Zamanın en büyük sorunu işsizliktir.The biggest problem of the hour is unemployment.
Bana yolu göstermeniz büyük kibarlık.It is very kind of you to show me the way.
Caddeyi dikkatsizce geçen biri kendini büyük tehlikeye atar.A jaywalker exposes himself to great danger.
Yoldaki büyük ve küçük taşlar için dikkatli ol!Watch out for big and small stones on the road!
Büyük bedenimiz var, ama o renk mevcut değil.We have the extra-large size, but not in that color.
Okumak bana büyük bir zevk verir.Reading gives me great pleasure.
Okumak bana büyük zevk veriyor.Reading gives me great pleasure.
İki büyük medeniyet yavaş yavaş bozuldu.Two great civilizations slowly fell into decay.
Gün geçtikçe, momentumda kampanyamız büyüdü.As the days passed, our campaign grew in momentum.
Japonya'da büyük alanlar bulmak nadirdir.It's rare to find big yards in Japan.
Japonya'da başka hiçbir göl Biwa gölü kadar büyük değildir.No other lake in Japan is as large as Lake Biwa.
Japonya'da pirinç için büyük bir pazar var.There is a great market for rice in Japan.
Hangisi daha büyüktür, Japonya mı yoksa Britanya mı?Which is larger, Japan or Britain?
Japonya'da nerede büyüdünüz?Where in Japan did you grow up?
Japonya'da hiçbir şehir Tokyo kadar büyük değildir.No city in Japan is as large as Tokyo.
Japonya'da başka hiçbir şehir Tokyo kadar büyük değildir.No other city in Japan is as large as Tokyo.
Japon ekonomisi geniş ölçüde büyüdü.The economy of Japan has grown enormously.
Japon ekonomisi geçen yıl %4 büyüdü.The Japanese economy grew by 4% last year.
Japon endüstrisi savaştan beri büyük ilerlemeler kaydetti.Japanese industry has made great advances since the war.
Japonya'nın nüfusu Yeni Zelanda'dan daha büyüktür.The population of Japan is larger than that of New Zealand.
Japonya'nın nüfusu İngiltere ve Fransa'nın bir araya getirdiği nüfustan daha büyüktür.Japan's population is larger than that of Britain and France put together.
Japonya'nın nüfusu Britanya'nınkinden daha büyüktür.The population of Japan is larger than that of Britain.
Japonya'nın nüfusu Avustralya'dan çok daha büyüktür.The population of Japan is much larger than that of Australia.
Japonya, dört büyük ada ve daha küçük birçok başka adadan oluşur.Japan consists of four main islands and many other smaller islands.
Japonya ABD'nin tarım ürünlerinin en büyük ithalatçısı.Japan is the largest importer of U.S. farm products.
Japonya Kanada kadar büyük değildir.Japan is not as large as Canada.
Japonya geçen yıl % 5'lik bir GSMH büyümesine ulaştı.Japan achieved a real GNP growth of 5% last year.
Japonya, dünyadaki en büyük ekonomik güçlerden biridir.Japan is one of the greatest economic powers in the world.
Japonya yabancı ülkelere büyük miktarda araba ihraç eder.Japan exports a great number of cars to foreign countries.
Japonya büyük miktarda petrol ithal eder.Japan imports a large quantity of oil.
Japonya büyük miktarda ipek ticareti yapardı.Japan used to trade silk in large quantities.
Japon ekonomisi yıllık en fazla % 5'ten daha fazla büyümeye devam etti.The Japanese economy continued to grow by more than 5% annually.
Japon Büyükelçiliği nerede?Where is the Japanese Embassy?
Büyük olan çocuklar her zaman ona dalavere yapıyorlar.The older boys are always playing tricks on him.
Şimdi büyük oğullar babalarından oldukça bağımsızlar.The elder sons are now quite independent of their father.
Tarım büyük miktarda su tüketir.Agriculture consumes a great amount of water.
Başo, en büyük şairdi.Basho was the greatest poet.
Onun gri saçı onun görünüşünü daha büyük gösteriyor.Her gray hair makes her look older than her age.
Onun büyük servetini nasıl topladığını hiç kimse bilmiyor.No one knows how he has amassed his enormous fortune.
O benim üzerimde büyük bir etkiydi.He was a great influence on me.
Onun büyük bir artist olduğu açık.It is clear that he is a great artist.
Onun büyük bir artist olduğu belli.It is clear that he is a great artist.
Büyük ihtimalle kazanacak.There is a good chance that he will win.
Onun büyük bir hata yaptığı açık.It is clear that he has made a big mistake.
Onun Çin'de büyüdüğü iyi bilinir.That he grew up in China is well-known.
O büyük bir mizah duygusuna sahiptir.He has a great sense of humour.
Bakması gereken büyük bir ailesi var.He has a large family to provide for.
Geçimini sağlaması gereken büyük bir ailesi var.He has a large family to provide for.
Bakacak büyük bir ailesi vardı.He had a large family to support.
Onun geçindirecek büyük bir ailesi var.He has a large family to support.
Ona bir miktar ödünç para vermen büyük nezaketti.It was very kind of you to lend him some money.
Onun ailesi çok büyük.His family is very large.
Onun büyükbabası kaç yaşında olabilir?How old might his grandfather be?
Onun büyükannesi sağlıklı görünüyor.His grandmother looks healthy.
Onun müziği yurt dışında büyük bir popülerliğe ulaşmıştır.His music has attained great popularity overseas.
Evinin arkasında büyük bir bahçe var.There is a large garden at the back of his house.
Onun evi benimkinden üç kat büyük.His house is three times larger than mine.
O, büyük bir ailenin üyesidir.He belongs to a large family.
Onun ailesi büyüktür.His family is large.
Ben onun planında büyük bir tehlike görüyorum.I see a great danger in his plan.