Ayakkabıcının çocukları yalın ayak gider.The cobbler's children go barefoot.
Bir ayakkabı tamircisi de bir ayakkabıcı olarak bilinir.A cobbler is also known as a shoemaker.
Ayakkabıcının oğlu hep yalınayak gider.The shoemaker's son always goes barefoot.
Ayakkabıcıya gittik.We went to the shoe store.
Haider'in babası Robert Haider, bir ayakkabıcıydı.Haider's father, Robert Haider, was a shoemaker.
Elle çalışan bir ayakkabıcı ise günde yaklaşık bir çift ayakkabı yapabilir.It can take as much as a week to craft a single pair of shoes.
Ayakkabıcılık yaptı.Making shoes.
Şehrin ekonomisi ayakkabıcılık sektörüne bağlıdır.The town's economy relies heavily on the shoe industry.
Ayakkabıcılık, ayakkabı yapımıdır.Shoemaking is the process of making footwear.
Daha sonra gömlek ustalığı, ayakkabıcı çıraklığı gibi çeşitli işlerde çalıştı.He would then go to work for several hours as a shochet.
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'I could tell you tales of cobbler's wax which would disgust you with human nature.'
Ben henüz altı yaşındayken annem ve abimle ayakkabıcıya gitmiştikWhen I was perhaps six years old, I went to a shoe store with my mother and my brother.
"Elfler ve Ayakkabıcı"nın hikayesi de vardır.There is the story of "The Elves and the Shoemaker."
Yani Tony Shea bir ayakkabıcı işletmiyor.So Tony Hsieh does not run a shoe store.
Zappos bir ayakkabıcı değil.Zappos isn't a shoe store.
Choo, Penang, Malezya'da, Hakka ayakkabıcılar ailesinde doğdu.Choo was born in Penang, Malaysia, into a Hakka family of shoemakers.
Ayakkabıcılık, ayakkabı yapımıdır.Es dient der Schuhherstellung.
Elle çalışan bir ayakkabıcı ise günde yaklaşık bir çift ayakkabı yapabilir.Zusätzlich erhält jeder Zugbegleiter jährlich 2 Paar Schuhe.
Ayakkabıcılık yaptı.Schuhe selber machen.
Şehrin ekonomisi ayakkabıcılık sektörüne bağlıdır.L'économie de la ville est fondée sur l'industrie de la chaussure.
Ayakkabıcılık, ayakkabı yapımıdır.Fabrication de chaussures.
Haider'in babası Robert Haider, bir ayakkabıcıydı.Su padre, Hans Rössler, era un zapatero.
Şehrin ekonomisi ayakkabıcılık sektörüne bağlıdır.La actividad económica gira en torno a la industria del calzado.
Ayakkabıcılık, ayakkabı yapımıdır.La pantofola è una calzatura da casa.
Bunu terzi ve ayakkabıcı dükkânları takip etti.L’opera fu affidata ai calzolai e ai commercianti di scarpe.
Ayakkabıcılık yaptı.Производство обуви.
Ayakkabıcılık yaptı.Seguiu-se o calçado.
Ailesinin ayakkabıcılık yaptığı Paris'te doğdu.Urodziła się w rodzinie estońskiego szewca.
Canterbury'de yaşayan ayakkabıcı John Marlowe ve Katherine çiftinin oğullarıdır.Syn szewca z Canterbury Johna Marlowe’a.
Ayakkabıcılık, ayakkabı yapımıdır.Znane jest z produkcji butów.
Elle çalışan bir ayakkabıcı ise günde yaklaşık bir çift ayakkabı yapabilir.Na parterze mieściła się fabryka obuwia, która mogła dostarczyć do 100 butów dziennie.
Elle çalışan bir ayakkabıcı ise günde yaklaşık bir çift ayakkabı yapabilir.Всього їх підприємство виробляє щодня 1000 пар взуття.
Ailesinin ayakkabıcılık yaptığı Paris'te doğdu.Narodil se v rodině obuvníka.
Canterbury'de yaşayan ayakkabıcı John Marlowe ve Katherine çiftinin oğullarıdır.A fost fiul unui pantofar prosper din Canterbury, numit John Marlowe și al Katherinei.
Kuzma Petrov Vodkin Saratov'un dışında Khvalynsk (şimdi Engels)'de bir ayakkabıcının oğlu olarak doğdu.Kuzma Petrov-Vodkin s-a născut în Khvalînsk (Regiunea Saratov) în familia unui pantofar.
Ayakkabıcılık, ayakkabı yapımıdır.Specialitatea din Calahorra este fabricarea de pantofi.
Ayakkabıcılık yaptı.Cipőgyártás.
Ayakkabıcılık yaptı.Valmistaa kenkiä.
Ayakkabıcılık yaptı.Σαράντης Παπουτσίδης.
Bunu terzi ve ayakkabıcı dükkânları takip etti.Ασχολείται με το χρηματοκιβώτιο και τα υποδήματα της Φρίγκα.
Canterbury'de yaşayan ayakkabıcı John Marlowe ve Katherine çiftinin oğullarıdır.Marlowe var sønn av skomaker i Canterbury ved navn John Marlowe og dennes hustru Catherine.
Haider'in babası Robert Haider, bir ayakkabıcıydı.Ayah Haider, Robert Haider, adalah seorang pengrajin sepatu.
Ayakkabıcılık, ayakkabı yapımıdır.Đóng giầy là công đoạn chế tạo giầy dép.
Ayakkabıcılık yaptı.Đi giày vải.
Ailesinin ayakkabıcılık yaptığı Paris'te doğdu.オスロで靴屋を経営する両親のもとに生まれた。
Ayakkabıcılık, ayakkabı yapımıdır.遺品は靴。
Dokumacılık, ayakkabıcılık,terzilik en yaygın zanaatlardır.傘や靴は最も整頓が必要である。
Ayakkabıcılık yaptı.スケート靴
Ayakkabıcılık yaptı.아기 신발.
Ayakkabıcılık yaptı.טביעת נעל
Ayakkabıcılık, ayakkabı yapımıdır.Обувна и шоколадова промишленост.
Elle çalışan bir ayakkabıcı ise günde yaklaşık bir çift ayakkabı yapabilir.Vėliau, apsirūpinus mašinomis, maždaug kas 20 sekundžių būdavo pagaminama batų pora.
Ayakkabıcılık yaptı.Tema saapad olid .
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Aş putea să vă spun poveşti de ceară lui cizmar care ar tine cu dezgust natura umană. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Eu poderia dizer-lhe contos de cera de sapateiro que nojo você com a natureza humana. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Ich könnte Ihnen Geschichten von Schusterpech was Ekel Sie mit der menschlichen Natur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Ik kan je vertellen verhalen van wax schoenmaker die zou walging u met de menselijke natuur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Jag skulle kunna berätta historier of skomakare är vax som skulle avsky dig med människans natur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Jaz lahko povem zgodbe voska Čevljarski gnusa, ki bi ga s človeško naravo. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Jeg kunne fortælle historier af beg som ville afsky dig med den menneskelige natur. "