ay ile cümle

ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kızkardeşinin kot pantolonunu giydi ve aynaya baktı.She put on her sister's jeans and looked in the mirror.
O benden ayrılıyordu ve yavaş yavaş yürüyordu.She was leaving and was walking slowly from me.
O tam olarak benimle aynı fikirde değildi.She didn't exactly agree with me.
O, bana hoş bir çift ayakkabı verdi.She gave me a nice pair of shoes.
O ayakkabılarımı çabucak fırçaladı.She gave my shoes a quick brush.
O, ayağıma bastığı için benden özür diledi.She apologized to me for stepping on my foot.
O, tembel olduğum için beni ayıpladı.She reproached me for being lazy.
O iki saat boyunca beni orada ayakta bıraktı.She left me standing there for two hours.
O, bisikletinden düştüğünde ayağını yaraladı.She hurt her foot when she fell off her bicycle.
O, saatlerimizin aynı olduğunu düşündü,She thought that our watches were the same.
O, mektubu parçalara ayırdı.She tore the letter into pieces.
O mektubu okuduktan sonra, onu parçalara ayırdı.After she had read the letter, she tore it to pieces.
Aylardır ilk defa üzgündü.She was sad for the first time in months.
O sadece dürüst değil fakat aynı zamanda da akıllı.She is not only honest, but also wise.
O, geçen ay Amerika'da idi.She was in America last month.
O geçen ayın sonunda Paris'e gitti.She left for Paris at the end of last month.
O geçen ay Avrupa'ya gezi yaptı.She made a trip to Europe last month.
O, geçen ay işini bıraktı.She quit her job last month.
O geçen ay genel müdürlükten şube müdürlüğüne transfer edildi.She was transferred from the head office to a branch office last month.
O doğruyu yanlıştan ayıramaz.She cannot distinguish right from wrong.
O sadece akıllı değil aynı zamanda güzel.She is not only intelligent but beautiful.
Küçük ayakları var.She has small feet.
O, sabah erken ayrıldı.She left early in the morning.
Telefona cevap vermek için ayağa kalktı.She stood up to answer the phone.
O aynı hatayı tekrar yaptı.She made the same mistake again.
O, sekiz aylık hamile.She is eight months pregnant.
O bana ayartıcı şekilde baktı.She looked at me seductively.
O koyu kahverengi ayakkabılar giyiyordu.She was wearing dark brown shoes.
O kendini daha uzun göstermek için yüksek topuklu ayakkabılar giyiyor.She wears high heels to make herself look taller.
O, beyaz ayakkabılar giydi.She had white shoes on.
O, mektubunu parçalara ayırdı.She tore his letter to pieces.
O, onlara ayakkabılarını çıkarmalarını söyledi.She asked them to take their shoes off.
Ona ayısını Ted olarak çağırdı.She called her bear Ted.
O güzel ve ayrıca çok zarif.She is beautiful, and what is more, very graceful.
O sadece güzel değil fakat aynı zamanda herkese karşı nazik de.She is not only beautiful but also kind to everybody.
O sadece güzel değildi, aynı zamanda yetenekliydi.She was not merely beautiful, but also talented.
Hastalığından kurtulması onun dört ayını aldı.It took her four months to recover from her sickness.
Kocasıyla aynı akıbeti paylaştı.She shared her husband's fate.
Odayı temizledi, ve ayak işlerini yaptı.She cleaned the room, and ran errands.
O bir oda ayırttı.She reserved a room.
Örgüsünü bir kenara koydu ve ayağa kalktı.She put her knitting aside and stood up.
Bankaya her ay 10.000 yen yatırıyor.She deposits 10,000 yen in the bank every month.
Gözlerindeki yaşlarla ayağa kalktı.She rose to her feet with tears in her eyes.
O, akşam yemeğinden sonra masadan ayrıldı.She left the table after dinner.
Gelecek ay on altı olacağını söyledi.She said he would be sixteen next month.
Önümüzdeki ayın başında Tokyo'ya varacak.She will arrive in Tokyo at the beginning of next month.
Gelecek ay onun evleneceğini duyuyorum.I hear she is going to get married next month.
Gelecek ay işini bırakmak zorunda kalabilir.She may have to quit her job next month.
Gelecek ay o Tokyo'ya hareket edecek.She leaves for Tokyo next month.
O gelecek hafta hastaneden ayrılabilecek mi?Will she be able to leave the hospital next week?
Ayağa kalktı ve pencereye doğru yürüdü.She stood up and walked to the window.
Gözyaşları içinde arkadaşından ayrıldı.She parted from her friend in tears.
O, trende ayakta durmak zorundaydı.She had to stand in the train.
Onlar aynı elbiseleri giydiler.They wore identical dresses.
Onlar iki gruba ayrılmıştı.They were separated into two groups.
Uçakta önceden yerlerinizi ayırttınız mı?Have you already booked our seats on a plane?
Uçak zaten havaalanından ayrılmıştı.The plane had already left the airport.
O, hasta olduktan bir ay sonra öldü.One month after he had become ill, he died.
Fakirlik ayıp değildir.There is no disgrace in being poor.
Çift birbirlerini tekrar görmemek üzere ayrıldı.The couple separated, never to see each other again.

İlgili Sayfalar