ayaklarını ile cümle
ayaklarını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Çocuklar ayaklarını yıkadı.The children washed their feet.
Ayaklarını yorganına göre uzatmalısın.You should try to live within your means.
Ayaklarınız kirli.Your feet are dirty.
Ayaklarınıza dikkat edin.Watch your toes.
At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.The horse rose on its hind legs.
Ayaklarını sürükledi.He dragged his feet.
Köpeğime doğrularak oturmayı ve arka ayaklarının üstünde durmayı öğrettim.I have taught my dog to sit up and beg.
Yaşlı adam ayaklarını sürüyordu.The old man was plodding along.
Gümüş prangalarla ayaklarını zincirleyelim.Let's shackle your feet with silver fetters.
Odaya ayaklarının ucuna basarak girdi.He entered the room on tiptoes.
Islak olduklarında, ayaklarınız iyi hisseder.Your feet feel good when they are wet.
Tom ayaklarını sehpaya koydu.Tom put his feet up on the coffee table.
Tom rıhtımda ayaklarını suya sarkıtarak oturmayı sever.Tom likes to sit on the dock with his feet dangling in the water.
Tom ayaklarını yıkadı.Tom scrubbed his feet.
O ayaklarının ucuna basarak yürüdü bu yüzden onu hiç kimse duymadı.He tiptoed so no one heard him.
Ayaklarınız ıslanırsa, üşütürsünüz.If your feet get wet, you'll catch a cold.
Ayaklarınız sizi kalbinizin olduğu yere götürecektir.Your feet will lead you to where your heart is.
Onun, ayaklarını masaya koymasına izin verme.Don't let him put his feet on the table.
Tom ayaklarını ıslatmaktan nefret eder.Tom hates to get his feet wet.
Bu sizi ayaklarınızın üzerinde tutar.It keeps you on your toes.
Masanın ayaklarını tamir etti.He repaired the legs of the table.
Tom dışarıda ayaklarını sürüyerek yürüdü.Tom shuffled out.
Ayaklarını kullan.Use your feet.
Ayaklarını sıcak tutmak için kalın çoraplar giymelisin.You need to wear thick socks to keep your feet warm.
Tom'un ayaklarını uyuşmuş hissediyordu.Tom's feet felt numb.
Ayaklarını sil.Wipe your feet.
Senin ayaklarını ıslatmaktan korkma.Don't be afraid to get your feet wet.
Benim küçük Pinokyom, benim sevgili küçük Pinokyom! Ayaklarını nasıl yaktın?My little Pinocchio, my dear little Pinocchio! How did you burn your feet?
Kediler baş aşağı bırakılsalar bile her zaman ayaklarının üzerine düşerler.A cat always lands on its feet, even if upside down when dropped.
Tom sinirli şekilde ayaklarını sürüdü.Tom nervously shuffled his feet.
Tom Mary'nin ayaklarını yerden kesti.Tom swept Mary off her feet.
Sen ayaklarını temizledin.You've cleaned your feet.
Tom ayaklarını sırasının üstüne koydu.Tom put his feet up on his desk.
Tom Mary'nin yeniden ayaklarının üzerinde durmasına yardım etti.Tom helped Mary get back on her feet.
Tom ayaklarını suya sarkıtarak iskelede oturdu.Tom sat on the pier, dangling his feet in the water.
İçeri girmeden önce ayaklarınızı silin.Wipe your feet before coming in.
Jérôme ayaklarını tabağın içine koydu.Jérôme put his feet in the dish.
Tom yeniden ayaklarının üzerinde duracak.Tom will be back on his feet soon.
Tom ayaklarını paspasa sildi.Tom wiped his feet on the mat.
Ayaklarının altındaki buz kırılacak.The ice under your feet will break.
Ayaklarını bir battaniye ile ört.Cover your feet with a blanket.
Çok küçük olan ayakkabıları giymek ayaklarınız için zararlı.Wearing shoes that are too small is bad for your feet.
Size söyledim, bacaklarınıza ve ayaklarınıza dikkat etmek zorundaydınız.I told you you had to pay attention to your legs and feet.
Ayaklarını sürümeyi bırak.Quit dragging your feet.
Ayaklarını suya sarkıttı.She dangled her feet in the water.
Ayaklarınızla karşılaştırıldığında, benim ayaklarım daha küçük.Compared to your feet, my feet are smaller.
Kediler neredeyse her zaman ayaklarının üzerine düşerler.Cats almost always land on their feet.
Tom'un ayaklarının her tarafında kabarcıklar vardı.Tom had blisters all over his feet.
Tom'un ayaklarının her tarafı su topladı.Tom had blisters all over his feet.
Köpek, Tom'un ayaklarının kokusundan hoşlanıyor.The dog likes the smell of Tom's feet.
Tom ayaklarını suyun içine sarkıttı.Tom dangled his feet in the water.
Fadil sessizce arka kapıyı açtı ve ayaklarının ucuna basarak eve girdi.Fadil quietly opened the backdoor and tiptoed into the house.
Tom ayaklarını sürüklüyor.Tom has been dragging his feet.
Ayaklarınızı pedalların üzerinde tutun.Keep your feet on the pedals.
Senin ayaklarının altındaki zemini öpüyorum.I kiss the ground beneath your feet.
Tom'un yeniden ayaklarının üstünde durmasına yardım ettim.I helped Tom get back on his feet.
Tom ayaklarını yere koydu.Tom put his feet on the floor.
Akşam yemeğinde masa altından ayaklarınızla oynaşıyor muydunuz?Were you playing footsie with each other at dinner?
"Stamata Revithi'yi bakıp sadece trajedisini görebildiler, sıra dışı ayaklarını değil.""Looking at Stamata Revithi, they could see only tragedy, not her extraordinary feat."
22:7 Bir Kohen, hizmet etmeden önce ellerini ve ayaklarını yıkamalı Ex.22:7 A Kohen must wash his hands and feet before service — Ex.