Ana içeriğe geç
Sözlük

ayrıcalı ile cümle

ayrıcalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Mangez-le, et sentez-vous privilégiés.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Thưởng thức nó và cảm nhận đặc quyền của mình.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Вкушайте его и чувствуйте себя счастливчиками.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Яжте го и се чувствайте привилегировани.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.איכלו אותו, וחושו שנפלה לידיכם זכות.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.تناولوه، وإشعروا بالفخر.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.ご静聴ありがとうございました
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Engin de Akyurek une autre spécialité, c'est qu'il anime le personnage avec son accent 0 :
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Otra especialidad de Engin Akyurek es que con el acento hace revivir el carácter que juega.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Κάτι άλλο στο οποίο ειδικεύεται ο Engin Akyurek είναι ότι ζωντανεύει τον χαρακτήρα με την προφορά του.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Друга особеност на Енгин Акюрек е с акцент да дава живот на героя си.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.تخصص آخر لأنجين أكيوريك أنه يحيى الشخصية مع لهجتها الخاصة.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.Dans le passé, la beauté était uniquement liée au monumental, au privilège du luxe.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.En el pasado, la belleza solo se relacionaba con lo monumental solo con el privilegio del lujo.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.Nel passato la bellezza era tipica solo dei monumenti, legata solo al privilegio del lusso.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.في الماضي كان الجمال متصل فقط بالاشياء الاثرية متصل فقط بامتياز الرفاهية
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Ik kreeg de kans om zoveel te zien van onze prachtige aarde en de mensen en dieren die erop leven.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.J'ai eu le privilège de voir tant de choses de notre belle Terre, des peuples et des animaux qui y vivent.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.전 특권을 누려 왔습니다. 우리의 아름다운 지구와 거기사는 사람, 생명체들을 직접 보는 특권을요.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Měla jsem možnost vidět velkou část naší krásné Země a lidí a tvorů, kteří na ní žijí.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Tenho tido o privilégio de ver muita da nossa bonita Terra e das pessoas e criaturas que nela vivem.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Tôi đã được đặc cách xem rất nhiều nơi tuyệt đẹp của Trái đất cùng với con người và tạo vật sống trên đó.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Widziałam znaczną część naszej pięknej planety oraz jej mieszkańców.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Είχα το προνόμιο να δω τόσα πολλά στην υπέροχη Γη μας και ανθρώπους και πλάσματα που ζουν επάνω της.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Била съм привилегирована да видя толкова много от красивата ни земя, хората и съществата, които живеят на нея.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Я имела честь увидеть многое на нашей прекрасной Земле, людей и существ, которые живут на ней.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.זכיתי לראות כל כך הרבה מכדור הארץ היפהפה שלנו והאנשים והיצורים שחיים עליו.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.فقد حظيت برؤية أجزاء كبيرة من أرضنا الجميلة ورؤية الناس و المخلوقات التي تعيش عليها.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.人や生き物に 出会うことができました 興味が芽生えたのは7歳の時です
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.Hij was gedurende zijn leven zeer bevoorrecht.
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.Im Laufe seines Lebens genoss Darwin viele Privilegien.
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.Po dobu svého života, měl velkou výhodu.
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.Κατά τη διάρκεια της ζωής του, ο Δαρβίνος είχε πολλά προνόμια.
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.В течение своей жизни, у Дарвина были огромные привилегии.
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum. Çünkü ailem, sırf kız olarak doğdum diye저의 부모님은 제가 딸이라고 덜 예뻐하시지 않으셨기 때문입니다.
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum. Çünkü ailem, sırf kız olarak doğdum diyeMit liv er et rent og skært privilege fordi mine forældre ikke elskede mig mindre
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum. Çünkü ailem, sırf kız olarak doğdum diyeMôj život je čisté privilégium, pretože ma moji rodičia nemilovali menej
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum.'t Is een geluk dat m'n ouders niet minder
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.모두가 야구 경기를 할 수 있는 것은 아닙니다. 경기는 매우 배타적입니다.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.Nie każdy może zostać graczem.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.Pas tout le monde peut jouer au baseball, c'est plutôt exclusif.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.לא כולם יכולים לשחק בייסבול. הוא די בלעדי.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.لا يمكن للجميع لعب البيسبول, أنها رياضة خاصة جداً.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.ではピザは?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Apakah tidak ada keunggulan alami - tidak ada air hak istimewa, forsooth?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Au existat nici avantaje naturale - fara apa privilegii, într-adevăr?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Boli tam žiadne prirodzené výhody - bez vody výsady, forsooth?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Byly tam žádné přirozené výhody - bez vody výsady, forsooth?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Fanns det inga naturliga fördelar - inget vatten privilegier, kantänka?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?그 땅? 아니 물 - 더 자연 이점이 없습니다 특권 forsooth?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Gab es keine natürlichen Vorteile - kein Wasser Privilegien in Wahrheit?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Gdyby nie było naturalne zalety - nie ma wody przywilejów, zaiste?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Không có lợi thế tự nhiên - không có nước đặc quyền, thật?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Non c'erano vantaggi naturali - l'acqua non privilegi, forsooth?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Oliko mitään luonnollisia etuja - ei vettä oikeudet, forsooth?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Se não houvesse vantagens naturais - sem água privilégios, em verdade?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?S'il n'y avait pas d'avantages naturels - pas d'eau privilèges, en vérité?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Si no hubiera ventajas naturales - sin agua privilegios, en verdad?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?So bile tam ni naravnih prednosti - brez vode privilegije, forsooth?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Var der nogen naturlige fordele - ingen vand privilegier, forsooth?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod