ayağım ile cümle
ayağım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Sağ ayağım uyuşuyor.My right foot is sleeping.
Sağ ayağımda nasır var.I have a corn on my right foot.
Ayağım tekrar uyuştu!My foot's asleep again!
Adam ayağıma bastığı için özür bile dilemedi.The man did not so much as apologize for stepping on my foot.
Çocuk kasten ayağıma bastı.The boy stepped on my foot on purpose.
Benim sol ayağım uyuştu.My left foot is asleep.
Egzersiz yaparken ayağımda bir kemik kırdım.I broke a bone in my foot while exercising.
Ayağıma bir şey dokunduğunu hissettim.I felt something touch my foot.
Ayağımı bir tren kapısında sıkıştırdım.I got my foot caught in a train door.
Ayağım uyuştu.I've got pins and needles in my leg.
Ayağımda karıncalanma var.I've got pins and needles in my leg.
Trende birisi ayağıma bastı.Someone stepped on my foot on the train.
Kasıtlı olarak ayağıma bastı.He stepped on my foot on purpose.
Ayağıma bastığı için benden özür diledi.He apologized to me for stepping on my foot.
O, ayağıma bastığı için benden özür diledi.She apologized to me for stepping on my foot.
Ayağımı kırdığımdan beri koltuk değnekleriyle yürüyorum.Since I broke my foot, I'm walking with crutches.
Ayağım ağrıyor.My foot is aching.
Ayağımda bir ağrı var.I have a pain in my foot.
Ayağım acıyor.My foot hurts.
Ben sol ayağımda bir şey hissedemiyorum; hiç duygu yok.I can't feel anything in my left foot; there's no sensation at all.
Sol ayağım az önce uyuştu.My left foot just fell asleep.
Ayağım karıncalandı.My foot fell asleep.
Ayağıma masaj yapıyorum.I am massaging my foot.
Bir şeyin üstüne bastım ve ayağımı kestim.I stepped on something and cut my foot.
Ayağımın tabanında bir nasır var.I have a callus on the sole of my foot.
Ben ayağımı incittim.I hurt my foot.
Tom ayağıma bastı.Tom stepped on my foot.
Tom ayağıma bastığı için özür diledi.Tom apologized for stepping on my foot.
Ayağımda duruyorsun.You're standing on my foot.
Ayağımı yere koyuyorum.I'm putting my foot down.
Birisi ayağıma bastı.Someone stepped on my foot.
Sağ ayağımdaki baş parmak acıyor.The big toe on my right foot hurts.
Sağ ayağımı kımıldatamıyordum.I couldn't move my right foot.
Herkes ayağıma baktı.Everyone looked at my feet.
Her iki ayağım da şişmiş.Both my feet are swollen.
Ayağım gerçekten ağrıyor.My foot really hurts.
Ayağımı yere hafifçe vurdum.I tapped my foot on the floor.
Ayağımı nasıl incittiğimin konusunda hiçbir fikrim yokI have no idea how I hurt my foot.
Ayağım kesildi.My foot was amputated.
Ayağım kesilmek zorundaydı.My leg had to be amputated.
Ayağıma ip bağlayıp atlamayı hiç denemedin.I've never tried bungee jumping.
Ayağım kanıyor.My foot is bleeding.
Ayağımda iltihaplı bir kesik var.I have an infected cut on my foot.
Ayağıma bastın - Özür dilerim.You stepped on my foot. — I'm sorry.
Ayağımda bir kesik var.I have a cut on my foot.
Ayağımın üzerinde bir kabarcığım var.I have a blister on my foot.
Almayayım ayağımın altına.Don't make me get the belt.
Sol ayağımda sadece dört parmağım var.I only have four toes on my left foot.
Az önce ayağımı bastınız.You just stepped on my foot.
Ayağımı yerden kestin.You swept me off my feet.
Ancak ben Galatasaraylı oyuncunun ayağıma basması nedeniyle sinirlendim ve bu hareketi yaptım.I was really irritated because I wanted to play volleyball and I had to go and do this play.
Sol ayağımla topu istediğim yere atabiliyorum.I want to be on the left wing of the possible.
Güneş batmak üzere ve ayağımın ağrısı beni öldürüyor.The sun is going to go down, and my feet are killing me.
Ayağımda durmu...(LAUGHTER)
"Şu benim ayağımdı!""Oh! That was my foot there!"
Ayağımı kırdım.I broke my foot.
Restoranda çalıştım, ayağım bir şeylere takıldı.And then I managed a restaurant, and then I slipped on things.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.And there I was crying away, and smash, bash on my rock.
Bizler, niyetimiz ne kadar iyi olursa olsun, bir şekilde ayağımızın taşa takılacağını biliyoruz.We know that no matter how good our intentions, we will all stumble sometimes, in some way.
Bilirsin, düz ayağımızın olması gerekiyor, bu yüzden sıçrama tahtasından kurtulamayız."You know, we're supposed to have a planar foot, so we can't get off on the springboard."