Altı buçukta kütüphaneden ayrılacağım.I'm going to leave the library at six-thirty.
Sabahleyin yaklaşık onda ayrılacağım.I'm going to leave about ten in the morning.
Bu gece Tokyo'dan ayrılacağım.I'll leave Tokyo tonight.
Annem döndüğünde evden ayrılacağım.I will leave home when my mother comes back.
Hava iyi olursa yarın ayrılacağım.We shall leave tomorrow, weather permitting.
Pekâlâ. Diğer on beş Almanca cümleyi tercüme edip, ondan sonra ayrılacağım.All right. I'll translate another fifteen sentences in German, and then leave.
Okuldan ayrılacağım.I'm going to leave school.
Gelecek ayın ikinci veya üçüncü günü ayrılacağım.I'll leave the second or third of next month.
Yarın ayrılacağım.I am going to leave tomorrow.
Ben hemen ayrılacağım.I'll leave right away.
Bu gece ayrılacağım.I'll leave tonight.
Bu tekrar olursa ben ayrılacağım.If that happens again, I'll leave.
Tomla ayrılacağımı düşünüyorum.I think I'm going to break up with Tom.
Tom geldiğinde ben ayrılacağım.I'll leave when Tom comes.
Pazartesi günü Boston'dan ayrılacağım.I'll leave Boston on Monday.
Ne zaman ayrılacağımı biliyordum.I knew when to quit.
Sanırım bugün erken ayrılacağım.I think that I'll leave early today.
Bu gece bu şehirden ayrılacağım.I'm leaving this town tonight.
Saat 2.30'da ayrılacağım.I'll leave at 2:30.
Ben erken ayrılacağım.I'll leave early.
2.30 dan önce buradan ayrılacağım.I'm going to leave here before 2:30.
Yaptığın zaman ayrılacağım.I'll leave when you do.
Yarından sonra ayrılacağım.I'm leaving the day after tomorrow.
Yarından sonraki gün ayrılacağım.I'll be leaving the day after tomorrow.
Ekim ayında ayrılacağım.I'll leave in October.
Eğer sakıncası yoksa, şimdi ayrılacağım.If you don't mind, I'll leave now.
2.30'da ayrılacağım.I'll be leaving at 2:30.
Ayrılacağımızı biliyorum.I know we're going to break up.
Sizi rahatsız ettiysem kusuruma bakmayın, erkenden ayrılacağım zaten.I'm sorry if I have made you uncomfortable. I will be leaving early.
Goo JunPyo'dan ayrılacağım. başka okula geçeceğim ve taşınacağım.I'll leave Goo JoonPyo. I'll transfer schools and move.
Dövmemden aldığım nihai ders, ve ben bugün bunu söyledikten sonra yanınızdan ayrılacağım şöyle:The lesson that I ultimately learned from my tattoo and that I want to leave you with today is this:
Ben bu evden ayrılacağım.I'm going to leave this house.
Ayrılacağımızı biliyordumI knew we would be far apart.
Başka hiçbirinizde parçalara ayrılacağımız korkusu yok mu?Is anyone else like covered in like splinters?
‹‹Herkes gibi ben de yakında bu dünyadan ayrılacağım. Güçlü ve kararlı ol."I am going the way of all the earth. You be strong therefore, and show yourself a man;
Gazeteye konuşan büyükelçi, "Yaklaşık bir ay içinde Belgrad'dan ayrılacağım doğrudur."It is true that I will leave Belgrade in about a month.
Altı buçukta kütüphaneden ayrılacağım.Ho intenzione di lasciare la biblioteca alle sei e mezzo.
Altı buçukta kütüphaneden ayrılacağım.Я собираюсь уйти из библиотеки в 6:30.
Yarın ayrılacağım.Ik vertrek morgen.
Yıllarca kendime 70 yaşımdan sonra yaşamayacağıma dair söz verdim; ve hayattan ayrılacağım tarihi belirledim.Jo vuosia sitten lupasin itselleni, etten vanhene yli 70-vuotiaaksi.
Yıllarca kendime 70 yaşımdan sonra yaşamayacağıma dair söz verdim; ve hayattan ayrılacağım tarihi belirledim.Εδώ και χρόνια ανέλαβα την υποχρέωση απέναντι στον εαυτό μου να μην περάσω τα εβδομήντα ...
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -Apoi, daca stiu ca am fruntea albastra va trebui sa parasesc camera cat timp este lumina stinsa.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -A potom , když vím že mám modré čelo zatímco jsou světla zhasnuté, opustil bych místnost.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -E poi, se so di avere la fronte blu, mentre le luci sono spente, esco dalla stanza.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -Et puis, si je sais que j'ai un front bleu, tandis que les lumières sont éteintes, je vais quitter la salle.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -I wtedy, jeśli wiem już, że mam niebieskie czoło, opuszczam pokój, kiedy światła są wyłączone.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -Ja sitten, jos tiedän otsani olevan sininen sillä aikaa kun valot ovat pois, lähden huoneesta.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -И, ако знам че челото ми е синьо, ще изляза от стаята
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -明かりが消えた際に、部屋を出ます。 再度明かりがついた際は、私は部屋にはいません。
Ayrılacağımızı biliyordumIch wusste, dass wir weit ausseinander sein würden.
Ayrılacağımızı biliyordumIk wist dat we ver van elkaar zouden zijn.
Ayrılacağımızı biliyordumJag visste att vi skulle bli åtskilda.
Ayrılacağımızı biliyordumJe savais que nous serions séparés.
Ayrılacağımızı biliyordumLo sapevo che saremmo stati lontani.
Ayrılacağımızı biliyordumMình biết chúng mình sẽ xa nhau.
Ayrılacağımızı biliyordumStiam eu ca vom fi foarte indepartati.
Ayrılacağımızı biliyordumVěděla jsem, že se nakonec rozdělíme.
Ayrılacağımızı biliyordumWiedziałam, że kiedyś zostaniemy rozdzieleni.
Ayrılacağımızı biliyordumΉξερα ότι θα είμαστε απομονωμένες.
Ayrılacağımızı biliyordumЗнаех, ние ще бъдем далеч един от друг.