ayakkabını ile cümle
ayakkabını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.40
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Ayakkabını bağla.Tie your shoe.
Bu ayakkabının daha uzun ömürlü olacağını düşündüm.I thought this pair of shoes would last longer.
Ayakkabını çıkarma.Keep your shoes on.
2006 yılında Nike, ayakkabının yeni bir versiyonunu çıkardı.In 2006, Michel Audet wore new shoes when he delivered his budget speech.
Ayakkabının ölümleri...Dead Men's Shoes.
Ayakkabının, Chez Panisse'in 40. yıldönümü kutlaması için yaratılmış bir kopyasıReplica of the titular shoes, created for the Chez Panisse 40th anniversary celebration
Ayakkabının şimdiki dördüncü versiyonunda sekiz renk çeşidi vardır.Eine Zwergform ist in acht Farbschlägen vorhanden.
Kepirin çamuru bastığında ayakkabının topuğunu alırdı.Mein Zeh schmerzt, nachdem ich den Schuh angezogen habe.
Ayakkabınız ve çorabınız var mı?Avez-vous des chaussures et des chaussettes ?
2007'de ise ayakkabının üçüncü bir versiyonunu çıkarttı.Toujours en 2007, elle lance sa propre ligne de chaussures véganes.
Topuklama aşamasında topuk ayakkabının tabanıyla birleştirilir ve son biçimini alır.A fine anno attacca le scarpette al chiodo e si ritira.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.Перед входом необходимо снять обувь.
Ayakkabının ana özelliği, ayakkabının üstünde eşmerkezli lastik halkaları olmasıdır.Главный критерий конечно — насколько комфортно ноге в ботинке.
Kepirin çamuru bastığında ayakkabının topuğunu alırdı.Как Хрущев стучал башмаком.
Ayakkabının tabanı için daha çok yaşlı fok derileri (Arinacir) kullanılır.Из обуви широко использовались кожаные башмаки.
Ayakkabının tarihi kıyafetlerin tarihi kadar eskidir.История моды почти так же стара, как и история костюма.
Bu ad aynı zamanda İnyupikçede ayakkabının genel adı olarak da kullanılır.Atividad que é ainda denominador comum da capital dos sapatos.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.Ao entrar na Mesquita é necessário tirar os sapatos.
Ayakkabının tabanı için daha çok yaşlı fok derileri (Arinacir) kullanılır.Pro udávání velikostí obuvi se používá číslo velikosti obuvi.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.Moskeijaan astuttaessa jalkineet on riisuttava.
Kepirin çamuru bastığında ayakkabının topuğunu alırdı.Một con cái thấm cái đuôi của nó khi nó đi tiểu.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman kolaylık olması için foralı bağlamak şarttır.靴を履く時にかかとに当てて、靴に足を入りやすくするために用いられる。
Ayakkabının pazarlamasında için Nike tarafından uygun bulunan futbolcular yer aldı.クトゥ屋 じーさんが孫の靴を買い換えるため孫を連れてきた靴屋。
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.建物の中に入る時は玄関で靴を脱いで上がる。
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman kolaylık olması için foralı bağlamak şarttır.過踝靴子較鞋子不容易脫落。
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.코트 밖으로 양 발이 나가게 되면 장외반칙이 주어진다.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman kolaylık olması için foralı bağlamak şarttır.יש המשתמשים בכף נעליים להקל על הכנסת הרגל לנעל.
Ayakkabının ölümleri...Demonski čevljar.
Ayakkabının ayaktan çıkarılacağı zaman önce kilidi çözmek gerekir.Saapad tuleb enne jalgapanekut tühjaks raputada.
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."É a velhinha que vivia num sapato. O título era, "Lá Vai a Vizinhança."
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."E bătrânica ce trăieşte într-un pantof, iar acest lucru -- titlul imaginii era "Uite-aşa se duce cartierul."
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."Een oud vrouwtje die in een schoen woont en dan dat ding -- de titel was "De buurt verdwijnt".
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."Es la ancianita que vivía en un zapato, de ahí esta imagen --se titulaba "El vecindario va a peor".
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."신발에 사는 작은 나이든 숙녀입니다. 제목은 "이웃들이 간다"였지요.
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."Przedstawia staruszkę która mieszka w bucie zatytułowałem to: "No to po sąsiadach".
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."Пожилая дамочка, которая живёт в ботинке, а потом вот эта штука - её название "И вот наступает соседство".
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."Това е старицата, която живее в обувка, и след това следното -- заглавието беше "Кварталът си отива."
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."זו האישה הזקנה שחיה בתוך נעל, ואז זה-- הכותרת היתה, "השכונה הזאת כבר לא נחמדה."
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."انها السيدة المسنة الصغيرة التي تعيش في الأحذية ، ومن ثم هذا الشيء -- كان عنوان تلك ،"هنا تكون الجيرة"
Bu yaşlı bayan bir ayakkabının içinde yaşıyor, ve -- bunun başlığı " İşte komşuluk gidiyor."題名は「There Goes the Neighborhood」です ファッションに関して あまり知識はないのですが-