bögü ile cümle

bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Man konnte leise Stellen hören, die vom Tratschen und Rufen völlig übertönt worden wären.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Părţile delicate puteau fi auzite care altfel ar fi fost acoperite de ţipete şi bârfe.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Se podían escuchar las partes suaves que habrían sido ahogadas por todos los susurros y los gritos.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Tiché pasáže, které by normálně byly přehlučeny klábosením a křikem, byly slyšet.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Trechos mais silenciosos podiam ser ouvidos que teriam sido abafados pelos berros e bisbilhotices.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Zachte passages waren nu te horen die anders overstemd zouden zijn door al het geroddel en geschreeuw.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Τα ήσυχα μέρη, που άλλοτε θα είχαν πνιγεί από τις συζητήσεις και τις φωνές μπορούσαν τώρα να ακουστούν.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Можна було почути найтихішу музику, яка б потонула у всьому цьому базіканні та вересках.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Тихите части можело да бъдат чути, които биха били удавени от всичкото клюкарене и викане.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Части, звучащие тихо, можно было услышать, хотя раньше они потонули бы среди болтовни и криков.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.ניתן היה לשמוע חלקים שקטים שהיו נטבעים על ידי הרכילות והצעקות.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.و إمكانية الإستماع إلى الأجزاء الهادئة و التي كانت عادةً ما يغطيها الحديث و الصياح.
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.掻き消されていた静かなパートが 聞こえるようになりました 反響音があったせいで
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Ciągle docierają do nas informacje, że lód morski się topi, a jest go mniej niż kiedykolwiek.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Hukumme jatkuvasti uutisiin siitä, kuinka merijää katoaa ja on nyt alimmalla tasollaan.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Jsme stále zahlcováni zprávami, jak ledovce mizí a jsou na nejnižší úrovni.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.우리는 항상 뉴스의 홍수 속에 있습니다. 빙하가 없어지고 있다고요 그리고 그 것은 지금 바닥에 있습니다.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Lúc nào chúng ta cũng tràn ngập tin tức rằng băng biển đang biến mất đi và nó đang ở mực thấp nhất.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Nos inundan de noticias todo el tiempo con que el hielo desaparece del mar y que está en su nivel más bajo.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Nous sommes inondés d'infos tout le temps sur la disparition de la banquise et son niveau, au plus bas.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Sepanjang waktu kita dibanjiri dengan berita bahwa es laut mulai lenyap dan sedang berada di tingkat terendah.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Sme neustále zaplavení správami, že ľadovce v moriach miznú a sú na svojej doteraz najnižšej úrovni.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Suntem inundaţi tot timpul de ştiri despre gheaţa marină care dispare şi care e la cel mai jos nivel.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Vi bliver oversvømmet med nyheder hele tiden om at havisen forsvinder og at den er på det laveste niveau.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Vi matas hela tiden med nyheter om att havsisen försvinner och att den är på sin lägsta nivå.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.We worden overspoeld met nieuws dat het zeeijs verdwijnt en op zijn laagste punt is.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Ми постійно дізнаємося нові факти про танення арктичного льоду, і що його обсяги критично малі.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Мы часто слышим о том, что ледники тают, и что льда уже совсем мало.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.Ние сме затрупани с новини през цялото време, че леда от океаните изчезва и е на най-ниското си ниво.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.אנחנו מוצפים בחדשות כל הזמן שקרח האוקיינוס נעלם ושהוא ברמתו הנמוכה ביותר.
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.نحن نسمع طيلة الوقت على محطات الاخبار ان البحر المتجمد يتلاشى وان مستواه ينخفض
Deniz buzunun giderek kaybolduğu ve en düşük seviyede olduğu ile ilgili haberlere boğuluruz hep.ニュースが溢れています 最低の水準になっていると 科学者たちは最初 100年以内に
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.A Faraónak szekereit és seregét tengerbe vetette, s válogatott harczosai belefúltak a veres tengerbe.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Die Wagen Pharaos und seine Macht warf er ins Meer; seine auserwählten Hauptleute versanken im Schilfmeer.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.El a aruncat în mare carăle lui Faraon şi oastea lui; Luptătorii lui aleşi au fost înghiţiţi în marea Roşie.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Faraon vaunut ja hänen sotajoukkonsa hän suisti mereen, hänen valitut vaunusoturinsa hukkuivat Kaislamereen.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Faraos vagnar och härsmakt kastade han i havet, hans utvalda kämpar dränktes i Röda havet.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Faraos Vogne og Krigsmagt styrted han i Havet, hans ypperste Vognkæmpere drukned i det røde Hav,
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Faraos vogner og hans hær kastet han i havet, og hans utvalgte vognkjempere druknet i det Røde Hav.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Farao's wagens en zijn leger liet Hij in de zee vergaan, de beroemde strijders verdronken,
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Ha echado al mar los carros y el ejército del faraón. Fueron hundidos en el mar Rojo sus mejores oficiales
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.그가 바로의 병거와 그 군대를 바다에 던지시니 그 택한 장관이 홍해에 잠겼고
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Vozy faraonove i jeho vojsko vrhol do mora, a jeho vybraní bojovníci povozní sa potopili v Červenom mori.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Vozy Faraonovy i vojsko jeho uvrhl do moře; a nejpřednější hejtmané jeho ztopeni jsou v moři Rudém.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Wozy Faraonowe i wojsko jego wrzucił w morze, a wybrani wodzowie jego potopieni są w morzu czerwonem.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Колесниците Фараонови и войската му хвърли в морето; Отборните му полководци потънаха в Червеното море.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Колесницы фараона и войско его ввергнул Он в море, и избранные военачальники его потонули в Чермном море.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.מרכבת פרעה וחילו ירה בים ומבחר שלשיו טבעו בים סוף׃
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.مركبات فرعون وجيشه القاهما في البحر. فغرق افضل جنوده المركبيّة في بحر سوف.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.法 老 的 車 輛 、 軍 兵 、 耶 和 華 已 拋 在 海 中 、 他 特 選 的 軍 長 、 都 沉 於 紅 海
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.法老 的 車輛 、 軍兵 、 耶和華 已 拋 在 海中 、 他 特選 的 軍長 、 都 沉 於 紅海
Denize daldıklarında tüyleri o kadar çok su emerki her dalış boğulma tehlikesi haline gelirPokud se namočí, jejich dlouhá křídla mohou nasáknout vodu. S každým pokusem riskují utonutí.
Denize daldıklarında tüyleri o kadar çok su emerki her dalış boğulma tehlikesi haline gelirΑν βουτήξουν στη θάλασσα, τα μακριά φτερά τους θα βαρύνουν... σε κάθε βουτιά κινδυνεύουν να πνιγούν.
Denize daldıklarında tüyleri o kadar çok su emerki her dalış boğulma tehlikesi haline gelirПри неправильном входе в воду они часто рискуют повредить себе крылья и утонуть
Denize daldıklarında tüyleri o kadar çok su emerki her dalış boğulma tehlikesi haline gelirאם הן תיפולנה לים, כנפיהן הארוכות .עלולות להיות רוויות-מים באופן קריטי ,בכל הסתערות .הן מסתכנות בטביעה
Denize daldıklarında tüyleri o kadar çok su emerki her dalış boğulma tehlikesi haline gelirإذا يتخندقون في البحر أجنحتهم الطويلة يمكن أن تصبح مشبّعة بالماء جدا بكلّ إنقضاض، يخاطرون بالغرق
Dikey eksende ise, böğürtlen cinsinden marjinal maliyeti vereceğim.A na svislé ose tady chci uvést mezní náklady, mezní náklady v bobulích.
Dikey eksende ise, böğürtlen cinsinden marjinal maliyeti vereceğim.그리고 Y축에는 한계비용을 적어 볼까요. 단위가 딸기인 한계비용 말이죠.
Dikey eksende ise, böğürtlen cinsinden marjinal maliyeti vereceğim.А по вертикальній осі, ось зараз, я хочу представити граничну вартість, граничну вартість у ягодах.
Dikey eksende ise, böğürtlen cinsinden marjinal maliyeti vereceğim.На вертикалната ос, веднага, искам да сложа маргиналния разход, маргиналния разход в боровинки.

İlgili Sayfalar