Ana içeriğe geç
Sözlük

aydın ile cümle

aydın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir aydınlanma oldu.وهنا امتثلت للمسرح
Bir aydınlanma oldu.それから夢中になったんです
Biraz daha aydınlatırsak gerisini düzeltebileceğimizi düşünüyoruz.Jeśli uda się użyć więcej takich laserów to będziemy w stanie widzieć jeszcze lepiej.
Biraz daha aydınlatırsak gerisini düzeltebileceğimizi düşünüyoruz.레이저를 조금만 더 늘리면 남은 보정 작업도 가능할 것입니다.
Biraz daha aydınlatırsak gerisini düzeltebileceğimizi düşünüyoruz.ואנחנו חושבים שאם נוכל להקרין עוד כמה אז נוכל לתקן את השאר.
Biraz daha aydınlatırsak gerisini düzeltebileceğimizi düşünüyoruz.و ما نظن أننا نفعله اننا اذا قمنا بزيادة اللمعان قليلاً سنصحح الباقي
Biraz daha aydınlatırsak gerisini düzeltebileceğimizi düşünüyoruz.残りを補正できるでしょう これから数年間の内に、それができれば良いと思います
Biraz garipti, Çünkü dışarı karanlık ama içeriyi arka taraftan aydınlatan bir ışık vardı.Het was best merkwaardig, omdat het buiten donker was, maar achter haar TL-licht scheen.
Birden bir aydınlanma geldi,Dan saya mendapat pencerahan. Saya berpikir,
Birden bir aydınlanma geldi,E ho avuto una rivelazione. Mi sono detto:
Birden bir aydınlanma geldi,En ik had een openbaring. Ik dacht:
Birden bir aydınlanma geldi,E tive uma revelação.
Birden bir aydınlanma geldi,Ez kinyilatkoztatás volt.
Birden bir aydınlanma geldi,I doznałem olśnienia. Pomyślałem,
Birden bir aydınlanma geldi,J'ai eu une révélation. J'ai pensé,
Birden bir aydınlanma geldi,그리고 뜻밖의 발견을 했습니다.
Birden bir aydınlanma geldi,Osvietilo ma. Pomyslel som si,
Birden bir aydınlanma geldi,Şi am avut o revelaţie. M-am gandit --
Birden bir aydınlanma geldi,Und ich hatte eine Offenbarung. Ich dachte:
Birden bir aydınlanma geldi,Và tôi chợt phát hiện ra một điều,
Birden bir aydınlanma geldi,Y tuve una revelación. Yo pensé,
Birden bir aydınlanma geldi,И меня осенило. Я подумал —
Birden bir aydınlanma geldi,И получих просветление. Помислих си:
Birden bir aydınlanma geldi,І зробив для себе відкриття. Подумав:
Birden bir aydınlanma geldi,ועברתי התגלות. חשבתי,
Birden bir aydınlanma geldi,وكان الوحي، كما أعتقد
Birden bir aydınlanma geldi,「こいつらは、気味の悪い」
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.A szikrát, amely beragyogja - ha csak rövid időre is -, amit életnek nevezünk.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.En gnista som lyser upp, men kortfattat hur det är att leva.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.Grill! ... zu leben.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan. İletişim kurmayı deniyorlar.Een vonk die snel doet verlichten, hoe het is om te leven
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.Iskry, która rozświetli,choćby na chwilę co zostało do przeżycia.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.Kipinä, joka valaisee kuitenkin lyhyesti mitä on elää.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.-Muy, muy caliente -4to de julio -¡Barbacoa! ¡Sí! ...lo que es vivir.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.Percikan yang menerangi, namun secara singkat apakah itu untuk hidup.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.-Rendez-vous -Fusée Une étincelle qui illumine... même brièvement... -Très, très chaud -14 juillet
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.Una scintilla che illumini, anche se brevemente quel che resta da vivere.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.Искру которая освещает, пусть даже кратко, что значит жить.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.生き方に あかりをともしてくれます
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Ami akkor szégyen forrása volt, valójában a megvilágosodás forrása lett!
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Cái tôi đầy mặc cảm thực chất lại dẫn tôi đến với con đường của sự khai sáng.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Ce qui était une source de honte était en fait une source d'illumination.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Ciò che era fonte di vergogna s'era di fatto rivelata fonte di illuminazione.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Datgene wat een bron van schaamte was, bleek een bron van verlichting.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Det som var en källa till skam var faktiskt en källa till upplysning.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Die Sache, die eine Quelle der Scham war, war tatsächlich die Quelle für Erleuchtung.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.수치심의 원천이었던 그것은 실제로는 깨우침의 원천이었지요.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Lo que era una fuente de vergüenza fue en realidad una fuente de iluminación.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Lucrul care reprezenta o sursă de ruşine era, de fapt, o sursă de iluminare.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.O que era uma fonte de vergonha na verdade era uma fonte de iluminação.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Sesuatu yang merupakan sumber rasa malu sebenarnya adalah sumber pencerahan.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Ta věc, která byla zdrojem studu, byla ve skutečnosti zdrojem osvícení.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Źródło poczucia wstydu stało się źródłem oświecenia.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Το πράγμα που υπήρξε πηγή ντροπής έγινε πηγή διαφωτισμού.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Нещото, което беше източник на срама ми всъщност беше източник на просветление.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Те, що було джерелом сорому, стало початком прозріння.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.То, что было источником стыда, стало источником прозрения.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.הגורם שהיה מקור לבושה התגלה בדיעבד כמקור להארה.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.الأمر الذي كان يخجلني غدا في الواقع مصدر إستنارة .
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.在過去缺乏自我令我感到羞愧 反而依家成為我感悟的源泉。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod