ayağı ile cümle
ayağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
aklından geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü.就 變 了 臉色 、 心意 驚惶 、 腰骨 好像 脫節 、 雙膝 彼此 相碰
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.Et en fait, elle utilise les autres parties de sa jambe plus fréquemment que le pied à proprement parler.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.Faktisk har andre dele af benet kontakt mere hyppigt end den traditionelt definerede fod.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.사실, 이 동물은 다리의 다른 부분이 표면과 접촉합니다. 고전적 의미의 발 보다 접촉빈도도 높습니다.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.W rzeczywistości, zwierzę stąpa innymi częściami nogi częściej niż tradycyjnie definiowaną stopą.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.На самом деле, животное работает другими частями ноги больше, чем тем, что традиционно считается стопой.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.למעשה, חלקים אחרים של הרגל יוצרים מגע בתדירות גבוהה יותר מאשר כף הרגל עצמה.
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.وفي الحقيقة، الحيوان يتصل بأجزاء أخرى من ساقه أكثر غالباً من التعريف التقليدي للقدم
Ama adeta, ayağın geleneksel tanımından ziyade hayvan bacağının diğer parçalarıyla daha hızlı kontak kuruyor.接触していることに気づいていると思います 歩行用の地面接触機能が脚全体に分布しています
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.Aber hey, manchmal kommen die Dinge anders und man muss es einfach nehmen, wie es kommt.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.Czasem trzeba pogodzić się z tym, co się dzieje.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.때로는 우리는 가만히 앉아서 하늘이 내려주는 것들을 그냥 고맙게 받기만 하면 돼죠.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.Maar soms worden die dingen naar jou gezonden en je moet ze gewoon nemen wanneer ze komen.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.Ma a volte certe cose ti capitano all'improvviso e tu le devi afferrare al volo.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.Niekedy k vám tieto veci prídu a vy ich musíte prijať, keď prídu.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.Pero a veces estas cosas sólo vienen a ti y tienes que aprovecharlas cuando llegan.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.Αλλά κάποιες φορές τα πράγματα σου έρχονται αλλιώς και καλό είναι να τα δέχεσαι έτσι.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.Иногда такие вещи приходят к тебе, и их просто нужно брать.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.Но понякога съдбата ни праща други дарове и трябва да ги приемаме.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.אבל הי, לפעמים הדברים האלה נשלחים אליך ואתה חייב לקחת אותם כשהם מגיעים.
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.لكن بعض الاوقات هذه الاشياء تُرسل اليك وعليك اخذها حين تأتي
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.それをただ受け取らなければなりません 「サイモンのサメの液」が 歴史に引き継がれる
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.E' inciampata sul serbatoio dell'ossigeno.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Elle fit tomber sa réserve d'oxygène.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.그런데 그곳에서 산소통에 발이 걸려 넘어졌지요.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Przewróciła się na zbiorniku z tlenem.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.S-a împiedicat de tubul oxigen.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Sie stolperte über ihren Sauerstoffbehälter
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Y se tropezó con su tanque de oxígeno.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Ze struikelde over haar zuurstoftank.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Σκόνταψε πάνω στη φιάλη οξυγόνου της.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Мими там споткнулась о свою кислородную маску.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.Тя се спънала в резервоара си с кислород.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.והעבירה אותה מביתה לדיור מוגן.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.وهناك تعثرت في إسطوانة الأكسجين.
Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.この年代の人は警報機を持っていても
Amerika politikasının üçüncü ayağı -- yasak bölge.미국 정책의 3 번째 구간 -비행 금지 구역-입니다.
Amerika politikasının üçüncü ayağı -- yasak bölge.là một vấn đề không thể đá động tới trong chính trường Mỹ --
Amerika politikasının üçüncü ayağı -- yasak bölge.היא לוכד הברקים בפוליטיקה האמריקנית - איזור אסור לטיס.
Amerika politikasının üçüncü ayağı -- yasak bölge.هي السكك الثالثة من السياسة الأميركية -- منطقة حظر الطيران.
Amerika politikasının üçüncü ayağı -- yasak bölge.ガロンあたり1ドルの課税が高すぎることには
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDe repente el desconocido levantó las manos con guantes apretados, golpeó con el pie, y dijo:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDe repente, o estranho ergueu as mãos enluvadas cerrados, bateu o pé e disse:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiDintr-o data strain a ridicat mâinile înmănuşate încleştaţi, ştampilat piciorul, şi a zis,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiĐột nhiên người lạ giơ tay đeo găng của ông nắm chặt, đóng dấu chân của mình, và nói,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiHirtelen az idegen emelte kesztyűs kezét ökölbe szorította, dobbantott a lábával, és azt mondta:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiImprovvisamente l'uomo portò le mani guantate stretti, pestò i piedi e disse:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi ki갑자기 낯선 사람, 꽉 자신의 장갑 낀 손을 뻗었 그의 발을 스탬프, 말하기
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNagle nieznajomy podniósł ręce w rękawicach zaciśnięte, tupnął nogą i powiedział:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNajednou se cizinec zvedl ruce zaťaté v rukavicích, dupl, a řekl:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiNenadoma je neznanec dvignil rokavica roke stisnil, ožigosan noge in rekel:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlotseling werd de vreemdeling hief zijn gehandschoende handen gebald, stampte met zijn voet, en zei:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlötsligt främlingen höjde handskar på händerna knutna, stampade och sade:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiPlötzlich der Fremde hob den behandschuhten Hände zu Fäusten geballt, stampfte mit dem Fuß und sagte:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiSoudain l'étranger a levé ses mains gantées serrées, frappa du pied, et dit:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiYhtäkkiä vieras kohotti hansikkaat kätensä puristi, polki jalka, ja sanoi:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiZrazu sa cudzinec zdvihol ruky zaťaté v rukaviciach, dupol, a povedal:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiΞαφνικά ο ξένος έθεσε γάντια χέρια του σφιγμένα, σφραγισμένο το πόδι του, και είπε:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiВдруг незнакомец поднял руки в перчатках сжаты, топнул ногой и сказал:
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiИзведнъж непознатият повдигнати му ръкавици ръце стиснати, тропаше с крак, и каза,