azaltma ile cümle
azaltma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.Leichte Snacks oder Fingerfood kosten weniger als ein ganzes Buffet.
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.Para reducir costos, puedes reemplazar un buffet por aperitivos o tapas.
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.Para reduzir gastos, pode substituir um bufete por um lanche ou salgadinhos.
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.Pour réduire les coûts, un buffet peut être remplacé par des snacks légers ou des petits fours.
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.Zaoszczędzić można podając przekąski, zamiast pełnego bufetu.
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.Ελαφριά σνακ, ή μπουκίτσες φαγητού είναι φθηνότερα από έναν κανονικό μπουφέ.
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.Чтобы снизить расходы, можно обойтись лёгкой закуской или бутербродами.
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.על מנת להוריד עלויות, מזנון ראוי יכול להיות מוחלף ע"י חטיפים או מתאבנים.
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.لخفض التكاليف، مائدة مناسبة يمكن استبدالها بوجبات خفيفة، أو اطعمة خفيفة تُتَناول باليد.
Maliyeti azaltmak için, iyi bir büfe yerine hafif aperitifler ya da ordövr tercih edilebilir.スポンサーがケータリング費を 安くできることがあります
Maruz kalmayı önleme ve azaltma konusunda, iyi yönetimin hayatî bir rolü vardır.Dobre zarządzanie odgrywa kluczową rolę w zapobieganiu i zmniejszaniu narażenia.
Maruz kalmayı önleme ve azaltma konusunda, iyi yönetimin hayatî bir rolü vardır.Dobrý manažment zohráva kľúčovú úlohu pri prevencii a znižovaní expozícií.
Maruz kalmayı önleme ve azaltma konusunda, iyi yönetimin hayatî bir rolü vardır.Hyvällä hallinnolla on keskeinen rooli kun ehkäistään ja vähennetään altistumista.
Maruz kalmayı önleme ve azaltma konusunda, iyi yönetimin hayatî bir rolü vardır.Un management bun joacă un rol crucial în prevenirea şi reducerea expunerilor.
Masraf azaltma problemine klasik birinin yaklaşımı gibi일반적으로 문제의 해답을 구하기 위해선 우선 우리 미국의 상황에 맞추어
Masraf azaltma problemine klasik birinin yaklaşımı gibiוהדרך בה ניגשים לרוב לבעיה של הורדת עלויות,
Masraf azaltma problemine klasik birinin yaklaşımı gibiوالطريقة التي عادة ما ننتهجها لتحقيق مسألة خفض التكلفة ،
Masraf azaltma problemine klasik birinin yaklaşımı gibi典型的な手法は アメリカ合衆国の視点から出発し
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Chceme minimalizovat vzdálenost, chceme překlenout mezeru.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Chcemy zminimalizować różnice i dystans.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Chúng ta muốn thu nhỏ khoảng cách giữa hai người, Chúng ta muốn khỏa lấp những khoảng trống.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Hočemo zmanjšati razdaljo. Hočemo premostiti vrzel.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.우리는 거리를 최소화하길 원합니다. 우리는 그 격차와 닿고 싶어합니다.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Minimalizálni akarjuk a távolságot kettőnk között. Össze akarjuk zárni a szakadékot.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.On veut réduire la distance. On veut contracter cet espace.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Queremos minimizar a distância. Queremos diminuir a lacuna.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Queremos minimizar la distancia. Queremos reducir la brecha.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Tahdomme minimoida etäisyyden. Tahdomme ylittää kuilun.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Vi vill minimera avståndet. Vi vill krympa avståndet.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Vi vil minimere afstanden. Vi vil sammentrække afstanden.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Vogliamo ridurre la distanza. Vogliamo ridurre il divario.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Vrem să minimizăm distanţa. Vrem să reducem decalajul.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.We willen de afstand zo klein mogelijk maken. We willen de kloof verkleinen.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Θέλουμε να ελαχιστοποιήσουμε την απόσταση. Να γεφυρώσουμε το χάσμα.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Искаме да минимизираме разстоянието. Искаме да намалим празнината.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Мы хотим свести к минимуму дистанцию. Мы хотим сократить этот разрыв.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.Хочемо зменшити дистанцію, звузити прогалину.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.אנו רוצים למזער את המרחק. אנו רוצים להקטין את הפער.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.نريد أن نقلل المسافات ، نريد ردم تلك الفجوة.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.緊張をほぐしたい 親密感が欲しいと願います
Nesli tükenmekte olan balinalar her yıl gemi çarpması sonucu öldürülüyor. Ve bunu azaltmak çok önemli.Cá voi đang gặp nguy hiểm bị giết hàng năm bởi va chạm với tàu, và để giảm vấn đề này là rất quan trọng.
Odaklanmanız gereken tek şey varoluşsal riski azaltmak olacaktır여러분들이 관심을 두어야 할 하나는 인류멸망의 위험을 줄이는 것일 겝니다.
Odaklanmanız gereken tek şey varoluşsal riski azaltmak olacaktırהדבר היחיד שכדאי להתמקד בו הוא לצמצם את הסיכון האקסיסטנציאלי
Odaklanmanız gereken tek şey varoluşsal riski azaltmak olacaktırالشيء الوحيد الذي يجب التركيز عليه هو التخفيف من الخطر الوجودي
Odaklanmanız gereken tek şey varoluşsal riski azaltmak olacaktır人類絶滅のリスクをいかに低減するかです なぜなら ほんのわずかでも人類絶滅のリスクを減らせれば
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.I-am dat aspirină, medicamente care să-i ajute inima.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.Ik gaf haar aspirine en medicatie om de druk op haar hart te verlichten.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.Je lui ai donné de l'aspirine et des médicaments pour soulager la tension au cœur.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.저는 그녀에게 아스피린과 심장의 부담을 줄이는 약을 처방했지요.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.Le di aspirina y medicación para aliviar la presión en su corazón.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.Podal som jej aspirín a lieky na zmiernenie záťaže na srdce.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.Дав їй аспірин і ліки, які змeншують тиск.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.Дадох й аспирин, дадох и медикаменти да облекчат натоварването на сърцето.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.נתתי לה אספירין. נתתי לה תרופות להקלת העומס על ליבה.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.اعطيتها أسبرين. اعطيتها ادويه لتخفيف الضغط على قلبها.
Ona aspirin verdim. Solunum güçlüğünü azaltmak için ona ilaçlar verdim.利尿剤を与えて
Ondan sonra, azaltmalar sabit bir hıza devam edecek, daha falza askerimiz eve dönecek.Dopo, le riduzioni proseguiranno a un ritmo regolare, con sempre più soldati che torneranno a casa.
Ondan sonra, azaltmalar sabit bir hıza devam edecek, daha falza askerimiz eve dönecek.그 후에도 미국 철수는 지속적이고 꾸준히 있을 계획입니다.
Ondan sonra, azaltmalar sabit bir hıza devam edecek, daha falza askerimiz eve dönecek.Potom bude znižovanie pokračovať stálym tempom, aby sa domov vrátilo viac a viac vojakov.
Ondan sonra, azaltmalar sabit bir hıza devam edecek, daha falza askerimiz eve dönecek.そして、連合軍間で同意した通り、2014年末までには、アフガニスタン人に防衛の責務を完全に移行します。