ayaklarını ile cümle
ayaklarını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
12
ORT. KELİME
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.바늘 구멍 밑 부분에 헐크의 발을 놓기 위해 작은 홈을 파내었고요.
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.Tive que fazer pequenos buracos na base da agulha, para colocar os pés dele.
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.Tôi phải làm những cái lỗ nhỏ ở dưới cây kim để nhét chân của nó vào.
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.To jest - musiałem zrobić małe otwory w podstawie igły, aby umieścić tam jego stopę.
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.Tuve que hacer pequeños agujeros en la base de la aguja para encajar sus pies allí.
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.Мне пришлось наделать маленьких дырочек в основе иголки, чтобы засунуть туда его ноги.
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.Това е.. трябваше да направя малки дупки в основата на иглата, за да пъхна краката му вътре.
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.הייתי צריך לעשות חורים קטנים בבסיס של המחט ולדחוף בהם את הרגליים שלו.
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.كان علي أن أصنع ثقوبا صغيرة في أسفل العين لغرز رجليه فيها
İğne deliğinin tabanında, Hulk'ın ayaklarını sokmak için küçük delikler açtım.針の底に小さな穴を開けた わたしは糊を使うことは 滅多にない
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Als ik terug zou gaan naar Irak en met de mensen zou praten, zou ik moeten buigen en hun voeten kussen.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Gdybym miał wrócić do Iraku i spotkać się z ludźmi, musiałbym paść na kolana i całować ich stopy.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Ha visszamennék Irakba és beszélnék az emberekkel meghajolnék előttük és megcsókolnám a lábukat.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Je voudrais vous montrer ça.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.사람들에게 이야기 한다면, 전 절하고 그들의 발에 입맞춰야 할거에요.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Láska? Je krásná, pokud ji máš.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Se tornassi in Iraq e parlassi alla gente, dovrei inchinarmi e baciare i loro piedi.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Video: ¿Amor? El amor es agradable si puedes tenerlo.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Αν επέστρεφα στο Ιράκ και μιλούσα στους ανθρώπους, θα έπρεπε να γονατίσω και να φιλήσω τα πόδια τους.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.מאשר שלא הייתי נכה אני עדיין גולש. אני מפליג בעולם. אני צולל.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.وأتحدث إلى الناس، لدي رغبة في الإنحناء وتقبيل أقدامهم.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.跪いて彼らの足に口づけしなければなりません 私たちが子供を連れて行こうとしたとき
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.A przywiódłszy on mąż one ludzie w dom Józefów, dał im wody, i umyli nogi swe; dał też obrok osłom ich.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.A tak voviedol človek mužov do domu Jozefovho. A dal im vody, a umyli si nohy. A dal ich oslom obrok.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.De broers werden het paleis binnengeleid en kregen water om hun voeten te wassen en de ezels werden gevoederd.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.In mož jih pripelje v hišo Jožefovo in jim da vode, da si umijejo noge, in da tudi klaje njih oslom.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Ja hän vei miehet Joosefin taloon ja antoi heille vettä jalkain pesemiseksi ja heidän aaseilleen rehua.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.그들을 요셉의 집으로 인도하고 물을 주어 발을 씻게 하며 그 나귀에게 먹이를 주더라
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Och han förde männen in i Josefs hus och gav dem vatten till att två sina fötter och gav foder åt deras åsnor.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Og de fremtog deres Gave, før Josef kom hjem ved Middagstid, thi de hørte, at de skulde spise der.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.rồi đưa anh em vào nhà Giô-sép, đem nước ra cho rửa chơn, và cũng cho những lừa ăn cỏ nữa.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.rồi đưa anh_em vào nhà Giô-sép , đem nước ra cho rửa chơn , và cũng cho những lừa ăn cỏ nữa .
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Så la de gaven til rette til Josef skulde komme hjem om middagen; for de hadde hørt at de skulde ete der.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.und führte sie in Josephs Haus, gab ihnen Wasser, daß sie ihre Füße wuschen, und gab ihren Eseln Futter.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Uved tedy muž ten lidi ty do domu Jozefova, dal jim vody, aby umyli nohy své, dal také obrok oslům jejich.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.И ввел тот человек людей сих в дом Иосифов и дал воды, и они омыли ноги свои; и дал корму ослам их.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.И домакинът въведе човеците в Иосифовия дом и им даде вода та си умиха нозете; даде и храна за ослите им.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.ויבא האיש את האנשים ביתה יוסף ויתן מים וירחצו רגליהם ויתן מספוא לחמריהם׃
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.وادخل الرجل الرجال الى بيت يوسف واعطاهم ماء ليغسلوا ارجلهم واعطى عليقا لحميرهم.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.家 宰 就 領 他 們 進 約 瑟 的 屋 裡 、 給 他 們 水 洗 腳 、 又 給 他 們 草 料 餧 驢
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.家宰 就 領 他 們進 約瑟 的 屋裡 、 給 他 們水洗 腳 、 又 給 他 們草料 餧驢
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.Ha tudod mozgatni a csípődet, ha tudsz táncolni, mozgasd a lábaidat, mozgasd a lábfejeidet, mozgasd a labdát.
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.Jestli dokážeš rozpohybovat boky, jestli umíš tančit, rozhýbej nohy, rozhýbej chodidla, rozhýbej míč.
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.Kalau bisa goyangkan pinggulmu, Goceklah (Menarilah) gerakan kakimu, gerakan kakimu, mainkan bolanya
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.엉덩이로 리듬 좀 타봤다면 좀 흔들어봤다면 다리를 흔들고
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.Se sai come muovere i tuoi fianchi, se sai ballare, muovi le tue gambe, muovi i tuoi piedi, muovi la palla.
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.Si tu sais bouger tes hanches, si tu sais danser, bouge tes jambes bouge tes pieds bouge la balle.
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.Ты неплохо двигаешься? Хорошо танцуешь? Тогда двигай ногами, двигайся к цели, гони мяч вперед.
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.אם אתה יכול להזיז את המותניים, אם אתה יכול לרקוד, הזז את הרגליים, הזז את כפות הרגליים,
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.إذا كنت تستطيع تحريك وركيك، إذا كنت تستطيع أن ترقص، حرك ساقيك،
Kalçalarını oynatabiliyorsan, dans edebiliyorsan, bacaklarını da oynat, ayaklarını da oynat, topu konuştur.ダンスできるなら、 足も動かせ。 ボールを動かせ。
Kendi ayaklarının üzerinde durabilirlerdi.Ed era capace di stare su due piedi.
Kendi ayaklarının üzerinde durabilirlerdi.그리고 아이들이 자신 스스로 자립할 수 있다는 사실을요.
Kendi ayaklarının üzerinde durabilirlerdi.Och att han är kapabel att stå på sina egna ben.
Kendi ayaklarının üzerinde durabilirlerdi.Si ca e capabil sa stea pe propriile picioare.
Kendi ayaklarının üzerinde durabilirlerdi.И он способен устоять на своих собственных ногах.
Keşif insan oğlunun daha önce ayak basmadığı yerlere ayaklarınızı basarak yaptığınız fiziksel bir süreçtir.A felfedezés az a fizikai folyamat amely során olyan helyekre teszed a lábad, ahol ember még soha nem járt.
Keşif insan oğlunun daha önce ayak basmadığı yerlere ayaklarınızı basarak yaptığınız fiziksel bir süreçtir.당신의 발을 올려 놓는 신체적 과정이라 할 수 있다.
Keşif insan oğlunun daha önce ayak basmadığı yerlere ayaklarınızı basarak yaptığınız fiziksel bir süreçtir.Průzkum je fyzický proces, kdy lidská noha vstoupí na dříve neprozkoumaná místa.
Keşif insan oğlunun daha önce ayak basmadığı yerlere ayaklarınızı basarak yaptığınız fiziksel bir süreçtir.Изследването е процес, при който човек достига до места, на които никой не е стъпвал преди това.