Ve bu küçük korsan böcekleri salarsak, iyi olanları, örneğin, tatlı biber bölümüne, çiçeklere giderler.ואם מפזרים את האוריוסים האלה, החרקים הטובים, למשל, בחלקת פלפל ירוק, הם יעופו אל הפרחים.
Ve bu küçük korsan böcekleri salarsak, iyi olanları, örneğin, tatlı biber bölümüne, çiçeklere giderler.例えば ピーマン畑に撒けば 花に住み着き このように花は
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.A ta trasa to jedyny prawdziwy szlak migracji owadów przez ocean.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.A tento prelet oceánu je jediný skutočný pravidelný zaoceánsky prelet zo všetkého hmyzu.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.En deze oversteek hier, van de oceaan, is de enige echt regelmatige oversteek over een oceaan door een insect.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.E questo attraversamento di un oceano è l'unica vera regolare traversata transoceanica tra tutti gli insetti.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.És ez az óceáni vándorlás a rovarok egyetlen, valóban szabályos, óceánt átszelő átkelése.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.Et cette traversée de l'océan, ici, est la seule traversée trans-océanique véritablement régulière d'insecte.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.Iar aceasta traversare a oceanului este singura traversare adevarata a oceanului din partea unei insecte.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.게다가 대양을 횡단한다는 것. 유일하게 정기적으로 대양을 횡단하는 곤충입니다.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.Og denne overgang, af oceanet, er den eneste virkelige transoceaniske overgang af noget insekt.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.Tämä valtameren ylitys tässä on ainoa todella säännöllinen valtameriylitys miltään hyönteiseltä.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.Và chuyến vượt qua đại dương này chỉ là chuyến đi rất đỗi bình thường của bất kỳ loài côn trùng nào.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.Y este cruce aquí, del océano es el único cruce regular transoceánico de cualquier insecto.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.Και αυτό το πέρασμα, του ωκεανού, είναι το μοναδικό συστηματικό υπερωκεάνιο πέρασμα οποιουδήποτε εντόμου.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.והחציה הזאת, של האוקינוס היא החציה המחזורית האמיתית היחידה של איזשהו חרק.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.وهذا العبور، فوق المحيط هو العبور المحيطي الطبيعي الحقيقي الوحيد لأي حشرة.
Ve bu okyanusu katetme hadisesi, tüm böcekler arasında okyanuslar arası yolculuğun tek örneğidir.大移動をする昆虫は唯一 このトンボだけです 信じられない偉業です
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.A pak jsem se dostal do světa ochrany rostlin -- ochrany proti hmyzu, proti zlému hmyzu.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.Da lì sono arrivato al mondo della protezione delle piante -- protezione dagli insetti, dai parassiti nocivi.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.Ich bin in Richtung Pflanzenschutz gegangen, also Schutz vor Insekten, vor bösen Käfern.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.Ik ging me richten op gewasbescherming -- bescherming tegen insecten, tegen slechte beestjes.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.그래서 저는 식물자원보호 분야에 발을 들였습니다. 해충으로부터 식물을 보호하는 일이죠.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.Lalu saya beralih ke bidang perlindungan tanaman -- perlindungan tanaman dari serangga, dari serangga jahat.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.Og så flyttede jeg til plantebeskyttelsesverdenen -- plantebeskyttelse mod insekter, mod onde småkryb.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.Rồi sau đó tôi chuyển sang ngành bảo vệ thực vật -- bảo vệ thực vật khỏi côn trùng, khỏi các loài sâu hại.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.Y luego pasé al mundo de los fitosanitarios, a proteger a las plantas de los insectos, de los malos bichos.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.Zająłem się wtedy ochroną roślin przed insektami, przed złymi robakami.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.Και εισήλθα στον κόσμο της προστασίας φυτών -- της προστασίας φυτών από έντομα, από κακά έντομα.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.После этого я перешёл в область защиты растений — защиты растений от насекомых, от вредных насекомых.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.ועברתי לעולם הגנת הצומח-- הגנת הצמחים מפני חרקים, מפני חרקים רעים.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.ومن ثم انتقلت الى عالم حماية النباتات -- حماية النباتات من الحشرات, من الحشرات الضارة.
Ve sonra bitki koruma dünyasına yöneldim -- bitkilerin haşerelerden ve zararlı böceklerden korunması.植物を昆虫 害虫から 守ることに興味を持つようになりました 植物保護において
Vĩnh Long'ın yerel favorisi bu böcekler, biraz daha büyük olmakla birlikte sineğe benzerler.Un favorito local en Vĩnh Long, estos insectos se parecen a las moscas, pero son un poco más grandes.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.Albo żółw torfowiskowy, który potrzebuje podmokłych łąk, owadów i słonecznych miejsc.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.Hay như loài rùa ở vùng đầm lầy cần những đồng cỏ ướt, côn trùng và những nơi có ánh mặt trời.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.습지거북은 습초지와 곤충, 양지를 필요로 하고
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.Oder die Moorschildkröte, die feuchte Wiesen, Insekten und sonnige Orte benötigt.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.Of de Muhlenbergs schildpad, die natte weiden, insecten en zonnige plekken nodig heeft.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.O la tartaruga di palude, che ha bisogno di prati bagnati, insetti e posti soleggiati.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.Ou la tortue des marais, qui a besoin de prairies humides, d'insectes et d'endroits ensoleillés.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.Sau mlaştină broască ţestoasă, care au nevoie de pajişti umede şi insecte şi locuri insorite.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.Ή τη χελώνα του βάλτου, που χρειάζεται υγρά λιβάδια και έντομα και ηλιόλουστα μέρη.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.Или блатната костенурка, която има нужда от поляни, насекоми и слънчеви места.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.או הצב, שזקוק לאחו לח, וחרקים ומקום שמשי.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.أو سلحفاة المستنقع، التي تحتاج للمروج رطبة وحشرات وأماكن مشمسة.
Ya da nemli çayırlar, böcekler ve güneşli yerleri seven bataklık kaplumbağalarının.ボブキャットに必要なのは うさぎ ビーバー 洞穴のある場所 です
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Conocemos bien, obviamente, la relación que hay entre insectos y plantas.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Jadi sudah pasti kita mengetahui hubungan antara serangga dan serbuk sari.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Jesteśmy więc bez wątpienia świadomi relacji pomiędzy owadami i roślinami.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.우리는 이러한 벌레와 식물과의 관계를 잘알고 있지요.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Nous sommes ainsi conscients, évidemment, de la relation entre les insectes et les plantes.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Nyilván tisztában vagyunk a rovarok és növények közti kapcsolattal.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Pertanto siamo a conoscenza della relazione che lega gli insetti e le piante.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Portanto, obviamente temos noção da relação entre insectos e plantas.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Suntem conştienţi, evident, de relaţia dintre insecte şi plante.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Takže jsme si vědomi vztahu mezi hmyzem a rostlinami.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Takže sme si vedomí vzťahu medzi hmyzom a rastlinami.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.Vậy rõ ràng là chúng ta thấy được mối quan hệ giữa côn trùng và thực vật.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız.We zijn natuurlijk op de hoogte van de relatie tussen insecten en planten.