17. yüzyılda şehrin ticareti yavaş yavaş artmaya başladı ve nüfus büyüdü.17巻の時点では復興もかなり進み、人口も増えていた。
Stymest Coney Hall'da büyüdü.コネルズビルで育った。
Cattell ailenin en büyük ve en önemi çocuğu olarak büyüdü.家督は長男・良広が継いだ。
Mardin'de Süryani bir ailenin çocuğu olarak doğdu ve büyüdü.魚屋の娘として生まれ育つ。
Distimitria: Her şeyin içinden geçmeye yarayan büyüdür.「歪」は万物をねじ曲げる魔乖咒である。
Londra'da büyüdü.ロンドンで育った。
Matsuyama'da doğup büyüdüm.私は松山に生まれて育った。
Yokohama'da büyüdüm.私は横浜で育った。
Pokémon izleyerek büyüdüm.僕はポケモンを見て育った。
Philadelphia'da büyüdü ve 15 Mayıs 1914'te Amerikan vatandaşı oldu.他在费城长大,1914年5月15日成为美国公民。
Ancak 14 Haziran'da protestolar büyüdü ve daha fazla şiddet içerir hale geldi.进入6月14日,抗议活动已大大增加,并且变得更加暴力。
Bronz çağında şehirler büyüdükçe, tuğla ve marangozlar gibi profesyonel ustaların bir sınıfı ortaya çıktı.在青铜器时期,随着城市的出现,也出现了砖瓦匠和木匠这些专业工匠。
Stalin ve Kamo birlikte büyüdüler ve Kamo, Stalin'in sayesinde Marksist oldu.斯大林和卡莫从小一起长大,卡莫在斯大林的转化下信奉马克思主义。
Mercader, Barselona'da 1913 yılında doğdu ama annesiyle birlikte Fransa'da büyüdü.麦卡德于1913年出生在巴塞罗那,但却与母亲Caridad在法国长大。
S.E.S grubunu dinleyerek büyüdü ve şarkıcı olma hayalleri vardı.成長過程中,深受S.E.S.影響,夢想成為一名歌手。
Temmuz 1952'de Kesselring'in boğazında bir kanserli tümörün büyüdüğü teşhisi kondu.1952年7月,凯塞林經診斷出喉癌。
Malatya'da büyüdü.她在马莱长大。
Matt Groening, Springfield'ın büyüdüğü şehir olan Portland, Oregon ile birçok ortak yönünün olduğunu belirtir.尽管如此,格勒宁亦曾说过,春田镇与他成长的城市俄勒冈州的波特兰有许多共同点。
Anne Artık Ben Büyüdüm!《我已是大人了!
Babası Tibet'te doğdu ve Delhi'de büyüdü; annesi ise (2008'de öldü), Sirmaur, Himachal Pradesh'ti.珊妮的父親生于西藏並成長于新德里,而母親(2008年過世)生長于斯爾毛縣一個叫納漢的小鎮。
O zamandan beri, şirket giderek büyüdü.这样,公司变得虚胖了。
17. yüzyıldan itibaren, Geniş Caddeler Komisyonu’nun da desteğiyle, şehir hızla büyüdü.从17世纪开始,城市在寬闊街道事務委員會(英语:Wide Streets Commission)的帮助下开始迅速扩张。
Gregor Hristiyan ruhban sınıfı arasında büyüdü.费格在基督科学教会的环境中长大。
Büyüdüğünde ise, gücü hemen eline alan II. Şapur, aktif ve etkili bir hükümdar olduğunu kanıtladı.成年後的沙普爾二世馬上上台,並證明了他是一位活躍、有影響力的君王。
Güney Gürcistan'da, Samtshe-Cavaheti bölgesinde büyüdü.她在格魯吉亞南部的薩姆茨赫-扎瓦赫季州的地区长大。
17. yüzyılda şehir Avrupa ortalamalarına göre çok daha hızlı büyüdü.在17世紀,城市得到了迅速的發展。
II. Dünya Savaşı'nın hem öncesinde, hem de sonrasında; Fransa'da Alman felsefesine ilgi büyüdü.二戰後,德國哲學在比鄰的法國引發了一股研究熱潮。
Kurt orada büyüdü.馬乃西在此長大。
Annesi ile birlikte daha sonra Lübnan'a (Ohio eyaleti ) taşındı ve orada büyüdü.不幸的是,他的母親後來改嫁,其後亦因为被其繼夫虐打而離家出走。
Kanada'da büyüdü.他在香港长大。
Götz Spielmann Viyana'da büyüdü.马克·范戈在维也纳长大。
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.各种症状开始时都很轻微,但会逐渐恶化。
Yavru erkekler büyüdüklerinde klandan ayrılarak diğer klanlara katılır ve kendi haremlerini kurarlar.雌性後代則會離開,加入別的氏族。
Şam'da büyüdü.在上海青浦长大。
5 kardeş olarak büyüdüler.五兄弟中排行老五。
1960'larda şehir büyüdü ve hızlı bir şekilde gelişti.该法在60年代后得到迅速发展,趋于成熟。
Guinee Los Angeles, Kaliforniya'da doğdu ve Illinois, Teksas'ta büyüdü.他出生在洛杉磯,成長在伊利諾州和得克薩斯州。
Ailesi o altı yaşındayken Mississippi'ye taşındı ve Tatum orada büyüdü.他一岁时随家庭迁至特拉维夫,并在那里长大。
Açıkça görüldüğü üzere A ticaretten daha kazançlı çıktı fakat iki taraf da büyüdü.她上台時由前田敦子贈送花束,兩人更在台上熱烈相擁。
Medina'nin oğlu sağlıklı büyüdü ve 40 yaşındayken 1979 yılında öldü.海拉尔多健康長大,但在1979年死於骨髓相關的疾病,得年40歲。
Belle sıkı bir Katolik ailede büyüdü.벨은 엄격한 가톨릭 집안에서 자랐다.
Kardeşi Stefan ile Almanya'da büyüdü.독일에서 남동생 스테판과 함께 컸다.
Tarantallegra: Kişiyi ayaklarını kontrol edemeyecek hâle getirerek oynamasına sebep olan büyüdür.그러나 의리(義理)는 천하의 공물(公物; 모두가 소유하는 것)인데, 그대는 지금 윤휴에게 감히 말도 못하게 함은 무엇 때문인고.
Memphis ve Millington arasında yer alan Shelby Forest adlı küçük bir yerde büyüdü.그는 멤피스와 밀링턴 사이의 작은 마을 셸비 포레스트에서 자랐다.
Anne Artık Ben Büyüdüm!모친에게는 여자같이 자랐다.
Çocukken Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti ve Philadelphia'da büyüdü.서울에서 태어나 유아(6세) 때 미국으로 이민을 갔으며 필라델피아에서 자랐다.
Fakirlikle büyüdü.그는 빈민가에서 성장했다.
Böylece şehir genişledi, büyüdü.도시가 커지면서, 서쪽으로 확장되어갔다.
Güney Kaliforniya'da büyüdüler ve 6 aylıkken oyunculuğa başladılar.조지아주의 포트 스튜어트에서 태어나 자랐고 6살 무렵 야구를 시작하였다.
İkinci Dünya Savaşı sırasında yoksulluk içinde büyüdü, dans eğitimi aldı kariyerine modellik yaparak başladı.제2차 세계 대전 하 궁핍한 환경에서 성장했으며 댄서와 모델로 활동했다.
Kaliforniya'da büyüdü.캘리포니아에서 성장했다.
Bebekken terk edildiği için, bilinmeyen bir ırktan uzaylı olduğuna inanarak bir yetimhanede büyüdü.태어날 때 부모로부터 버려져서 고아원에서 자란 그녀는 자신이 아직 알려지지 않은 외계종족이라고 생각한다.
Şikago'da doğdu, Avustralya'da büyüdü, şimdi Los Angeles'ta yaşamaktadır.텍사스주 샌안토니오에서 태어났고, 현재 로스앤젤레스에 거주하고 있다.
Diğer çocukların hepsi büyüdüklerinde resimle ilgilendiler.부모님이 모두 직장에 다녀 어린시절 외할머니(신애덕)의 손에 자랐다.
Wilkens, Roma Katolik inancına bağlı olarak büyüdü.브라이언트는 로마 가톨릭 신앙으로 자라왔다.
Ödülü ona vereceğiz, büyüdüğünde babasıyla gurur duyacak" dedi.낳아주시고 키워주신 은혜에 감사한다."며 동생 최진영에게는 엄마를 잘모시라고 당부하였다.
İçeride kalan balıklar doğal olarak beslenir büyüdüklerinde avlanır. eski bir yöntemdir.주식은 물고기로, 사냥할 때에는 자맥질을 하여 먹이를 먹는다.
Beşiktaş ile büyüdüm.어릴적 주유와 함께 성장했다.
O zamandan beri, şirket giderek büyüdü.이후 수십 년간 계속, 회사는 성장을 거듭하였다.
1997'de buluşmalar o kadar büyüdü ki artık küçük yerler yetmez hale geldi.프랑스에 식민지화 되기 전에는 동화가 유통되었고, 통화단위는 지금보다 훨씬 작았다.