bölgeye ile cümle
bölgeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
O bölgeye beynin yüz bölgesi denilebilir, değil mi?Μπορείτε τα την ονομάσετε περιοχή προσώπων του εγκεφάλου, σωστά;
O bölgeye beynin yüz bölgesi denilebilir, değil mi?Вы можете называть это лицевой областью мозга, верно?
O bölgeye beynin yüz bölgesi denilebilir, değil mi?Її можна називати лицьовою областю мозку, добре?
O bölgeye beynin yüz bölgesi denilebilir, değil mi?Можем да го наречем лицевият участък в мозъка, нали?
O bölgeye beynin yüz bölgesi denilebilir, değil mi?אפשר לקרוא לזה אזור הפנים של המוח, כן?
O bölgeye beynin yüz bölgesi denilebilir, değil mi?يمكنك أن تسميها بمنطقة الوجه في المخ، صحيح؟
O bölgeye beynin yüz bölgesi denilebilir, değil mi?さきほど話しましたね
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,Apropiindu-ne de ţărm, unde ne aflăm, aceasta a fost de fapt luată în Galapagos.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,Aproximemo-nos da costa, onde estamos. Isto foi registado nas Galápagos.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,En nous rapprochant de la côte, où nous sommes, cette photo a été prise en fait dans les Galapagos.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,우리가 사는 해안쪽으로 다가가 살펴보죠. 이것은 갈라파고스에서 찍힌 사진입니다. 많은 생물종들이 동 열대 태평양 해양 경관의
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,Tornando verso la costa, dove siamo noi, questa è un'immagine scattata nelle Galapagos.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,We komen dichterbij de kust, waar wij ons bevinden, dit is genomen in de Galapagos.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,Wir nähern uns jetzt der Küste, das hier ist auf den Galapagos-Inseln.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,Zbliżamy się bliżej brzegu, na którym jesteśmy. To zdjęcie było zrobione na Galapagos.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,Πλησιάζοντας προς την ακτή, όπου βρισκόμαστε, αυτή [η φωτογραφία] τραβήχτηκε στα νησιά Γκαλαπάγκος.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,Да се приближим още по-близо до брега, където сме в момента, всъщност това беше снимано в Галапагос.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,שייתכן, ובמקרים רבים, הוא לכל אורך השנה. נתקרב לחוף, היכן שאנחנו, התמונה הזו צולמה בגלפגוס.
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,بالاقتراب أكثر من الساحل حيث نحن هذه الصورة مأخوذة من الغلاباغوس العديد من الفصائل قد قِيدت عبر هذه المنطقة
Olduğumuz yere kıyıya yaklaştıkça ki bu Galapagos'ta çekilmişti. pek çok tür bu bölgeye doğru ilerliyor,この写真はガラパゴス諸島で撮影されました 多くの種がこの海域を通過するため この海域は特に注目を集め
Onlar gelince adamlarımızı düşman bölgeden çıkarıp... Pakistan Stadyumu'na, güvenli bölgeye götüreceğiz.Cuando se junten, sacaremos a nuestra gente... ...del área hostil y la llevaremos a la zona segura.
Onlar gelince adamlarımızı düşman bölgeden çıkarıp... Pakistan Stadyumu'na, güvenli bölgeye götüreceğiz.Musíme dostat naše lidi z nebezpečné zóny do pakistánskeho stadiónu v bezpečné zóně.
Onlar gelince adamlarımızı düşman bölgeden çıkarıp... Pakistan Stadyumu'na, güvenli bölgeye götüreceğiz.Θα απομακρύνουμε τους άντρες από την εχθρική περιοχή... ...και θα τους πάμε στο στάδιο των Πακιστανών.
Onlar gelince adamlarımızı düşman bölgeden çıkarıp... Pakistan Stadyumu'na, güvenli bölgeye götüreceğiz.Ще опитаме да изведем момчетата от вражеската зона и да ги върнем на Пакистанския стадион в безопасната зона.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Aber sie gingen aus und machten ihn ruchbar im selben ganzen Lande.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Ale oni vyšedše, rozhlásali jej po vší té zemi.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Ale oni vyšli a rozhlásili ho po celej tej zemi.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Azok pedig kimenvén, elterjeszték az õ hírét abban az egész tartományban.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Dar ei, cum au ieşit afară, au răspîndit vestea despre El în tot ţinutul acela.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Eles, porém, saíram, e divulgaram a sua fama por toda aquela terra.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.저희가 나가서 예수의 소문을 그 온 땅에 전파하니라
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Lecz oni wyszedłszy, rozsławili go po wszystkiej onej ziemi.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Ma essi, appena usciti, ne sparsero la fama in tutta quella regione
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Mais, dès qu`ils furent sortis, ils répandirent sa renommée dans tout le pays.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Men de gikk ut og utbredte ryktet om ham i hele landet deromkring.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Men de gik ud og udbredte Rygtet om ham i hele den Egn.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Men de gingo åstad och utspridde ryktet om honom över hela det landet.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Mutta he menivät pois ja levittivät sanomaa hänestä koko siihen maahan.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Ona pa izideta in ga razglasita po vsej tisti deželi.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Pero ellos salieron y difundieron su fama por toda aquella tierra
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Song lúc hai người ra khỏi nhà , thì đồn danh_tiếng Ngài khắp cả xứ .
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Song lúc hai người ra khỏi nhà, thì đồn danh tiếng Ngài khắp cả xứ.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Tetapi mereka pergi dan menyiarkan berita tentang Yesus ke seluruh daerah
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Αλλ' εκεινοι εξελθοντες διεφημισαν αυτον εν ολη τη γη εκεινη.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.А они, выйдя, разгласили о Нем по всей земле той.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.А те, като излязоха разгласиха славата Му по цялата оная страна.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.Вони ж, вийшовши, розпустили про Него чутку по всїй землї тій.
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.והמה בצאתם השמיעו את שמעו בכל הארץ ההיא׃
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.ولكنهما خرجا واشاعاه في تلك الارض كلها
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.他 們 出 去 、 竟 把 他 的 名 聲 傳 遍 了 那 地 方
Onlar ise çıkıp İsayla ilgili haberi bütün bölgeye yaydılar.他 們 出去 、 竟 把 他 的 名聲傳 遍 了 那 地方
Onları düşman bölgesinden çıkarıp güvenli bölgeye getirmemiz şart. Acil yardıma ihtiyacım var.Najvažneje je, da jih premaknemo z sovražnega ozemlja na varno.
Onları düşman bölgesinden çıkarıp güvenli bölgeye getirmemiz şart.É imperativo retirá-Ios da área hostiI e Ievá-Ios para a zona de segurança.
Onları düşman bölgesinden çıkarıp güvenli bölgeye getirmemiz şart.Es imperioso pasarlos del área hostil a la zona segura.
Onları düşman bölgesinden çıkarıp güvenli bölgeye getirmemiz şart.Este urgent să-i scoatem din zona ostilă, în zona sigură.
Onları düşman bölgesinden çıkarıp güvenli bölgeye getirmemiz şart.Ja, sir. Durant.
Onları düşman bölgesinden çıkarıp güvenli bölgeye getirmemiz şart.Je nezbytně nutné dostat je z nepřátelského území do bezpečí.
Onları düşman bölgesinden çıkarıp güvenli bölgeye getirmemiz şart.Lepaskan dariku! Lepaskan!
Onları düşman bölgesinden çıkarıp güvenli bölgeye getirmemiz şart.Zdejmijcie! Dalej stary, dalej!
Onları düşman bölgesinden çıkarıp güvenli bölgeye getirmemiz şart.Πρέπει οπωσδήποτε να τους μεταφέρουμε στη ζώνη ασφαλείας.