% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1 ger dig deloperatörsprivilegier för kanalen till dig.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.%1 gibt Ihnen HalfOp-Status.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1 giver kanal- halv- op- privilegier til dig.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.%1 heeft mede-operatorrechten aan u gegeven.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1( 은) 는 당신에게 부운영자 권한을 주었습니다.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.%1 le ha dado a usted privilegios de semioperador de canal.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1 nadał Ci uprawnienia podoperatora kanału.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.%1 ti ha dato privilegi di semiop del canale.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1 Vám dal práva polovičného operátora.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1 vam je dodelil( a) privilegije operaterja.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.%1 vous donne les privilèges de demi-opérateur.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1 ви дава полуоператорски права.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1 дает вам права полуоператора канала.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1 надав (- ла) права доступу напівоператора каналу вам.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.% 1 يعطيك إمتيازات نصف معامل القناة..
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.%1 からサブオペレータ権限を受け取りました。
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.O '% 1' deu- lhe privilégios de operador de canal.
% 1, size yarı- op ayrıcalıkları verdi.Ο χρήστης% 1 έδωσε δικαιώματα halfop καναλιού σε σας.
Ama aynı zamanda özel ayrıcalıkları olacak ve en üst düzeyde ara,stırma yapması mümkün olacak.Allo stesso tempo riceverà privilegi speciali e potrà svolgere ricerche del più alto livello.
Ama aynı zamanda özel ayrıcalıkları olacak ve en üst düzeyde ara,stırma yapması mümkün olacak.Han får även en del fördelar- -och kan forska på högsta nivå.
Ama aynı zamanda özel ayrıcalıkları olacak ve en üst düzeyde ara,stırma yapması mümkün olacak.Men der er også nogle fordele - - såsom forskning på højeste niveau.
Ama aynı zamanda özel ayrıcalıkları olacak ve en üst düzeyde ara,stırma yapması mümkün olacak.Toisaalta hänellä on etuoikeuksia. Hän voi tehdä huippututkimusta.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Aber wirklich außergewöhnlich sind die äußeren Umstände.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.De ami tényleg rendkívüli, az a környezet.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.하지만 정말 예외적인 것은 장소입니다.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Maar wat echt uitzonderlijk is, is de omgeving.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Ma ciò che è veramente eccezionale è lo scenario.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Mais ce qui est vraiment exceptionnel c'est le lieu.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Mas o que é realmente excecional é o enquadramento.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Namun yang benar-benar luar biasa adalah keadaannya.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Nhưng bối cảnh diễn ra thì khá ngoại lệ.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Pero lo que es realmente excepcional es el entorno.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.To, co jest naprawdę wyjątkowe, to układ.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.V-aș putea da sute de exemple. Dar locația este cu adevărat excepțională.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Αλλά το εκπληκτικό της υπόθεσης είναι το μέρος όπου διαδραματίζονται.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Но наистина изключителното е обстановката.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.Однако исключительным является окружение.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.אבל מה שיוצא דופן זו הסביבה.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.لكن الشئ الإستثنائي هو الوضعية.
Ancak burada ayricalikli olan ortam.先の3つの場面について考えてみてください
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Dan ayah mengajarkan saya sejak masih kecil tentang keistimewaan dari makan.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Ensinou-me muito cedo o privilégio que é comer.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.És már egész kis koromban megtanított arra a kiváltságra, amit az étkezés képvisel.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Hij leerde me heel vroeg al over het voorrecht dat eten inhoudt.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Il m'a appris très tôt que manger est un privilège.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.I uczył mnie od początku o przywileju jaki reprezentuje jedzenie.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.그리고 아버지는 일찍부터 제게 먹는다는 것이 나타내는 특권에 대해 가르쳐주셨습니다.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Lui mi ha fatto capire molto presto che privilegio sia il poter mangiare.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Och han lärde mig tidigt värdet av att kunna äta och vad det motsvarar.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Şi m-a învăţat de foarte devreme despre privilegiul pe care-l reprezintă mâncatul.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Und er brachte mir sehr früh bei, dass Essen ein Privileg darstellt.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Và ông đã dạy tôi rất sớm về cái đặt quyền mà việc ăn đem lại.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Velmi brzy mě naučil jaké privilegium je stravování.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Veľmi skoro ma poučil o privilégiu, ktorým konzumácia jedla je.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Y me enseñó desde muy pequeño el privilegio que representa comer.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.Από αυτόν έμαθα, από πολύ νωρίς, ότι το φαγητό είναι προνόμιο.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.И он с детства объяснил мне преимущество, которое представляет принятие пищи.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.И той рано ми показа привилегията, която представлява яденето.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.והוא לימד אותי כבר בהתחלה על זכות היתר שמייצגת האכילה.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.وقد علمني منذ الصبا عن الإمتياز الذي يمثله الطعام.