ayağı ile cümle

ayağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onu dengelediği an, ayağını kaldırır, ve vinçle birlikte bu tür şeylere tırmanabilir.כאשר הוא מתייצב הוא מרים רגל, ואז בעזרת הכננת, הוא מסוגל לטפס על דברים מעין אלה.
Onu dengelediği an, ayağını kaldırır, ve vinçle birlikte bu tür şeylere tırmanabilir.وعندما تستقر تلك الرجل التي سترفع يقوم بواسطة الرافعة بالتسلق على أسطح مثل هذه
Onu dengelediği an, ayağını kaldırır, ve vinçle birlikte bu tür şeylere tırmanabilir.ウィンチを使って這い上がります 捜索や救助のような用途にも使えるでしょう
Onun ayağını yere vurdu.Ông đã đóng dấu chân của mình.
Onun ayağını yere vurdu.On podniósł się.
Onun ayağını yere vurdu.Pestò piede.
Onun ayağını yere vurdu.Se golpeó con el pie.
Onun ayağını yere vurdu.Він тупнув ногою.
Onun ayağını yere vurdu.Он топнул ногой.
Onun ayağını yere vurdu.Той тропна крака му.
Onun ayağını yere vurdu.ختم انه رجله.
Onun ayağını yere vurdu.Dia dicap kakinya.
Onun ayağını yere vurdu.Dupol nohou.
Onun ayağını yere vurdu.Ele bateu com o pé.
Onun ayağını yere vurdu.Er stampfte mit dem Fuß.
Onun ayağını yere vurdu."あなたはどういう意味ですか?"と彼は言った。 "あなたがそれを見つけた場所私は不思議で、"と
Otur. Ayağına bakmak istiyorum.- Hvor helvede fandt de dig?
Oturuyor, ayağı hafifçe önde, başını biraz çevirmiş. Ve ayağını bir nehir tanrısı figürünün üzerine koymuş.levou nohu má mírně nakročenou vpřed, hlavu trochu na stranu. pod nohou má obraz říčního boha.
Oturuyor, ayağı hafifçe önde, başını biraz çevirmiş.Його ліва нога виходить трохи вперед, а голова злегка повернута.
Oturuyor, ayağı hafifçe önde, başını biraz çevirmiş.ותנועה, רגלו השמאלית באה קדימה קצת, ראשו סובב קלות
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.(131:7) Пойдем к жилищу Его, поклонимся подножию ног Его.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Allons à sa demeure, Prosternons-nous devant son marchepied!...
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Chúng tôi sẽ vào nơi ở Ngài, Thờ lạy trước bệ chơn Ngài.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Chúng_tôi sẽ vào nơi ở Ngài , Thờ lạy trước bệ chơn Ngài .
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik."Entremos en su tabernáculo; postrémonos ante el estrado de sus pies.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Entremos nos seus tabernáculos; prostremo-nos ante o escabelo de seus pés.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Entriamo nella sua dimora, prostriamoci allo sgabello dei suoi piedi
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Hadd menjünk be az õ hajlékaiba, boruljunk le lábainak zsámolyához!
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.,,Haidem la locuinţa Lui, să ne închinăm înaintea aşternutului picioarelor Lui!...
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.우리가 그의 성막에 들어가서 그 발등상 앞에서 경배하리로다
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.lad os gå hen til hans Bolig, tilbede ved hans Fødders Skammel!"
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Laten wij Zijn huis binnengaan en ons diep voor Hem buigen.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Låtom oss gå in i hans boning, tillbedja vid hans fotapall.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Marilah kita pergi ke tempat kediaman TUHAN, dan menyembah Dia di depan takhta-Nya
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Menkäämme hänen asumukseensa, kumartukaamme hänen jalkainsa astinlaudan eteen.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Pojdimo v šatore njegove, priklanjajmo se pred nog njegovih podnožjem!
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Vejdemeť již do příbytků jeho, a skláněti se budeme u podnoží noh jeho.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Vi vil komme til hans bolig, vi vil tilbede for hans føtters skammel.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Vojdime do jeho príbytkov; klaňajme sa podnožiu jeho nôh!
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Wir wollen in seine Wohnung gehen und anbeten vor seinem Fußschemel.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Wnijdźmyż do przybytków jego, a kłaniajmy się u podnóżka nóg jego.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Ας εισελθωμεν εις τας σκηνας αυτου ας προσκυνησωμεν εις το υποποδιον των ποδων αυτου.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Нека влезем в скинията Му, Нека се поклоним при подножието Му.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.נבואה למשכנותיו נשתחוה להדם רגליו׃
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.‎لندخل الى مساكنه. لنسجد عند موطئ قدميه
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.我 們 要 進 他 的 居 所 、 在 他 腳 凳 前 下 拜
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.我 們 要 進 他 的 居所 、 在 他 腳凳 前 下拜
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.A gdy je wam Pan poda, tedy im uczynicie według każdego przykazania, jakom wam przykazał.
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.Jeg lot eder vandre firti år i ørkenen; eders klær blev ikke utslitt, og skoen blev ikke utslitt på din fot.
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.주께서 사십년 동안 너희를 인도하여 광야를 통행케 하셨거니와 너희 몸의 옷이 낡지 아니하였고 너희 발의 신이 해어지지 아니 하였으며
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.Quarenta anos vos fiz andar pelo deserto; não se envelheceu sobre vós a vossa roupa, nem o sapato no vosso pé.
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.Сорок лет водил вас по пустыне, и одежды ваши на вас не обветшали,и обувь твоя не обветшала на ноге твоей;
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.ואולך אתכם ארבעים שנה במדבר לא בלו שלמתיכם מעליכם ונעלך לא בלתה מעל רגלך׃
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.فقد سرت بكم اربعين سنة في البرية لم تبل ثيابكم عليكم ونعلك لم تبل على رجلك.
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.我 領 你 們 在 曠 野 四 十 年 、 你 們 身 上 的 衣 服 並 沒 有 穿 破 、 腳 上 的 鞋 也 沒 有 穿 壞
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.我 領 你 們 在 曠野 四十 年 、 你 們 身上 的 衣服 並沒 有 穿破 、 腳上 的 鞋 也 沒有 穿壞
Restoranda çalıştım, ayağım bir şeylere takıldı.A pak jsem řídila restauraci a padala na věci.
Restoranda çalıştım, ayağım bir şeylere takıldı.A potom som manažovala reštauráciu a šmýkala som sa na veciach.
Restoranda çalıştım, ayağım bir şeylere takıldı.Depois geri um restaurante, e depois escorreguei em coisas.
Restoranda çalıştım, ayağım bir şeylere takıldı.Et puis j'ai géré un restaurant, puis j'ai glissé sur des choses.

İlgili Sayfalar