ayakkabıları ile cümle
ayakkabıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
6
HECE
5
ORT. KELİME
Benim çocuklarım ayakkabılarını çabucak eskitiyorlar.My children wear out their shoes quickly.
Yeni ayakkabılarım deriden yapılmıştır.My new pair of shoes are made of leather.
Benim ayakkabılarımı ıslattım.I got my shoes wet.
Ayakkabılarımı eskittim.I've worn out my shoes.
Ayakkabılarımı temizlettim.I had my shoes cleaned.
Hafif ayakkabıları severim.I like light shoes.
O yeni ayakkabılarından memnun.He is pleased with his new shoes.
Ben kırmızı ayakkabıları istedim.I wanted red shoes.
Ben kahverengi ayakkabıları istiyorum, siyah olanları değil.I want brown shoes, not black ones.
Ona ayakkabılarımı tamir etmesini rica ettim.I asked him to mend my shoes.
Ona ayakkabılarımı tamir ettireceğim.I will have him mend my shoes.
Ona ayakkabılarımı cilalattım.I got him to polish my shoes.
Ben ona ayakkabılarımı tamir ettirdim.I got him to mend my shoes.
Biri yanlışlıkla benim ayakkabılarımı aldı.Someone has taken my shoes by mistake.
Japonya'da insanlar bir eve girdikleri zaman ayakkabılarını çıkarırlar.In Japan people take off their shoes when they enter a house.
Japonya'da bir eve girdiğinizde ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekiyor.You are supposed to take off your shoes when entering a house in Japan.
Bir Japon evine girerken ayakkabılarını çıkarmalısın.You must remove your shoes when you enter a Japanese house.
Japonlar eve girerken ayakkabılarını çıkarırlar.The Japanese take off their shoes when they enter a house.
Girişte ayakkabılarımızı çıkarmamız gerek.We are supposed to take off our shoes at the entrance.
Girişte ayakkabılarımızı çıkarmamız gerekiyor.We are supposed to take off our shoes at the entrance.
Çamur onun ayakkabılarına yapıştı.The mud clung to his shoes.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Onun ayakkabıları kahverengidir.His shoes are brown.
Yardımcısı ayakkabılarını parlattı.His assistant polished his shoes.
O ayakkabılarını parlattı.He shined his shoes.
O, ayakkabılarını giymek için durdu.He stopped to put on his shoes.
Yeni ayakkabılarını giymeye çalıştı.He tried putting on his new shoes.
Onun mavi ayakkabıları o elbise ile uyum sağlar.Her blue shoes go well with that dress.
Onun ayakkabılarından biri düştü.One of her shoes dropped off.
Elbiseyle eşleşen ayakkabıları seçti.She picked out the shoes that match the dress.
O ayakkabılarını bağladı.She laced her shoes.
O, ayakkabılarını parlattı.She had her shoes shined.
Eski ayakkabılarını çıkararak yenilerini giydi.She took off her old shoes and put on the new ones.
O ayakkabılarımı çabucak fırçaladı.She gave my shoes a quick brush.
O, onlara ayakkabılarını çıkarmalarını söyledi.She asked them to take their shoes off.
Odaya girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarın.Take your shoes off before you come into the room.
Benim ayakkabılarım seninkilerden daha büyük.My shoes are bigger than yours.
Yarına kadar bu ayakkabıları tamir ettireceğim.I will get these shoes repaired by tomorrow.
O dans ayakkabıları giyiyordu.She was wearing pumps.
Lütfen ayakkabılarınızı giyin.Please put your shoes on.
Bu ayakkabıları tamir edebilir misin?Can you repair these shoes?
Spor ayakkabıları satıyor musun?Do you sell sport shoes?
Çoraplarım var ama ayakkabılarım yok.I have socks, but I have no shoes.
Siyah ayakkabıları severim.I like the black shoes.
Ben ayakkabılarımla gurur duyuyorum.I am proud of my shoes.
Japonlar bir eve girdiklerinde ayakkabılarını çıkarırlar.The Japanese take off their shoes when entering a house.
Ayakkabılarım kahverengi.My shoes are brown.
Eve girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekir.You must remove your shoes before entering a house.
Evlere girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmalısınız.You have to take off your shoes before entering houses.
Ayakkabılarını çıkarmana gerek yok.You don't need to take your shoes off.
Ayakkabıların çözülmüş.Your shoes are untied.
Doğru, daha ayakkabılarını giyememişken; yalan, dünyanın öbür ucuna gitmiştir bile.A lie can travel halfway around the world while the truth is putting on its shoes.
Kunduracı ayakkabıların tamir etmek için çok eski olduğunu söyledi.The shoemaker said the shoes were too old to repair.
Ben koşuya gitmeden önce ayakkabılarımı her zaman sıkı bağlarım.I always tie my shoes tightly before I go jogging.
Hangi ayakkabıları seviyorsun?What shoes do you like?
Ayakkabılarımı cilalattım.I had my shoes shined.
Hepimiz, eve girmeden önce ayakkabılarımızı çıkaralım.We should take off our shoes before entering the house.
Eve girmeden önce ayakkabılarımızı çıkarmalıyız.We must remove our shoes before entering the house.
Ayakkabılarını bağla.Tie your shoes.
Futbolcu ayakkabılarını bağlıyor.The soccer player is tying his shoes.