bögü ile cümle
bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Şu bulunanların hepsi gözyaşlarına boğuldu.Those present were all moved to tears.
Taş kalpliler bile gözyaşlarına boğulabilirler.Even the hard-hearted can be moved to tears.
Neredeyse boğuluyordum.I came near to being drowned.
Küçük kız gölde boğulmaktan neredeyse kıl payı kurtuldu.It was a close call when the little girl almost drowned in the lake.
Öğrenciler kahkahalara boğuldular.The pupils burst out laughing.
Biz gözyaşlarına boğulduk.We were moved to tears.
Şüphesiz boğulan çocuğu kurtarmalıyım.I must save the drowning child by all means.
Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu.Such was Linda's disappointment that she burst into tears.
Eğer onun yardımı olmasaydı o boğulabilirdi.If it hadn't been for his help, she might have drowned.
Neredeyse boğuldumI almost drowned.
Herkes kahkahaya boğuldu.Everyone burst into laughter.
Marcy haberi duyduğunda göz yaşlarına boğuldu ama kısa sürede toparlandı.Marcy burst into tears on hearing the news, but soon pulled herself together.
Bill boğulan çocuğu kurtarmak için nehre daldı.Bill dived into the river to save the drowning child.
Nicole onun sevdiği şarkıcının öldüğünü duyunca, gözyaşlarına boğuldu.When Nicole heard that her favorite singer had died, she burst into tears.
Onlar hikayeyi duyunca, kahkahaya boğuldular.When they heard the story, they burst into laughter.
Kız gözyaşlarına boğuldu.The girl burst into tears.
Gözyaşlarına boğulmuş mutsuz bir kadın, hikayesini anlattı.The unhappy woman, drowned in tears, told her story.
O gece çok boğucuydu.It was very sultry that night.
Boğulan adam ipi yakaladı.The drowning man grasped at the rope.
Çocuk kıl payı boğulmaktan kurtuldu.The boy narrowly escaped drowning.
Genç adam kahkahalara boğuldu.The young man burst into laughter.
Fıkrayı duyduğunda, kahkahaya boğuldu.Hearing the joke, he burst into laughter.
Çocuk neredeyse boğuluyordu.The boy was almost drowned.
Oğlan neredeyse boğuluyordu.The boy was almost drowned.
Babası onu kurtarmaya geldiğinde çocuk boğulmak üzereydi.The boy was on the point of drowning when his father came to his rescue.
Küçük kız gözyaşlarına boğuldu.The little girl burst into tears.
Genç kız gözyaşlarına boğuldu.The young girl burst into tears.
Kız annesini görür görmez gözyaşlarına boğuldu.Instantly the girl saw her mother, she burst out crying.
Kız annesini gördüğü anda gözyaşlarına boğuldu.The instant the girl saw her mother, she burst out crying.
Genç adam kızı boğulmaktan kurtardı.The young man saved the girl from drowning.
Genç adam çocuğu boğulmaktan kurtardı.The young man saved the child from drowning.
Çocuk annesini görür görmez gözyaşlarına boğuldu.No sooner had the child seen his mother than he burst into tears.
Kötü haber işitince, o gözyaşlarına boğuldu.On hearing the bad news, she burst into tears.
Neredeyse boğulmuş olan adam nefes almaya başladı.The man who nearly drowned began to breathe.
Şu uzun boylu genç boğulan çocuğu kurtardı.That tall boy saved the drowning child.
Çocuk boğulmak üzereydi.The child came near being drowned.
Yardımın olmasaydı boğulurdum.If it had not been for your help, I should have drowned.
Ağustos ayında boğucu bir gecede iş için yeni bir tiyatro açıldı.On a sultry night in August a new theatre opened for business.
Dün gölette bir kız boğuldu.A girl drowned in the pond yesterday.
Polis çocuğu boğulmaktan kurtardı.The policeman saved the child from drowning.
Konuşmacı öyle söylediğinde seyirci kahkahalara boğuldu.On the speaker's saying so, the audience burst out into laughter.
Çocuğu boğulmaktan kurtarmak için onun cesareti övgü üstü.His bravery to save the child from drowning is above praise.
Bayan White ona haberi söylediğimde gözyaşlarına boğuldu.Mrs. White broke into tears when I told her the news.
Annem kolayca gözyaşlarına boğulur.My mother is easily moved to tears.
Dumandan boğuldum.I was choked by smoke.
Elimde olmadan kahkahalara boğuldum.I burst out laughing in spite of myself.
Karım gözyaşlarına boğuldu.My wife burst into tears.
Kız odaya girdi ve gözyaşlarına boğuldu.The girl came into the room and burst into tears.
Bir çocuğu kurtarmaya çalışırken neredeyse boğuluyordum.I came near being drowned, trying to rescue a boy.
Mürettabattan bazıları boğuldu.Some of the crew were drowned.
Elimde olmadan gözyaşlarına boğuldum.I was moved to tears in spite of myself.
Oğlunun ölüm haberini duyduğu an o, gözyaşlarına boğuldu.The moment she heard the news of her son's death, she burst into tears.
Birçok insan boğuldu.A number of people were drowned.
Bütün yolcular boğulmaktan kurtarıldılar.All the passengers were saved from drowning.
Boğulan adam yardım için bağırdı.The drowning man shouted for help.
O, test puanını gördüğünde gözyaşlarına boğuldu.When she saw her test score, she burst into tears.
Aniden Hiroko gözyaşlarına boğuldu.Suddenly, Hiroko burst into tears.
O, onunla karşılaşır karşılaşmaz göz yaşlarına boğuldu.As soon as she met him, she burst into tears.
Neredeyse boğuluyordu.He was nearly drowned.
Neredeyse nehirde boğuluyordu.He came near to being drowned in the river.