ayakların ile cümle
ayakların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Bu ahengin izlerini atların ayaklarında da gözlemliyoruz. .Takže zde je jakési střední pásmo, vyplněné těly koní a mužů.
Bu ahengin izlerini atların ayaklarında da gözlemliyoruz. .Y eso se hace eco muy bellamente por las patas de los caballos.
Bu ahengin izlerini atların ayaklarında da gözlemliyoruz. .И това е отразено всъщност доста красиво от краката на конете по-долу.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.A on dostanúc taký príkaz, vsadil ich do vnútorného väzenia a pre bezpečnosť nohy im sovrel do klady.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Cuando éste recibió semejante orden, los metió en el calabozo de más adentro y sujetó sus pies en el cepo
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Da han hadde fått dette bud, kastet han dem i det innerste fangerum og satte deres føtter fast i stokken.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Da han havde fået sådan Befaling, kastede han dem i det inderste Fængsel og sluttede deres Fødder i Blokken.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Der, da er solches Gebot empfangen hatte, warf sie in das innerste Gefängnis und legte ihre Füße in den Stock.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Ðược lịnh đó , đề_lao bỏ hai người vào ngục tối và tra chơn vào cùm .
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Ðược lịnh đó, đề lao bỏ hai người vào ngục tối và tra chơn vào cùm.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Egli, ricevuto quest'ordine, li gettò nella cella più interna della prigione e strinse i loro piedi nei ceppi
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Ele, tendo recebido tal ordem, os lançou na prisão interior e lhes segurou os pés no tronco.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Ki ilyen parancsolatot vévén, veté õket a belsõ tömlöczbe, és lábaikat kalodába szorítá.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.그가 이러한 영을 받아 저희를 깊은 옥에 가두고 그 발을 착고에 든든히 채웠더니
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Który wziąwszy takie rozkazanie, wsadził je do najgłębszego więzienia, a nogi ich zamknął w kłodę.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Le geôlier, ayant reçu cet ordre, les jeta dans la prison intérieure, et leur mit les ceps aux pieds.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Prejemši tako zapoved, ju on vrže v notranjo ječi in jima dene noge v klado.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Sellaisen käskyn saatuaan tämä heitti heidät sisimpään vankihuoneeseen ja pani heidät jalkapuuhun.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Tedy on takové maje přikázání, vsadil je do nejhlubšího žaláře, a nohy jejich sevřel kladou.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Котрий прийнявши такий наказ, повкидав їх у саму середню темницю і позабивав ноги їх у колоду.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.Получив такое приказание, он ввергнул их во внутреннюю темницу и ноги их забил в колоду.
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.והוא כאשר צוה כן השליכם בחדר המשמר הפנימי וישם את רגליהם בסד׃
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.وهو اذ اخذ وصية مثل هذه القاهما في السجن الداخلي وضبط ارجلهما في المقطرة
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.禁 卒 領 了 這 樣 的 命 、 就 把 他 們 下 在 內 監 裡 、 兩 腳 上 了 木 狗
Bu buyruğu alan zindancı onları hapishanenin iç bölmesine atarak ayaklarını tomruğa vurdu.禁 卒領 了 這樣 的 命 、 就 把 他 們下 在 內監裡 、 兩腳 上 了 木狗
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.우리의 선조들이 매일 뭔가 비범한 것들을 할 수 있었다는 사실로부터 온 것입니다.
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.làm những điều phi thường hàng ngày, chỉ dựa trên đôi chân trần chạy những quãng xa.
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.lange afstanden konden afleggen.
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.שהיה לסמוך על רגליהם היחפות שירוצו מרחקים ארוכים.
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.باعتمادهم على ارجل حافية .. واقدام عارية والتي كانوا يجرون بها لمسافات طويلة
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.素足を頼りにしていたのです どうすれば戻れるでしょう?
Bunları giy. Kollarını açarak yüzükoyun yat ve ayaklarını birbirine sürt.Portez-les, allongez-vous sur le ventre et frottez-vous les pieds.
Bunları giy. Kollarını açarak yüzükoyun yat ve ayaklarını birbirine sürt.Puneþi-le, întinde-te pe burtã cu braþele întinse ºi freacã-þi picioarele cu putere.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Allora essi, scossa contro di loro la polvere dei piedi, andarono a Icònio
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.A oni otrząsnąwszy proch z nóg swoich na nie, przyszli do Ikonii.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.A oni vyrazivše prach z noh svých na ně, přišli do Ikonie.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.A oni vytrasúc na nich prach svojich nôh prišli do Ikonia.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Azok pedig lábuknak porát lerázván ellenük, elmenének Ikóniumba.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.De rystet da støvet av sine føtter mot dem, og kom til Ikonium.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Dessa skuddade då stoftet av sina fötter mot dem och begåvo sig till Ikonium.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Entonces sacudieron el polvo de sus pies contra ellos, y se fueron a Iconio
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Hai người đối cùng họ phủi bụi nơi chơn mình , rồi đi đến thành Y-cô-ni .
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Hai người đối cùng họ phủi bụi nơi chơn mình, rồi đi đến thành Y-cô-ni.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.두 사람이 저희를 향하여 발에 티끌을 떨어 버리고 이고니온으로 가거늘
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Mas estes, sacudindo contra eles o pó dos seus pés, partiram para Icônio.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Men de rystede Støvet af deres Fødder imod dem og droge til Ikonium.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Niin he pudistivat tomun jaloistansa heitä vastaan ja menivät Ikonioniin.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Paul et Barnabas secouèrent contre eux la poussière de leurs pieds, et allèrent à Icone,
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Pavel şi Barnaba au scuturat praful de pe picioare împotriva lor, şi s'au dus în Iconia,
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Sie aber schüttelten den Staub von ihren Füßen über sie und kamen gen Ikonion.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Εκεινοι δε εκτιναξαντες τον κονιορτον των ποδων αυτων επ' αυτους, ηλθον εις το Ικονιον.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.А учениците се изпълниха с радост и със Святия Дух.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Вони ж обтрусивши порох од ніг своїх на них, пійшли в Іконию.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Они же, отрясши на них прах от ног своих, пошли в Иконию.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.והמה נערו עליהם את העפר מעל רגליהם וילכו לאיקניון׃
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.اما هما فنفضا غبار ارجلهما عليهم وأتيا الى ايقونية.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.二 人 對 著 眾 人 跺 下 腳 上 的 塵 土 、 就 往 以 哥 念 去 了
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.二 人 對 著眾 人跺 下腳 上 的 塵土 、 就 往 以 哥念 去了
Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve ayaklarını gösterdi.Al decir esto, les mostró las manos y los pies
Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve ayaklarını gösterdi.A pověděv to, ukázal jim ruce i nohy.