avukatın ile cümle

avukatın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Bu arada Frank ile avukatının ilişkiside vardır.Frank and Cora have an affair.
Orada 1929-1930 yılları arası bir avukatın yanında çalıştı.There she worked for a lawyer from 1929 to March 1930.
İdil'li bir avukatla (Bu avukatın daha sonra Hasip Kaplan olduğu ortaya çıktı) randevu alındı.Then he signs a peace treaty with Commander Kidlat.
İyi bir avukatın varsa, iki hafta veya bir ay göz altında geçirirsin.If you can afford a good attorney you might get two weeks probation, you know, or a month probation.
Tamam. Bende avukatınla görüşmek zorunda kalacağımWell, I'll have to talk to your lawyer.
Çok cesur bir avukatın yaninda oturuyordum ve dedim ki:And I was sitting side by side with one of our very courageous lawyers, and said,
Chris Grass Valley, California'da, bir avukatın ve müzisyenin çocuğu olarak hayata gelmiş biridir.Chris was born in a town called Grass Valley, California, the son of a lawyer and a musician.
Eger bir isverenseniz avukatiniza danismadan bir sey yapmanin ne kadar guc oldugunu bilirsiniz.If you run a business, it's hard to do much of anything without calling your general counsel.
Birden fazla avukatınızın olması, istediğiniz sona ulaşma şansınızı artırır.Having more than one increases your chance of getting the end you want.
Karaciç, mahkeme tarafından atanan avukatın gönderilmesi için itiraz edecekKaradzic seeks appeal to remove court-appointed lawyer
Kendisini 15 avukatın yardımıyla savunmayı planladığını duyurdu.He announced that he plans to defend himself with the help of 15 lawyers.
Avukatının talep etmesine rağmen tanık korumaya alınmadı.He was never given the witness protection his lawyer requested.
Bu bağlamda, Locke sadece bir avukatın vasiyet yazması gibi yazan ücretli bir sekreterdi.In this context, Locke was only a paid secretary, writing it much as a lawyer writes a will.
Avukatının tavsiyesi üzerine ifade vermeyi reddetti.On the advice of his lawyer, he refused to testify.
Bir avukatın oğludur.Er war Sohn eines Rechtsanwaltes.
Bir avukatın kızı olarak on sekiz yaşına kadar babasının hukuk bürosunda çalışmıştır.Die Tochter eines Anwalts arbeitete bis zur Volljährigkeit in der Kanzlei ihres Vaters.
Avukatına göre Wagner intihar etmişti.Es heißt, Günther habe Selbstmord begangen.
Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi.Der Erfolg gibt dem Advokaten Recht.
Bir öğretmenin maaşı bir avukatın maaşından azdır.Le salaire d'un enseignant est inférieur à celui d'un avocat.
Orada 1929-1930 yılları arası bir avukatın yanında çalıştı.Elle y travaille comme juriste de 1929 à 1930.
Bir avukatın oğludur.Il était fils d'un avocat.
Heym, askeri bir avukatın oğludur.Terry est fils de militaire.
Senin avukatın kim?¿Quién es tu abogado?
Avukatına göre Wagner intihar etmişti.De acuerdo con su abogado, Wagner se había suicidado.
Bir avukatın oğludur.Es hijo de juristas.
Brooklyn, New York'ta bir avukatın oğlu olarak doğdu.Nació en la ciudad de Nueva York, hijo de un abogado.
Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi.Tiene el derecho de hablar con un abogado.
Aynı zamanda iki kez Amerika'nın en etkili 100 avukatından biri olarak seçilmiştir.Ha sido declarado como uno de los cien periodistas hispanos más influyentes en los Estados Unidos.
Ried, Avusturya doğumlu Kaltenbrunner, bir avukatın oğluydu.Kaltenbrunner nacque a Ried im Innkreis, in Austria, figlio di un avvocato.
Avukatına göre Wagner intihar etmişti.Secondo il suo avvocato, si sarebbe suicidato.
O sahip olduğu gayrimenkullerin yönetim haklarını avukatına verdi.Он передал управление имуществом своему адвокату.
Avukatına göre Wagner intihar etmişti.По словам адвоката, Вагнер покончил с собой.
Bir avukatın oğludur.Сын юриста.
Orada 1929-1930 yılları arası bir avukatın yanında çalıştı.В 1919—1924 году работал адвокатом.
Avukatına göre Wagner intihar etmişti.De acordo com seu advogado, Wagner cometeu suicídio.
Bu arada Frank ile avukatının ilişkiside vardır.Porque com Frank você tem que estar ligado.
Bu arada Frank ile avukatının ilişkiside vardır.Vervolgens gaan hij en Vera weer een geheime verhouding aan.
Ulusal baro kuruluşunun başkanından alınan bilgilere göre 6 Ocak'ta Tunus'lu 8.000 avukatın %95'i greve gitti.Zdaniem jej przewodniczącego, przyłączyło się do niego 95% spośród 8 tys. tunezyjskich prawników.
Bir avukatın oğludur.Jest synem adwokata.
Aynı zamanda iki kez Amerika'nın en etkili 100 avukatından biri olarak seçilmiştir.Został ponadto dwukrotnie wybrany najlepszym bramkarzem amerykańskich college'ów.
Avukatına göre Wagner intihar etmişti.Enligt Wagners advokat begick han självmord.
Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi.Ordna egen advokat om möjligt.
Bir avukatın oğludur.Han var son till en advokat.
3 yıl bir avukatın yanında çalıştı.Han praktiserade därefter tre år på en advokatbyrå.
Suç II Bir Ceza Avukatından Gerçek Hikayeler.2 § rättegångsbalken för handlingar hos advokaten.
Bir avukatın oğlu ve polis bir amcası oldu.Співвласниками житла стали син і дочка прокурора.
Orada 1929-1930 yılları arası bir avukatın yanında çalıştı.У 1920-30-х роках працював адвокатом.
Avukatın birçok zengin müşterisi var.У адвоката чимало багатих клієнтів.
Avukatın var mı?У тебе є адвокат?
Avukatın var mı?Ти маєш адвоката?
Avukatınız var mı?У вас є адвокат?
Avukatınız var mı?Ви маєте адвоката?
Bir avukatın oğludur.Byl synem advokáta.
Bir avukatın oğludur.A fost fiul unui avocat.
Avukatın kimdir?Ki az ügyvéded?
Ried, Avusturya doğumlu Kaltenbrunner, bir avukatın oğluydu.Lakimiehen poika Kaltenbrunner syntyi ja vietti lapsuutensa Itävallassa.
Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi.Työntekijällä on kuulemisoikeus.
Bir avukatın oğludur.Han var sønn av en advokat.
Avukatına göre Wagner intihar etmişti.Ifølge sin advokat begikk Gustav Wagner selvmord i oktober 1980.
Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi.Negosiator harus memiliki wewenang untuk melakukan negosiasi.
İlgili Sayfalar