O, kuzu postuna bürünmüş bir kurt.He is a wolf in sheep's clothing.
Kendisi kürklere bürünmüş.She is garbed in furs.
Kuzu postuna bürünmüş kurttan sakının.Beware the wolf in sheep's clothing.
O, kuzu postuna bürünmüş kurt.He's a wolf in sheep's clothing.
Dışarıda her yer beyaza bürünmüş.Everything's white outside.
Ev tam bir sessizliğe bürünmüştür.The house is in complete silence.
O günden sonra bütün halk umutsuzluğa bürünmüştür ve her şey griye dönmüştür.All nations were de jure subject to them, and anyone who opposed them was thereby a rebel (bulgha).
Siyah giyen adam Locke'ın formuna bürünmüştür.Attempted in imitation of Mr. Locke's manner.
Artık tamamen oynayacakları role bürünmüş durumdalar.They have now fully become the roles they are to perform
Kırmızı kaban, kırmızı ayakkabılar.. Tamamen kırmızıya bürünmüştü.A red coat, and red shoes. She went out completely in red.
Şimdi o cesaretin ete kemiğe bürünmüş hali çünkü burada durup hepinize konuşma yapacak.Now she is the personification of courage, because she's going to stand up here and talk to you all.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Out of the north comes golden splendor. With God is awesome majesty.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,He covers himself with light as with a garment. He stretches out the heavens like a curtain.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.The armies which are in heaven followed him on white horses, clothed in white, pure, fine linen.
O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.Many faces will be contrite on that day,
Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde.Eyes lowered, shame attending.
Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalara bürünmüştür.Their faces will be covered, as it were, with pieces from the darkness of night.
Onların yüzleri, sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibidir.Their faces will be covered, as it were, with pieces from the darkness of night.
Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür.Their faces will be covered, as it were, with pieces from the darkness of night.
Yüzleri karanlık gecelerden bir parçaya bürünmüş gibidir.Their faces will be covered, as it were, with pieces from the darkness of night.
Yüzleri sanki karanlık geceden bir parçayla bürünmüştür.Their faces will be covered, as it were, with pieces from the darkness of night.
Onları Allah'tan kurtaracak hiç kimse yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalara bürünmüştür.They will have no defense against God—as if their faces are covered with dark patches of night.
ALLAH'tan başka bir koruyucuları yoktur. Yüzleri sanki karanlık geceden bir parçayla bürünmüştür.They will have no defense against God—as if their faces are covered with dark patches of night.
Şair ormanda dolaşırken siyahlara bürünmüş bir şövalye bulur ve şövalyenin acısını sorar.Wandering a wood, the poet discovers a knight clothed in black, and inquires of the knight's sorrow.
Bonnie, Osgood'un şekline bürünmüştür.Debbys Gesicht ist halbseitig entstellt.
Ev tam bir sessizliğe bürünmüştür.Der Onkel hüllt sich in vornehmes Schweigen.
Siyah giyen adam Locke'ın formuna bürünmüştür.L'homme en noir apparaît ensuite sous la forme de Locke.
4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar, incilerle süslenmişti.4 La femme, vêtue de pourpre et d'écarlate, étincelait d'or, de pierres précieuses et de perles.
Bu Don Alonzo yeni bir kıyafete bürünmüş Kont Almaviva'dır.Alonso, bien sûr, n’est autre qu’Almaviva déguisé.
Etkinlikler şenlik havasına bürünmüşür.Les succès s'enchaînent pour les Météores.
Ad, "Baluch / Baloch" olduğu tartışma bürünmüş.«El plan Balboa tiene su "contra-Balboa"».
Ancak bazı insanlarda "eros" kavramı, daha üstün bir niteliğe bürünmüştür.No obstante, hay algunos ejemplos de agape usados con el significado de eros.
Ev tam bir sessizliğe bürünmüştür.El maldito lugar quedó en silencio.
Bonnie, Osgood'un şekline bürünmüştür.Mīl, pesi a forma di clava.
Sekizinci hicrî asırda Anadolu hemen hemen tamamıyla Şiî bir hüviyete bürünmüştü.Per gli ottavi, il sorteggio è stato interamente libero.
Bu Don Alonzo yeni bir kıyafete bürünmüş Kont Almaviva'dır.In questo periodo conosce don Camillo Salvi curato di Villa d’Almè.
Savaş hem daha şiddetli ve kesin sonuca götüren hale gelmiş hem de törensel ögelere bürünmüştür.Они займут еще более скверное место и еще больше сбились с прямого пути».
Rita; Betty'nin, gerçekte Camilla'nın olmasını istediği şekle bürünmüş hâli." şeklinde bir analiz yapmaktadır.Рита — это фантазия Бэтти, то, какой она хотела бы видеть Камиллу».
4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar, incilerle süslenmişti.A mulher estava vestida de azul e vermelho, e adornada de ouro, pedras preciosas e pérolas.
Bu Don Alonzo yeni bir kıyafete bürünmüş Kont Almaviva'dır.Lá conhecem capitão Sham, que é na verdade conde Olaf num disfarce.
4 Ekim günü ortalık ölüm sessizliğine bürünmüştü.Op 4 oktober was er een open dag in de Lijnwerkplaats Leidschendam.
Bu Don Alonzo yeni bir kıyafete bürünmüş Kont Almaviva'dır.Terrängen runt Manto de Don Arturo är kuperad.
İlk başlar'da Kaprisli iken daha sonra esprili bir kişiliğe bürünmüştür.Na pódiu se po počáteční plachosti stal velice charismatickou osobností.
Bütün birlikler demire bürünmüşlerdi.Toți soldații săi erau demoralizați.
Siyah giyen adam Locke'ın formuna bürünmüştür.Ben még mindig megrökönyödötten fekszik Locke teste mellett.
İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı."Kereszt-halálra bujtói, kereszt-vivői nyájából szakadtál ki TE IS!"
Aralarında kız kıyafetine bürünmüş olan Cherubino da bulunmaktadır.Heidän joukossaan on naiseksi puettu Cherubino.
Ev tam bir sessizliğe bürünmüştür.Muuten täysin terve nainen on valinnut hiljaisuuden.
Tarih boyunca insanlar çok çeşitli nedenlerle karşı cinsin kimliğine bürünmüşlerdir.Eri maissa ihmisiä on sterilisoitu vasten heidän tahtoaan useista syistä.
Fakat MÖ 7. yüzyıldan itibaren gerçek bir şehir devleti karakteristiğine bürünmüştür.紀元前7世紀中ごろ、街は正式な計画に従って整備された。
Gri elbiselere bürünmüştü.היא ניצבת מולו בחלוקה האפור.
Böylece Ankaraspor bir spor kulübü değil, bir futbol kulübü hüviyetine bürünmüştür.Galiausiai, buvo nuspręsta, kad reikia kurti atskirą futbolo klubą, o nebūti KFK dalimi.
Benzer şekilde canavar ve yaşlı ikili de birtakım şeylerin şekle bürünmüş halidir.Kanntaim on kahekojalised, st isas- ja emasõied asuvad sama liigi eri taimedel.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Dal nord giunge un aureo chiarore, intorno a Dio è tremenda maestà
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.dela miază-noapte ne vine aurora, şi ce înfricoşată este măreţia care înconjoară pe Dumnezeu!
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Del norte viene un dorado esplendor; alrededor de Dios hay una temible majestad
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Do norte vem o áureo esplendor; em Deus há tremenda majestade.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.fra Norden kommer en Lysning. Over Gud er der frygtelig Højhed,
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Fra Norden kommer gull; om Gud er der en forferdende herlighet.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.I guldglans kommer han från norden. Ja, Gud är höljd i fruktansvärt majestät;