aydınlatacak ile cümle
aydınlatacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Şimdi bazı insanları aydınlatacak olan... ... Kozmik Görüşü konuşacağız.There is something about the Cosmic Perspective which for some people is enlightening
"Tanrı'dan beni bağışlamasını dileyeceğim ve O'nun ışığı benim aracılığımla onları aydınlatacaktır."I will ask God for forgiveness and His light will shine through me to them.
Ürküntü verecek, ama sizi aydınlatacak.It's going to be frightful, but it's going to enlighten you.
Gülüşün yarınlarımı aydınlatacak ve gükyüzünde güneş olacakYour smile will be the light leading me to tomorrow, and towards the sun in the sky.
Hiç kimsecik bilmez onlar için gözleri aydınlatacak ne gizli şeyler var; yaptıklarına karşılık.No soul knows what peace and joy lie hidden from them as reward for what they have done.
Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak! Nur üstüne nurdur.(The Holy Prophet is a light from Allah)
Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak!Its oil would almost illuminate, even if no fire has touched it.
Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl! derler.Give us joy and comfort in our spouses and offspring, and make us imams of the Godwary.’
Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl" derler.Give us joy and comfort in our spouses and offspring, and make us imams of the Godwary.’
Bunları aydınlatacak yegane kişi Başkomiser Battle'dı.Einziger Kommandeur war dabei Oberst Hubert Weise.
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”.En la profunda oscuridad desaparece y en el destello luminoso, se esfuma”.
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”."Dall'oscurità entrerai nella luce, dalla luce tornerai nell'oscurità.
Bunları aydınlatacak yegane kişi Başkomiser Battle'dı.Quem inventou os reploids foi Dr.Light.
Zaman geçtikçe bu gölgelerde kalmış kişiliği aydınlatacak bilgiler yavaş yavaş açığa çıkmaktadır.Frågan om vem som har äganderätten för karaktären är fortfarande ganska dunkel.
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”.А Світло у темряві світить, і темрява не огорнула його "(Ів.
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”.Și lumina luminează în întuneric și întunericul nu a cuprins-o."
Bunları aydınlatacak yegane kişi Başkomiser Battle'dı.Ott pedig kiderül, ki is volt a Hét óra: Battle főfelügyelő.
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”.A reggel éles fénye azonban kíméletlenül megvilágítja azt, amit az éjszaka mély sötétje elrejtett.”
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”.«Er nå selve lyset i deg mørke, hvor dypt blir da mørket!».
Gülüşün yarınlarımı aydınlatacak ve gükyüzünde güneş olacakSenyummu akan menjadi cahaya menuntunku ke hari esok, dan menuju matahari di langit sana.
Gülüşün yarınlarımı aydınlatacak ve gükyüzünde güneş olacakTon sourire sera la lumiere qui me guidera au lendemain, Ainsi que vers le soleil dans ciel.
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››Govóri Aronu in mu reci: Ko prižgeš svetilnice, naj svetijo sedmere svetilnice proti ospredju svečnika.
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››Hãy nói cùng A-rôn : Khi nào người đặt các đèn , thì bảy ngọn đèn phải chiếu trên phía trước chân đèn .
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››Hãy nói cùng A-rôn: Khi nào người đặt các đèn, thì bảy ngọn đèn phải chiếu trên phía trước chân đèn.
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››Hovor Áronovi a povieš mu: Keď rozsvietiš lampy, do popredia svietnika bude svietiť sedem lámp.
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››아론에게 고하여 이르라 등을 켤 때에는 일곱 등잔을 등대 앞으로 비취게 할지니라 하시매
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››Mluv k Aronovi a rci jemu: Když rozsvěcovati budeš lampy, ven z svícnu sedm lamp svítiti má.
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››Powiedz Aaronowi, a rzecz mu: Gdy zapalisz lampy, siedem lamp przeciwko świecznikowi świecić będą.
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››Szólj Áronnak és mondd meg néki: Mikor felrakod a mécseket, a gyertyatartó elé világítson a hét mécs.
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››דבר אל אהרן ואמרת אליו בהעלתך את הנרת אל מול פני המנורה יאירו שבעת הנרות׃
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››كلم هرون وقل له. متى رفعت السرج فإلى قدام المنارة تضيء السرج السبعة.
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››你 告 訴 亞 倫 說 、 點 燈 的 時 候 、 七 盞 燈 都 要 向 燈 臺 前 面 發 光
‹‹Haruna de ki, yedi kandili kandilliğin önünü aydınlatacak biçimde yerleştirsin.››你 告訴亞 倫說 、 點燈 的 時候 、 七盞燈 都 要 向 燈臺 前面 發光
Hepsi gününü aydınlatacak şeyler...너어무 좋은 것들이 많아요
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin."Además, le harás siete lámparas, y las pondrás en alto, para que alumbren hacia adelante
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.A spravíš jeho lampy, sedem, a kňaz bude zapaľovať jeho lampy a bude svietiť do popredia predeň.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Buatlah tujuh lampu pada kaki lampu itu dan pasanglah begitu rupa sehingga cahayanya jatuh ke depan
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Csinálj hozzá hét mécset is, és úgy rakják fel mécseit, hogy elõre világítsanak.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Farai le sue sette lampade: vi si collocheranno sopra in modo da illuminare lo spazio davanti ad esso
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.In njegovih svetilnic naredi sedem; in prižgo naj svetilnice njegove, da svetijo prav v ospredje njegovo.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.등잔 일곱을 만들어 그 위에 두어 앞을 비추게 하며
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Maak ook zeven lampen voor de kandelaar en plaats deze zo, dat zij hun licht naar voren werpen.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Ngươi cũng hãy làm bảy cái thếp đèn , đặng hễ khi thắp thì chiếu trước chân đèn .
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Ngươi cũng hãy làm bảy cái thếp đèn, đặng hễ khi thắp thì chiếu trước chân đèn.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Og du skal lave syv Lamper til den og sætte disse Lamper på den, for at de kan lyse Pladsen foran op.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Să faci cele şapte candele, care vor fi puse deasupra, aşa ca să lumineze în faţă.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Também lhe farás sete lâmpadas, as quais se acenderão para alumiar defronte dele.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Tu feras ses sept lampes, qui seront placées dessus, de manière à éclairer en face.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Uczynisz też siedem lamp jego, i zaświecisz lampy jego, aby świeciły po stronach jego.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Uděláš i sedm lamp na něj; a bude je rozsvěcovati kněz, aby svítily po stranách jeho.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.Und sollst sieben Lampen machen obenauf, daß sie nach vornehin leuchten,
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.И да му направиш седем светила; и да палят светилата му, за да светят отпреде му.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.И сделай к нему семь лампад и поставь на него лампады его, чтобы светили на переднюю сторону его;
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.ועשית את נרתיה שבעה והעלה את נרתיה והאיר על עבר פניה׃
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.وتصنع سرجها سبعة. فتصعد سرجها لتضيء الى مقابلها.
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.要 作 燈 臺 的 七 個 燈 盞 . 祭 司 要 點 這 燈 、 使 燈 光 對 照
‹‹Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin.要 作 燈臺 的 七個燈盞 . 祭司 要 點這燈 、 使燈 光 對照
"Tanrı'dan beni bağışlamasını dileyeceğim ve O'nun ışığı benim aracılığımla onları aydınlatacaktır."Chiederò il perdono a Dio e la Sua luce brillerà su di loro attraverso di me.
"Tanrı'dan beni bağışlamasını dileyeceğim ve O'nun ışığı benim aracılığımla onları aydınlatacaktır."Ich werde Gott um Vergebung bitten und sein Licht wird durch mich auf sie scheinen. Wie fantastisch."
"Tanrı'dan beni bağışlamasını dileyeceğim ve O'nun ışığı benim aracılığımla onları aydınlatacaktır."Îi voi cere Domnului iertare, iar lumina Lui va străluci prin mine, pănă la ei.