ayırdı ile cümle

ayırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ve bunu yaptılar da. Kuzey Alabama'yı 11 bölgeye ayırdılar.הם חילקו אלבמה-צפונית ל-11 אזורים,
Ve bunu yaptılar da. Kuzey Alabama'yı 11 bölgeye ayırdılar.و بالفعل قاموا بذلك. قسموا نورثرن ألاباما إلى 11 منطقة,
Ve bunu yaptılar da. Kuzey Alabama'yı 11 bölgeye ayırdılar.三年間で 一戸あたり 100 ドルかけて
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?그리고 업무시간이 일반적으로 8시간일지라도, 사무실에서 스스로에게 8시간을 할당해보신 분들이 여기서 얼마나 될까요?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?A i když má pracovní den většinou osm hodin, kolik z vás tu kdy mělo v kanceláři osm hodin sami pro sebe?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?A i keď pracovný deň má osem hodín, koľko z vás vôbec zažilo v kancelárii osem nerušených hodín?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?Čeprav običajen delovni dan traja osem ur, je vprašanje koliko ljudi sploh ima teh osem ur mir za delo?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?Een werkdag duurt doorgaans acht uur. Hoeveel mensen hier hebben ooit acht uur voor zichzelf gehad op kantoor?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?És bár a munkanap tipikusan 8 óra hosszú, hányan tudtak valaha is 8 órát a gondolataikkal tölteni az irodában?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?Typowy dzień pracy trwa 8 godzin. Ilu z was miało 8 godzin w biurze dla siebie?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?Wenn auch der typische Arbeitstag acht Stunden hat, wer hier hat jemals im Büro acht Stunden für sich gehabt?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?Παρόλο που η εργάσιμη ημέρα είναι τυπικά οκτώ ώρες, πόσοι άνθρωποι έχουν οκτώ ώρες απερίσπαστοι στο γραφείο;
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?И въпреки че работният ден е осем часа, колко от вас са имали осем часа само за себе си в офиса?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?ולמרות שימי עבודה הם בדרך כלל באורך של שמונה שעות, לכמה אנשים באמת היו שמונה שעות לעצמם במשרד?
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?وعلى الرغم من أن يوم العمل هو عادة ثماني ساعات , كم من الناس يمضى الثماني ساعات في المكتب؟
Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı?実際に8時間集中できる人はいますか? 7時間は?
Ve müşteri grubunu... ...nasıl büyütebileceklerini bulmaya çalıştılar... ...ve grubu ikiye ayırdılar.I tym razem zaczęli rozszerzać ich grupę docelową i rozdzielili tą grupę docelową na dwie.
Ve müşteri grubunu... ...nasıl büyütebileceklerini bulmaya çalıştılar... ...ve grubu ikiye ayırdılar.현장에 나갔고, 그 결과 고객 세그먼트를 확대했어요 고객군을 두 부류로 나누었죠
Ve müşteri grubunu... ...nasıl büyütebileceklerini bulmaya çalıştılar... ...ve grubu ikiye ayırdılar.І тепер вони почали розширювати їх групу клієнтів і вони розділили цю групу на дві.
Ve müşteri grubunu... ...nasıl büyütebileceklerini bulmaya çalıştılar... ...ve grubu ikiye ayırdılar.المبنى مرة أخرى وبدأوا في توسيع شريحة عملاءهم وقسموا الشريحة إلى قسمين.
Ve müşteri grubunu... ...nasıl büyütebileceklerini bulmaya çalıştılar... ...ve grubu ikiye ayırdılar.顧客には2つのアーキタイプ つまり型があることに気づきます 1つ目はユニホーム所有者タイプで13~35歳の男性
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.A snaží se přijít na to pravé, co je odlišuje od jejich ubohých sousedů a přátel.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Cercano di individuare ciò che le distingue dai loro miseri vicini e amici.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.És próbálják azonosítani, hogy mi az ami megkülönbözteti őket szerencsétlen szomszédjaiktól és barátaiktól.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.E tentam indicar precisamente o que os torna diferentes dos vizinhos e amigos infelizes.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Et ils essayent de mettre le doigt sur ce qui les distingue de leurs malheureux voisins et amis.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Intentan señalar con exactitud qué las diferencia de sus tristes vecinos y amigos.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.그리고 그들이 불행한 이웃들과 친구들과 다른 점이 무엇인지 정확하게 하려고 합니다.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Mereka mencoba menemukan hal apa yang membedakan mereka dari para teman dan tetangga mereka yang menyedihkan.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Och de försöker sätta fingret på vad det är som skiljer dem från deras eländiga grannar och vänner.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Sie versuchen einzugrenzen, was sie von ihren unglückseligen Freunden und Nachbarn unterscheidet.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Şi încearcă să scoată în evidenţă ce anume îi diferenţiază de vecinii lor mizerabili şi de prieteni.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Ze proberen aan te duiden wat het juist is dat hen onderscheidt van hun miserabele buren en vrienden.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Και προσπαθούν να εντοπίσουν τι είναι αυτό που τους διαφοροποιεί από τους δυστυχισμένους γείτονες και φίλους.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Вони стараються визначити, що вирізняє ці пари з-поміж їхніх нещасних сусідів і друзів.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.И се опитваха да установят какво е това, което ги отделя от техните нещастни съседи и приятели.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.Они пытаются определить, что же отличает их от несчастных соседей и друзей.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.והם ניסו לשים את האצבע על מה שמבדיל אותם מהשכנים והידידים האומללים שלהם.
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.ويحاولون تحديد مالذي جعلهم مختلفين عن اصدقائهم وجيرانهم التعساء
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.惨めな隣人・友人との間の 相違点を探求しているんです さて この調査では
Ve onları, sefil komşularından ve arkadaşlarından neyin ayırdığını saptamaya çalışıyorlar.然後佢哋會揾出有咩因素令佢哋 與別不同 得以避免被鄰居同朋友嘅不幸感染。
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.A Bôh učinil oblohu a oddelil vody, ktoré sú pod oblohou, od vôd, ktoré sú nad oblohou. A bolo tak.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.하나님이 궁창을 만드사 궁창 아래의 물과 궁창 위의 물로 나뉘게 하시매 그대로 되니라
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.Ngài làm nên khoảng không, phân rẽ nước ở dưới khoảng không cách với nước ở trên khoảng không; thì có như vậy.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.Och Gud gjorde fästet, och skilde vattnet under fästet från vattnet ovan fästet; och det skedde så.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.Og således skete det: Gud gjorde Hvælvingen og skilte Vandet under Hvælvingen fra Vandet over Hvælvingen;
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.Zo maakte God de wolkenhemel, door de watermassa te verdelen tussen hemel en aarde.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.И Бог направи простора; и раздели водата, която беше под простора
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.И создал Бог твердь, и отделил воду, которая подтвердью, от воды, которая над твердью. И стало так.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.ויעש אלהים את הרקיע ויבדל בין המים אשר מתחת לרקיע ובין המים אשר מעל לרקיע ויהי כן׃
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.فعمل الله الجلد وفصل بين المياه التي تحت الجلد والمياه التي فوق الجلد. وكان كذلك.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.神 就 造 出 空 氣 、 將 空 氣 以 下 的 水 、 空 氣 以 上 的 水 分 開 了 . 事 就 這 樣 成 了
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.神 就 造出 空氣 、 將空氣 以下 的 水 、 空氣 以上 的 水分 開 了 . 事 就 這樣 成了
Ve sonra olayı analiz ettik ve öğelerine ayırdık.Atunci am analizat asta.
Ve sonra olayı analiz ettik ve öğelerine ayırdık.Così abbiamo scomposto l'operazione.
Ve sonra olayı analiz ettik ve öğelerine ayırdık.Dann analysierten wir es.
Ve sonra olayı analiz ettik ve öğelerine ayırdık.Depois desmanchamos tudo. Isto é um exemplo duma rotação.
Ve sonra olayı analiz ettik ve öğelerine ayırdık.En dan braken we het in stukjes.
Ve sonra olayı analiz ettik ve öğelerine ayırdık.Később elemeire szedtük.
Ve sonra olayı analiz ettik ve öğelerine ayırdık.자 그러면 이제 하나하나씩 살펴봅시다.

İlgili Sayfalar