Merdivende adımımı boşa atıp ayak bileğimi burktum maalesef.I missed a step on the stairs and I'm afraid I sprained my ankle.
Bırak bu ayakları.Don't beat around the bush.
Şirket ayakta kalmayı başardı.The company managed to keep afloat.
Buluşma salıya ayarlandı.The meeting was arranged for Tuesday.
Zamana ayak uydurmalıyız.We must keep up with the times.
Biz en son araştırmaya ayak uydurmadık.We have not kept pace with the latest research.
Kumda ayak izleri bulduk.We found the footprints in the sand.
Her zaman haklarımız için ayağa kalkmalıyız.We must always stand up for our rights.
Ayağa kalkmamızın zamanı geldi.The time has come for us to stand up.
Yangında ayakkabımı kaybettim.I lost my shoe in the fire.
O, eve girmeden önce ayakkabılarını kazıyarak temizledi.She scraped her shoes clean before she entered the house.
Biz eve girdiğimizde ayakkabılarımızı çıkarmak bizim geleneğimizdir.It is our custom to take off our shoes when we enter the house.
Ayaklarıma bir şey dokunduğunu hissettim.I felt something touch my feet.
Ayako'nun cildi kimyasallara karşı hassastır.Ayako's skin is sensitive to chemicals.
Kendini sıcaklığın ani değişimlerine göre ayarlamak zordur.It is difficult to adapt oneself to sudden changes of temperature.
Sizi istasyonda karşılayacak bir araç ayarladık.We arranged that a car meet you at the station.
Uzay aracı yakında aya ulaşacak.The space ship will get to the moon soon.
Bir uzay gemisinde aya yolculuk artık bir rüya değil.A voyage to the moon in a spaceship is no longer a dream.
Sağ ayağım uyuşuyor.My right foot is sleeping.
Sağ ayağımda nasır var.I have a corn on my right foot.
Çok fazla içtim ve yer ayaklarımın altında dönüyor gibi görünüyordu.I drank too much and the ground seemed to spin under my feet.
Bütün gün ayakta durduğum için yoruldum.I'm worn out, because I've been standing all day.
Roket şimdiye kadar aya varmış olacak.The rocket ought to have reached the moon by now.
Linda şarkı söylemek için ayağa kalktı.Linda stood up to sing.
İyi ayakkabılarını giyin.Put on your good shoes.
Kanatlarımız olsaydı, aya uçabilir miydik?If we had wings, could we fly to the moon?
Kendi iki ayağının üstünde durmanın zamanıdır.It's time you stood on your own two feet.
Meg'in ayakkabıları biraz gevşek.Meg's shoes are a little loose.
Ayağını yorganına göre uzat.Waste not, want not.
Orada ayakta duran kız Mary'dir.The girl standing over there is Mary.
Herkes ayak diredi.Everybody put their foot down.
Mayuko alarmda ayağa fırladı.Mayuko jumped up in alarm.
Çok geçmeden aya seyahat edebiliriz.It won't be long before we can travel to the moon.
Ayakkabılarını paspasta sil.Wipe your shoes on the mat.
Ayağım tekrar uyuştu!My foot's asleep again!
Mike, sınıfına ayak uyduramadı.Mike could not keep up with his class.
Ayak parmaklarıma kolayca dokunabilirim.I can easily touch my toes.
John, zil çalar çalmaz ayağa fırladı.John jumped to his feet the moment the bell rang.
Beverly Hills gibi zengin kasabada Joneses ailesine ayak uydurmak zordur.Keeping up with the Joneses is expensive in rich town like Beverly Hills.
Harry sınıfa ayak uyduramadı.Harry couldn't keep up with the class.
Otobüs o kadar kalabalıktı ki istasyona kadar ayakta tutuldum.The bus was so crowded that I was kept standing all the way to the station.
Lütfen otobüs tamamen duruncaya kadar ayağa kalkma.Please remain seated until the bus stops completely.
Partiye gitmeden önce ayakkabılarını cilalamalısın.You should polish your shoes before you go to the party.
Çamurlu yol, yeni ayakkabılarımı mahvetti.The muddy road has ruined my new shoes.
Nancy bir çift kırmızı ayakkabı istiyor.Nancy wants a pair of red shoes.
Hırsızın eli ve ayağı bağlandı.The thief was bound hand and foot.
Tom'a ayakkabılarımı tamir ettirdim.I got Tom to mend my shoes.
Ayağa kalk ve kitabı oku, Tom.Stand up and read the book, Tom.
Tony kirli eski ayakkabılarına baktı.Tony looked down at his dirty old shoes.
Lütfen ayağa kalkmayın.Please remain seated.
Lütfen ayakta kalın.Please remain standing.
Lütfen televizyon görüntüsünü ayarla.Please adjust the television picture.
Masanın üstünde bir kedinin ayak izleri var.There are footprints of a cat on the table.
Seni evinden alması için birini ayarladım.I'll arrange for someone to pick you up at your home.
Yanında iki kutu bedava ayakkabı cilası ile birlikte onlar sadece 50 dolar.They're only $50 with two cans of shoe polish free of charge.
Lütfen terminale ulaşana dek ayağa kalkma.Please stay seated until we reach the terminal.
Lütfen çok hızlı yürüme. Sana ayak uyduramıyorum.Please don't walk so fast. I can't keep pace with you.
Geç saatlere kadar ayakta kalmamalısın.You ought not to stay up so late.
Tren o kadar kalabalıktı ki yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.The train was so crowded that I had to stand all the way.
Ayaklanmayı bastırmak uzun sürecek.It will take a long time to suppress the revolt.