Ana içeriğe geç
Sözlük

az az ile cümle

az az kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ne kadar az harcarsanız, o kadar çok biriktirirsiniz.The less you spend, the more you save.
Az önce öğle yemeğini yedim.I've just had lunch.
Arapça seviye 5'ten başarısız olacağım, finalden en az C almazsam.I will fail Arabic Level 5 if I don't get at least a C in the final exam.
1990'dan beri metan salımları %11 oranında azalmıştır.Since 1990, methane emissions have decreased by 11%.
Daha yüksek asgari ücret, kazançları yükseltip yoksulluğu azaltabilir.A higher minimum wage can raise earnings and reduce poverty.
Neyse, en azından bir şeyi hallettik.Well, at least it's one thing we've accomplished.
Mary'nin Kate'ten daha az arkadaşı var.Mary has fewer friends than Kate.
Tom ve erkek kardeşinin çok az ortak yanı var.Tom and his brother have very little in common.
Az önce tüm tabloları temizledim.I just cleaned all the tables.
Konferansta süper güçlerden, silahlı kuvvetlerini üçte bir oranında azaltmaları istendi.The conference called for the major powers to cut their armed forces by a third.
Tom'un bir sürü tanıdığı olduğu hâlde çok az arkadaşı var.Tom has lots of acquaintances but very few friends.
Az önce sana söylediğim şeyi unutma.Don't forget what I just told you.
Tom oyunun az önce değiştiğini biliyor.Tom knows the game just changed.
En azından biri iyi vakit geçiriyor.At least somebody is having a good time.
En azından Tom'u eve götürebilirim.I can at least take Tom home.
Tom polise eve az önce geldiğini söyledi.Tom told the cop he had just gotten home.
Burada başka hiç kimseden daha az kurban değilsin.You're no less a victim than anyone else here.
Tom az önce beni orada bıraktı.Tom just left me there.
En azından Tom'un yaşadığını biliyoruz.At least we know Tom is alive.
Tom en azından özür dileyebilir.Tom might at least apologize.
Yardım edebilip edemeyeceğini bilmiyorum ama en azından sormak zorundaydım.I don't know whether you can help, but I had to at least ask.
Ne kadar çok beklersek o kadar az Tom'u bulma şansımız olur.The longer we wait, the less chance we have of finding Tom.
Az önce biri gelip Tom'u sormuştu.Someone just came in asking for Tom.
Ben az önce bazı çok rahatsız edici bilgiler aldım.I just received some very disturbing information.
Az önce Tom'a bir davetiye verildi.Tom has just been given an invitation.
Bir insanın haklarının tehdit edildiğinde, her insanın hakları azaltılır.The rights of every man are diminished when the rights of one man are threatened.
En azından şimdi Tom'u biraz daha iyi anlıyorum.At least now I understand Tom a little better.
Tom'un en az 300 kitabı var.Tom has at least 300 books.
Ben az önce bazı çok kötü haberler aldım.I just received some very bad news.
Az önce birkaç iyi haber aldım.I've just received some good news.
Ben az önce keyifli bir haber aldım.I've just received some delightful news.
Ben az önce bazı harika haberler aldım.I've just received some great news.
En azından doğru bir şey aldım.At least I got something right.
Ben azami sürat yapıyorum.I'm doing the speed limit.
En azından benim için mutlu olabilir misin?Can you at least be happy for me?
Az önce fikrimi değiştirdim.I've just changed my mind.
En azından bana bir şans ver.At least give me a chance.
Sanırım az önce büyük bir hata yaptın.I think you've just made a big mistake.
Tom çok az değişti.Tom has changed very little.
Güneş az önce doğdu.The sun has just come up.
En azından bana bir cevaplama fırsatı ver.At least give me a chance to answer.
Zaman azalıyor.Time is running short.
Tom boyuna kusur bulup seni azarlıyor gibi görünüyordu.Tom seemed to be picking on you.
Şu anda yanımda çok az param var.I have very little money on me right now.
Tom her gün en az otuz dakika keman çalmayı pratik yapar.Tom practices playing the violin at least thirty minutes every day.
Çok az param var.I have very little money.
Mary az önce çok sağlıklı bir erkek bebeğin annesi olduMary has just become the mother of a very healthy baby boy.
Az önce ne yaptık?What've we just done?
En azından açıklamak için bana bir fırsat verir misin?Can you at least give me a chance to explain?
En azından bugün, doğru bir şey yaptı mı?At least today, has she done something right?
En azından bugün, doğru bir şey yaptın mı?At least today, have you done something right?
Benim bir vicdan azabım vardı.I had a guilty conscience.
Tom çocukluğunun çok az fotoğrafı olmasından pişman.Tom regrets that there are so few photos of his childhood.
Gerçek aşk hayaletler gibidir, herkes ondan bahseder ama az sayıda insan görmüştür.True love is like ghosts, which everybody talks about but few have seen.
Tom az önce bana bir e-posta gönderdi.Tom just sent me an email.
O akıcı Rusça konuşuyor ya da en azından onun bana söylediği buydu.He speaks fluent Russian, or at least that's what he told me.
Ben en azından işimi kaybetme konusunda endişeli değilim.I'm not the least bit worried about losing my job.
Vicdan azabı çekiyorsun, değil mi?You have a guilty conscience, don't you?
Sana az önce verdiğim yeni kalemi neden kullanmıyorsun?Why aren't you using the new pen I just gave you?
Tom'un az önce söylediği her şey doğruydu.Everything that Tom just said was true.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod