ayağı ile cümle

ayağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Heykelin ayağının önünde çömelmişti.Era inginocchiato ai piedi di quella statua.
Heykelin ayağının önünde çömelmişti.Он склонился у ног одной статуи.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hilel se puso a la para coja y dijo: "Lo que te sea odioso, no lo hagas a tu vecino.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel apoiou-se numa só perna e disse: " 'O que é odioso para ti, não o faças ao teu próximo'.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel a stat într-un picior și a spus, "Ce ție nu-ți place, nu-i face vecinului tău.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel ging op een been staan en zei, "Wat jij als verfoeilijk beschouwt, doe dat je buurman niet aan.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel se tint sur une jambe et dit : " Ce qui t'est détestable, ne le fait pas à ton voisin.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel, si mise su una gamba e disse: "Ciò che è odioso a te, non farlo al tuo prossimo.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel stál na jednej nohe a povedal: "To čo je odporné pre teba, nerob svojmu susedovi.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel stanął na jednej nodze i powiedział: "Tego co tobie jest nienawistne nie czyń sąsiadowi. Oto Tora.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.힐렐은 한 쪽 다리로 서서 이야기 했습니다. "네가 싫어하는 것을
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma. Tevrat budur.Hillel berdiri dengan satu kaki dan berkata, "Apa yang kamu benci, jangan lakukan ke tetanggamu.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma. Tevrat budur.Hillel stellte sich auf ein Bein und sagte, "Das was dir verhasst ist das tu Deinem Nachbarn nicht an.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma. Tevrat budur.Ο Χιλλέλ στάθηκε στο ένα πόδι και είπε, "Αυτό που μισείς, μη το κάνεις στο γείτονά σου.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Хилел встал на одну ногу и сказал: "Не делай соседу того, от чего тебе самому было бы неприятно. Это - Тора.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Хилел застанал на един крак и казал: "Това, което е противно за теб, не го прави на съседа си.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.הלל עמד על רגל אחת ואמר, "מה ששנוא עליך,
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.فوقف هيليل على ساق واحدة وقال "ما تكرهه،
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.それが教えのすべてだ それ以外は解説にすぎぬ
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.daß weder Vieh noch Leute darin gehen oder da wohnen sollen vierzig Jahre lang.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.Ei käy siellä ihmisjalka, ei käy siellä eläimen jalka, eikä asuta siellä neljäänkymmeneen vuoteen.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.그 가운데로 사람의 발도 지나가지 아니하며 짐승의 발도 지나가지 아니하고 거접하는 사람이 없이 사십년이 지날지라
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.Não passará por ela pé de homem, nem pé de animal passará por ela, nem será habitada durante quarenta anos.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.Ne bo hodila skozi njo ne človeška, ne živalska noga, in ne bodo v njem prebivali štirideset let.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.Ne menjen át azon emberi láb, se baromi láb ne menjen át rajta, és ne lakják negyven esztendeig.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.Nepojde cez ňu noha človeka, ani noha hoväda nepojde cez ňu, a nebude sa v nej bývať štyridsať rokov.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.Nepůjdeť přes ni noha člověka, ani noha dobytčete půjde přes ni, a nebude v ní bydleno za čtyřidceti let.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.No pasará por ella pie de hombre, ni pata de animal pasará por ella. No será habitada durante cuarenta años
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.Nul pied d`homme n`y passera, Nul pied d`animal n`y passera, Et il restera quarante ans sans être habité.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.Piede d'uomo o d'animale non vi transiterà e rimarrà deserto per quarant'anni
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.Veertig jaar lang zal er niemand doorheen trekken, mens noch dier. Het zal volledig onbewoond zijn.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.לא תעבר בה רגל אדם ורגל בהמה לא תעבר בה ולא תשב ארבעים שנה׃
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.لا تمر فيها رجل انسان ولا تمر فيها رجل بهيمة ولا تسكن اربعين سنة.
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.人 的 腳 、 獸 的 蹄 、 都 不 經 過 、 四 十 年 之 久 並 無 人 居 住
İçinden insan ayağı da, hayvan ayağı da geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse yaşamayacak.人 的 腳 、 獸的蹄 、 都 不 經過 、 四十 年 之 久 並無 人 居住
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.A Mefibóšet býval v Jeruzaleme, pretože on vždy jedol pri stole kráľovom. A kríval na obe svoje nohy.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.A tak Mefiboset mieszkał w Jeruzalemie, bo on u stołu królewskiego zawżdy jadał; a był chromy na obie nogi.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.A tak Mifibozet zůstával v Jeruzalémě, proto že vždycky za stolem královským jídal; a byl kulhavý na obě noze.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Demikianlah Mefiboset yang cacat pada kedua kakinya itu tinggal di Yerusalem dan selalu makan di istana
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Ja Mefiboset asui Jerusalemissa, koska hän aina söi kuninkaan pöydässä. Ja hän ontui kumpaakin jalkaansa.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.므비보셋이 항상 왕의 상에서 먹으므로 예루살렘에 거하니라 그는 두 발이 다 절뚝이더라
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.maar hijzelf (hij was verlamd aan beide voeten) verhuisde naar Jeruzalem en nam zijn intrek in het paleis.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Ma Merib-Bàal abitava in Gerusalemme perché mangiava sempre alla tavola del re. Era storpio di ambedue i piedi
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Mefiboşet locuia la Ierusalim, căci mînca totdeauna la masa împăratului. El era olog de amîndouă picioarele.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Men selv bodde Mefiboset i Jerusalem; for han åt alltid ved kongens bord; og han var lam i begge sine føtter.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Mê-phi-bô-sết ở tại Giê-ru-sa-lem , bởi_vì ngươi ăn luôn chung bàn của vua . Người bị què hai chơn .
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Mê-phi-bô-sết ở tại Giê-ru-sa-lem, bởi vì ngươi ăn luôn chung bàn của vua. Người bị què hai chơn.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Morava, pois, Mefibosete em Jerusalém, porquanto sempre comia � mesa do rei. E era coxo de ambos os pés.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Og Mefibosjet boede i Jerusalem, thi han spiste altid ved Kongens Bord. Og han var lam i begge Fødder.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Pero Mefiboset habitaba en Jerusalén, porque comía siempre a la mesa del rey. Él era cojo de ambos pies
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.И жил Мемфивосфей в Иерусалиме, ибо он ел всегда за царским столом. Он был хром на обе ноги.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.Така Мемфивостей живееше в Ерусалим; защото винаги ядеше на царската трапеза. И той куцаше и с двата крака.
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.ומפיבשת ישב בירושלם כי על שלחן המלך תמיד הוא אכל והוא פסח שתי רגליו׃
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.فسكن مفيبوشث في اورشليم لانه كان ياكل دائما على مائدة الملك. وكان اعرج من رجليه كلتيهما
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.於 是 米 非 波 設 住 在 耶 路 撒 冷 、 常 與 王 同 席 喫 飯 . 他 兩 腿 都 是 瘸 的
İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim'de oturuyordu.於是 米 非 波 設 住在 耶路撒冷 、 常與王 同席 喫飯 . 他 兩 腿 都 是 瘸的
İsa ayağını annesinin ayağının üzerine koymuş, tenleri birbirine değiyor, bu çok hoş bir görüntü.Podívejte, jak si Kristus položil svou nohu na maminčinu, opravdu okamžik lidské blízkosti, tělo na tělo.
İşte burada karınca ayağı -- ve yakınen benzediği yapıştırıcı var.Así se ve de cerca este es el pie de la hormiga y ese el pegamento.
İşte burada karınca ayağı -- ve yakınen benzediği yapıştırıcı var.Asta e cum arată în plan apropiat -- aici e piciorul furnicii şi aici e lipiciul.
İşte burada karınca ayağı -- ve yakınen benzediği yapıştırıcı var.Ecco che aspetto ha, vista da vicino: qui c'è un piede di formica e qui c'è la colla.

İlgili Sayfalar