bölgeye ile cümle
bölgeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.Mas onde quero chegar é que, talvez, seja desse espaço ilusório o que os escritores e artistas mais precisam.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.Men min poäng är kanske att undanglidande rymd är det författare och konstnärer behöver mest.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.Mně však jde o to, že ten nepostižitelný prostor je právě to, co spisovatelé a umělci potřebují nejvíc.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.Nhưng ý tôi là có lẽ cái không gian vô hình đó là những gì mà nhà văn và nghệ sĩ cần nhất.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.Pero mi punto es que tal vez ese espacio elusivo es lo que los escritores y artistas más necesitan.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.Але я гадаю, що письменникам і митцям потрібен якраз цей невиразний простір.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.Идеята ми е, може би, че това неестествено място е нещото, от което писатели и творци имат най-голяма нужда.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.Я имею ввиду, что неуловимое пространство - это то, что больше всего нужно писателям и художникам.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.אך הנקודה שלי היא, אולי, שאזור חמקמק הוא מה שכותבים ואמנים זקוקים לו יותר מכל.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.وما أريد أن أصل اليه هو أن تلك المساحة المحيرة قد تكون أهم مايحتاج إليه الكتاب والفنانين.
Ama bence biz yazar ve sanatçıların en çok da böyle aradalıklara, belirsiz bir bölgeye ihtiyacı var.作家や芸術家に一番必要なものだと思います 私がフィクション小説を書くとき 大事にするのは可変性です
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarakAle čím viacej ho trápili, tým viacej sa množil a tým viacej sa rozširoval. A hrozili sa synov Izraelových.
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarakAle čím více trápili jej, tím více rostl a tím se více rozmáhal. I vzali sobě syny Izraelské v ošklivost.
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarakDar cu cît îl asupreau mai mult, cu atît se înmulţea şi creştea; şi s'au scîrbit de copiii lui Israel.
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarak그러나 학대를 받을수록 더욱 번식하고 창성하니 애굽 사람이 이스라엘 자손을 인하여 근심하여
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarakMais plus on l`accablait, plus il multipliait et s`accroissait; et l`on prit en aversion les enfants d`Israël.
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarakНо чем более изнуряли его, тем более он умножался и тем более возрастал, так чтоопасались сынов Израилевых.
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarakוכאשר יענו אתו כן ירבה וכן יפרץ ויקצו מפני בני ישראל׃
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarakولكن بحسبما اذلّوهم هكذا نموا وامتدّوا. فاختشوا من بني اسرائيل.
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarak只 是 越 發 苦 害 他 們 、 他 們 越 發 多 起 來 、 越 發 蔓 延 . 埃 及 人 就 因 以 色 列 人 愁 煩
Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarak只是 越發苦 害 他 們 、 他 們越發多 起來 、 越發 蔓延 . 埃及人 就 因 以色列人 愁煩
Ben McKnight. Üniforma 64 bölgeye yaklaşıyor.Aici McKnight, 0464 ne apropiem de zona de desfăşurare.
Ben McKnight. Üniforma 64 bölgeye yaklaşıyor.Tu McKnight "U 64" se približuje označenemu mestu.
Ben McKnight. Üniforma 64 bölgeye yaklaşıyor. Yere yatın!Tady McKnight, Jednotka 64, přibližujeme se do prostoru.
Ben McKnight. Üniforma 64 bölgeye yaklaşıyor. Yere yatın!Tu McKnight, Jednotka 64, približujeme sa do priestoru.
Ben McKnight. Üniforma 64 bölgeye yaklaşıyor. Yere yatın!"Uniforme"64</i> <i>perto da zona de espera.</i>
Ben McKnight. Üniforma 64 bölgeye yaklaşıyor. Yere yatın!כאן מקנייט ."יוניפורם 6-4 מתקרב לזירה"
Ben sadece birinci bölgeye odaklandım.Então, qual é o benefício do eixo, Jill e como a imagem, é também meu mynet x e digamos que o eixo x.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Intrăm pe un teren virgin şi încă expertiza şi sistemele noastre se bazează pe trecut.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Kita memasuki daerah yang masih gelap, namun keahlian dan sistem kita didasarkan pada masa lalu.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.우리는 가보지 못한 영역으로 들어가고 있습니다. 하지만 우리의 전문성과 체제라는 건 과거에 의존하고 있거든요.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Nous entrons dans un territoire inexploré, et encore notre expertise et nos systèmes sont basés sur le passé.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Vstupujeme na nepreskúmané územie, a predsa naše systémy a expertíza vychádzajú z minulosti.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.We wagen ons op onbekend terrein, maar onze expertise en onze systemen zijn gebaseerd op het verleden.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Wir betreten Neuland und bis jetzt stammen unser Wissen und unsere Systeme aus der Vergangenheit.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Wkraczamy na nieznany ląd, a nasze ekspertyzy i nasze systemy bazują na przeszłości.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Ми вступаємо в незвідану територію, і, поки що, наш досвід і наші системи грунтуються на минулому.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Мы ступаем на неизведанную территорию, но наш опыт и наши системы основаны на прошлом.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.Навлизаме в немаркирана територия и все пак, оценката ни и системите ни са основани на миналото.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.אנו נכנסים לשטח לא ידוע ועם זאת המומחיות שלנו והמערכות שלנו מבוססים על העבר.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.نحن ندخل في اماكن غير مكتشفة حتى الان، ولكن كل خبراتنا وأنظمتنا مبينة على احداث الماضي.
Bilinmeyen bir bölgeye giriyoruz ve uzmanlığımız ve sistemlerimiz hala geçmişe dayanmaktadır.私たちの知識やシステムは 過去の成果をベースとしています 「定常性」とは過去を基に未来を
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.Az ENSZ rohamtempóban akart embereket és felszerelést küldeni arra a területre.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.De V.N. wou snel mensen en goederen naar het gebied sturen.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.Die U.N. wollte Menschen und Hilfsmittel in die Region bringen.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.FN ville snabbt få personal och utrustning på plats men det fanns inga kartor.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.La ONU quería enviar inmediatamente gente y provisiones al área.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.Le Nazioni Unite volevano spedire personale e aiuti nell'area colpita, ma non c'erano mappe.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.Liên Hiệp Quốc muốn nhanh chóng đưa người và hàng hoá tới vùng bị nạn.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.ONU voia să trimită ajutoare în zonă.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.ONZ chciało jak najszybciej dostarczyć ratowników i zaopatrzenie.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.OSN chtělo rychle do oblasti dodat podporu a materiální pomoc.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.PBB ingin segera mengirimkan relawan dan bantuan ke area bencana.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.U.N. chceli nahnať ľudí a zásoby do oblasti.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.UN은 해당 지역에 인력과 물자를 서둘러 투입하려고 했습니다.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.Združeni narodi so želeli na območje naglo poslati ljudi in zaloge pomoči.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.Ο ΟΗΕ ήθελε να στείλει ανθρώπους και εφόδια στην περιοχή.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.ООН хотіла надіслати рядувальників та продукти харчування.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.От ООН искаха да докарат хора и припаси в района.
Birleşmiş Milletler acil olarak bölgeye insan ve erzak sevketmek istedi.האו"ם רצה להביא אנשים ואספקה לאיזור.
İlgili Sayfalar