.
Hiç büyük bir balık yakaladın mı?Have you caught any big fish?
Büyük bir tane yakaladın gibi görünüyor.It looks like you've hooked a big one.
Burada bir sürü balık yakaladım. Burası büyük bir balıkçılık bölgesi.I've caught a lot of fish here. It's a great fishing spot.
Tom çok küçük bir gölette sadece büyük balık.Tom is just a large fish in a very small pond.
Küçücük bir kıvılcım büyük bir yangın olabilir.A tiny spark may become a great conflagration.
İki "evet" arasındaki farklılık; "evet" ve "hayır" arasındakinden daha büyük olabilir.The difference between the two types of "yes" may be greater than between "yes" and "no".
Yıldızlar büyüktür, çünkü onlar sıcaktır; onların yakıtı bittiğinde, onlar çökerler.Stars are big, because they're hot; when their fuel is exhausted, they collapse.
Onun hakkında büyük bir anlaşma yapmak istemedim.I didn't want to make a big deal about it.
Bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak istemiyorum.I don't want to make a big deal out of this.
Geçen sonbahar Meksika'da büyük bir deprem oldu.A large earthquake occurred in Mexico last autumn.
Baykuşların büyük gözleri var.Owls have big eyes.
Büyük ödül prensesten bir öpücüktü.The grand prize is a kiss from the princess.
Büyükbabalarım ve büyükannelerim şu anda ne yapıyorlar?What are my grandparents doing right now?
Bina büyük bir yapıdır.The building is a huge structure.
En büyük erkek kardeş başarılı bir tüccar oldu.The oldest brother became a successful trader.
Büyük erkek kardeş başarılı bir tüccar oldu.The older brother became a successful trader.
Büyük oğlu mirasını ikiye katlamayı başardıThe oldest son succeeded in doubling his inheritance.
Büyük oğul mirası iki katına çıkarmayı başardı.The older son succeeded in doubling his inheritance.
Biz büyük mutlu bir aileyiz.We're one big, happy family.
Biz büyük mutlu bir aileydik.We were one big happy family.
Biz sadece büyük, mutlu bir aileyiz, değil mi?We're just one big, happy family, aren't we?
Yüzünde büyük bir tebessüm görüyorum. Mutlu olmalısın.I see a big smile on your face. You must be happy.
Onlar büyük arabaları sevdi.They liked big cars.
Büyük bir evim var.I have a big house.
Büyükbaba ve büyükannelerim kroket oynamaktan hoşlanırlar.My grandparents enjoy playing croquet.
Büyükannenle dama oynar mısın?Do you play checkers with your grandmother?
Büyük balık, küçük olanı yer.The big fish eat the small ones.
Büyük bir problemim var.I have a big problem.
Neyse ki, köpekbalığı ısırığı herhangi bir büyük artere isabet etmedi.Fortunately, the shark bite didn't hit any major arteries.
Kızlar bugün balığa gittiler. Alla büyük bir tane yakaladı.The girls went fishing today. Alla caught a big one.
Büyükbabam okumayı severdi.My grandfather used to love reading.
Büyükbabam okumayı sevdi.My grandfather loved reading.
Onları son gördüğümde büyük ebeveynlerimin sağlık durumları iyiydi.My grandparents were in good health the last time I saw them.
Bana biraz daha büyük bir şey göster.Show me something a little larger.