Büyük babam yüzemeyecek kadar çok yaşlı olduğunu söylüyor.My grandfather says he's too old to swim.
Bana büyük büyük babamın adı konuldu.I was named after my great-grandfather.
Sende büyük büyük babalarının resimleri var mı?Do you have any pictures of your great grandparents?
Bu büyük büyük büyük babamla ilgili sahip olduğum tek resim.This is the only picture I have of my great-great-grandfather.
Tom büyük babasına benziyor.Tom looks like his grandfather.
Tom büyük babasına bakmak zorunda kaldı.Tom had to take care of his grandfather.
Büyük babamın evi o sokakta idi.My grandfather's house was on that street.
Büyük babam tam böyle bir arabaya sahip oldu.My grandfather owned a car just like this.
Dan Linda'ya bir zamanlar büyük babasına ait olan bir kitabı verdi.Dan gave Linda a book that once belonged to his grandfather.
Büyük babamdan on dolar aldım.I got ten dollars from my grandfather.
Büyük baban çok çekici.Your grandfather is very charismatic.
Büyük babam yüzlerce kısa hikaye anlatır.My grandfather tells hundreds of anecdotes.
Bu onun anne tarafından büyük babası.This is his maternal grandfather.
Onun büyük büyük babası hasta görünüyorduHis great-grandfather looked ill.
Onun büyük büyük babası hasta görünüyordu.His great-grandfather looked sick.
Leyla'nın büyükanne ve büyük babaları bir mil uzakta yaşıyordu.Layla's grandparents lived just a mile away.
Bu kağıt ağırlığı büyük babama mı aitti?This paperweight belonged to my grandfather?
Tom'un büyük babası bir askerdi.Tom's grandfather was a soldier.
Tom, Mary'nin büyük babası değil mi?Tom is Mary's grandfather, isn't he?
Swift'in büyük babasının adı Robert'tı ve babasının ikinci adı Kingsley.Swift's grandfather's name was Robert and her father's middle name is Kingsley.
Karl Friedrich Abel'in abisi ve Johann Leopold Abel'in büyük babasıdır.He was the elder brother of Karl Friedrich Abel, and the grandfather of Johann Leopold Abel.
Diğer büyük babası Gustaf Wallenberg, Tokyo, İstanbul ve Sofya’da elçiydi.His paternal grandfather, Gustaf Wallenberg, was a diplomat and envoy to Tokyo, Istanbul, and Sofia.
Kendisi Büyük Baba'nın karısıdır.She is Grandpa's wife.
Kendine Büyük Baba'yı örnek almıştır.En son akşam yemeğinde görünür.The latter grace is spoken by the senior Fellow present at the end of dinner on High Table.
Günümüzde büyükanne ve büyük babaların çocukları ile birlikte yaşadığına pek rastlanmaz.It is never explained why the kids are living with their uncles.
Ephraim Black Jacob Black'in büyük büyük babası ve Quileute kabilesinin son şefi.Ephraim Black, great-grandfather to Jacob Black, was the last chief of the Quileute tribe.
Politik görüşleri babası ve büyük babasından miras kalmıştı.He was excluded from major inheritances by both his father and father-in-law.
Akşam yemeğinde Büyük Baba'ya (Diğer) da bu konulardan bahseder.Like we'll be telling our grandkids about it one day.
Lozanlı büyük babası dolayısıyla İsviçre vatandaşlığı da vardır.Due to his Swiss ancestry, Schneider also holds a Swiss citizenship.
Olmert'in büyük babası J.J. Olmert I. Dünya Savaşı'ndan sonra Rusya’dan kaçıp Çin’e yerleşmişti.Olmert's grandfather J. J. Olmert settled in Harbin after fleeing post-World War I Russia.
Bu portreden Büyük Baba'nın gençliğinde saçlarının siyah olduğu da bilinir.In this animation, her hair is black.
Büyük babası bir ikona ressamıydı.His grandfather was an icon painter.
Florida'da büyük annesi ve büyük babası tarafından yetiştirildi.He was raised in Florida by his grandparents.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımWhen I'm photographing them, I cannot help but remember my grandfather's lesson.
Şu işe bakın, büyük baba oldum!Daddy? Look at me!
Lise 1'i bitirdiğim yılın yazında büyük babam kanser sebebiyle aramızdan ayrıldı.And then came the summer after my freshman year, when my grandfather passed away due to cancer.
Büyük büyük babam Model T.yi icat etmeden önce şöyle demiş:My great grandfather once said before he invented the Model T,
İzin verin şöyle söyleyeyim: büyük babanız engelliydi.And let me tell you something: your grandfather was handicapped.
2050 yılında çocukları olduğu zaman, büyük babaya geri dönüp baktıklarındaWhen they have their kids, 2050, they'd better look back at Grandpa and say,
Ben 21 Eylül olmasını istedim çünkü büyük babamın şanslı sayısıydı.And I wanted it to be the 21st of September because it was my granddad's favorite number.
Bu benim büyük babam.That is my grandfather.
Büyük babaannelerinin sekizinin hepsi İrlanda'dan göç etti..All eight of their great-grandparents emigrated from Ireland.
591) Büyük Babai (ö.536) John of Ephesus (d.
Trevor Pinnock, büyük babasının bir Kurtuluş Ordusu grubu yönettiği Canterbury'de doğdu.Trevor Pinnock was born in Canterbury, where his grandfather had run a Salvation Army band.
Menoeceus, Kreon ve Iokaste'nın babasıdır ve Oidipus'un da büyük babasıdır.He became the grandfather of Oedipus.
Jude'nin soyadı Soonsup (ซุ่นทรัพย์), anne tarafındaki Taylandlı büyük babasından gelmektedir.Jude’s surname, Soonsup (ซุ่นทรัพย์), comes from his maternal grandfather, who is Thai.
Vanita akşam yemeğinde Büyük Baba'nın yemeğidir.Am Abend ist Mollys Vater zum Abendessen geladen.
Swift'in büyük babasının adı Robert'tı ve babasının ikinci adı Kingsley.Swifts Oma hieß Majorie Finlay, ihr Opa hieß Robert ihr Vater mit zweitem Vornamen Kingsley.
591) Büyük Babai (ö.91) Ur-Großmütterchen (op.
Charles Darwin'in büyük babasıdır.Sie ist eine Enkelin von Charles Darwin.
Soyadı Litvan olan büyük babasından gelmektedir.Den Nachnamen verdankt er seinem Urgroßvater, der aus Italien stammt.
Tom benim büyük babam.Tom es mi abuelo.
Lozanlı büyük babası dolayısıyla İsviçre vatandaşlığı da vardır.Grâce à sa grand-mère, il possède également la nationalité suisse,.
Yaz aylarında Erie, Pennsylvania'da büyük annesi ve büyük babasının yanında kalıyor ve gazete satıyordu.Il passe ses étés à Érié, en Pennsylvanie, chez ses grands-parents et vend notamment des journaux.
Babası ve büyük babası avukattı.Son père et sont grand-père sont avocats.
Günümüzde büyükanne ve büyük babaların çocukları ile birlikte yaşadığına pek rastlanmaz.Mais de nos jours il n'est pas rare de voir des parents ou des frères et sœurs le faire.
Charles Darwin'in büyük babasıdır.Il est le frère aîné de Charles Denner.
Torunları, Büyük Baba'dan Sally'nin kafasına çekiç vurarak öldürmesini istemişlerdi.Ils voulurent alors que ce soit le grand-père qui achève Sally avec un marteau.
Büyük babası bir ikona ressamıydı.Son propre père était peintre d'icône.
Haftada iki kez büyük babamı ve annemi ziyaret ederim.Visito a mis abuelos dos veces a la semana.