ayakkabıları ile cümle
ayakkabıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
6
HECE
7
ORT. KELİME
Girişte ayakkabılarımızı çıkaralım.Let's take off our shoes at the entrance.
Daha sonra 1968 yılında şirket, spor ayakkabıları üretimi ve dağıtımı konusunda uzmanlaşmıştır.In 1968, the company began to specialize in sport shoes production and distribution.
Şirketin dönüm noktası, 1917'de Converse All-Star basketbol ayakkabıları üretilince gerçekleşti.The company's catalyst came in 1917 when the Converse All-Star basketball shoe was introduced.
Ayakkabı sorunu ayakkabıları sanat odasından boya kullanarak siyaha boyayarak karara bağlanır.The shoe problem is resolved by painting the shoes black using paint from the art room.
Hollanda polisinin camilere girerken ayakkabılarını çıkarttıkları gösterilir.Dutch police are shown removing their shoes before entering a mosque.
Yelken ayakkabıları geneleksel olarak çorapsız giyilir.Boat shoes are traditionally worn without socks.
Nike Air Max, tür olarak 1987 yılında, Nike tarafından üretilen ayakkabıların bir markasıdır.Nike Air Max is a line of shoes first released by Nike, Inc. in 1987.
Ayakkabıları da merkeb derisinden idi."She wore good shoes."
Ayakkabılarının tabanındaki çamur dikkatinizi çekiyor.You notice the clay on the soles of her feet.
Ayakkabılarına bakarak bile borcunu ödeyemeyeceğini anlarlar. Dikkat etsene.They can tell by your shoes that you can't pay it back.
Spor ayakkabılarını giy de yola çıkalım.-Go on, put your sneakers on and we'll be on our way.
The Clash sandalet değil, büyük asker ayakkabıları giyiyordu.The Clash wore big army boots, not sandals.
Bahse girerim bütün ayakkabılarınız uyuşuyordur.I'll bet all your shoes match.
Ayakkabılarım mı?"Is it my shoes?"
Hoşunuza gidecek. ayakkabılarınızı çıkarın.You would like it. Just remove sneakers.
Yani o çim üzerinde zarif bir grup dört ayakkabıları koymak ve onlara baktı.So he put the four shoes in a graceful group on the turf and looked at them.
Yani artık ayakkabı üreticileri yoktu, insanların ayakkabılarına taban çakanlar vardı.So there were no longer shoe makers, but now there are people slapping soles on people's shoes.
Size ise spor ayakkabılarınızla yapıyorsunuz.You do it in your sneakers.
En iyisi ayakkabılarımın yerini evime sormaktı.I should be able to ask my house where my shoes are.
Tüm o pis kokulu koşu ayakkabılarından kurtulun.Get rid of all the stinking running shoes.
Ayakkabıları giyerek!Put on the shoes!
Kahve içmek istediğini sorsam, ayakkabılarında delik açmazsın, değil mi?If I ask you if you'd like to have coffee, you won't puncture a hole in your sneakers, will you?
Ayakkabılarını bile giyemiyorsun. Nereye gittiğini sanıyorsun?You can't even put on your shoes, where are you going to go?
Salona ayakkabılarınızla giremezsiniz.You can't enter the living room with shoes on.
Saçımı atkuyruğu yapmıştım; askısız elbisem ve yüksek topuklu ayakkabılarım vardı.I had a pony tail, a strapless dress, and high heel shoes.
Ayakkabılarımı al.Get my shoes.
Henüz ayakkabıları yok."They don't have any shoes yet."
Haftaya yine buraya gelip ayakkabılarına bakıyor olacaksın.You'll still be here next week, staring at your shoes.
Bütün yapmak istediğim, koşu ayakkabılarımı giymek ve kapıdan dışarı koşmaktı.All I wanted to do was put my running shoes on and run out the door.
Joffrey'i kendi ayakkabılarıyla öldürmek istiyorum.Wanna kill Joffrey with his own shoes.
Zarif ayakkabılarının yarattığı bu zıtlığı seviyorum.I love the contrast of her dainty shoes.
Ayakkabıları al.Take the shoes.
Şimdi sarkacı yörüngesel bir şekilde fırlatıp öndekilerin ayakkabılarını boyamaya çalışacağım.I'm just going to throw this into an orbit and see if I can paint everybody's shoes in the front.
Eski ayakkabılarınızı, içeride yenilerini dışarıda giyin.Wear your old shoes in, your new shoes out.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.And somebody donated tennis shoes for me.
Ayakkabıların nerede?Where are your shoes?
Eberhard, ayakkabılarını giy!Eberhard, put your shoes on!
Burada daha insan gücüne ihtiyac duyulan baska bir sey var, Ayakkabilarin yapimi.Here's something that's far more labor-intensive, which is the making of shoes.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,The company itself had about 10,000 employees, and they're doing domestic shoes.
Koşu ayakkabılarınızın üzerindeki fosforlu bant gibi.like the reflective tape that you have on your running shoes.
O zaman harekete geçin; ayakkabıları kurtarın.So get in the game. Save the shoes.
Ayakkabılarınızı çıkarın!Ay, your shoes...
Spor ayakkabılarını giy çünkü çitten atlayacaksın.Wear sneakers because you'll need to jump a fence.
Sonradan o ayakkabıların rahatsız olduğunu keşfettim ama o zaman hayrandım.I found out later that they are uncomfortable, but I admired it.
Kıyafetlerin ve ayakkabıların bir önemi var bence.There is something about clothes, I think, and shoes.
-Yeni ayakkabılarıma basma sakın!- Don't kick my new shoes!
Bir tarlada karşılaştık, pejmürde bir haldeydi, ayakkabıları dahi yoktu.I met her in a field, she was ragged, she had no shoes.
Boyum 175 cm ve ayakkabılarımı giymişim.I am 5' 9", depending on whether I'm wearing shoes.
Rüya ayakkabılarımızı çıkarıp, kendimizi yaşantımıza ayarlarız.We take off our dream shoes, and button ourselves into our lives.
Her neyse, böyle durumlarda insanlar ayakkabılarını düşünmezler bile..Anyway, you... In a situation like that, people would give up the shoe.
Sihirli ayakkabılarını Kötü Cadı'nın bilgisayarla yaratılmış ordularını yenmek için kullan."Use your magic slippers to defeat the computer-generated armies of the Wicked Witch."
Ayakkabıların gerçek fiyatı ne kadardır?How much did it originally cost?
Yani ayakkabıların normal fiyatı 50 TL'ymiş.The shoes originally cost $50.
Ben kesinlikle ayakkabıların aynısını alacağım.I'll buy you the same exact shoes right away!
Ayakkabılarımı yala dedim.I said to lick it.
"Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın.""O Moses, I am verily your Lord, so take off your shoes, for you are in the holy plain of Towa.
Şüphe yok ki benim senin Rabbin, çıkar ayakkabılarını, kutlu vadidesin, Tuva'dasın sen."O Moses, I am verily your Lord, so take off your shoes, for you are in the holy plain of Towa.
Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın."I am thy Lord: so take off thy shoes; verily thou art into the holy valley, Tuwa.
Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ'dasın."I am thy Lord: so take off thy shoes; verily thou art into the holy valley, Tuwa.
En iyi, el yapımı kadın ayakkabılarıyla tanınan Jimmy Choo Ltd'nin kurucu ortağı olarak bilinir.He is best known for co-founding Jimmy Choo Ltd, which became known for its handmade women's shoes.