avantajlı ile cümle

avantajlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Biz onlara göre avantajlıyız.We have the edge on them.
Güçlü yen firmamız için avantajlıydı.The strong yen was advantageous to our company.
Bu evlilik onun kariyeri için avantajlı olacak.This marriage will be advantageous to his career.
Evi avantajlı şekilde sattım.I sold the house to advantage.
Genel durum bizim için avantajlı.The general situation is advantageous to us.
Biz bunu çok avantajlı koşullar altında yaptık.We did this under very advantageous conditions.
Bu durumda, peşin almak daha avantajlıdır.In this case, it is more advantageous to buy in cash.
Tom beni daha avantajlı başlattı.Tom gave me a head start.
Tom hâlâ avantajlı.Tom still has an edge.
Bir bilgisayar kullanabiliyor olmak avantajlıdır.Being able to use a computer is advantageous.
Ekranda 16: 9 en / boy oranı vardır; video oynatma için avantajlıdır.The screen has a 16:9 aspect ratio, which is advantageous for video playback.
Bu durum onun avantajlı olduğunu kanıtladı.This proved to be to his advantage.
Avantajlı Yıllık abonelik tarifesinde ilk 30 dakika ücretsizdir.Rentals are free for the first 30 minutes.
Eğer sürülü yok ise Kontur olan kişiye vermek avantajlı olacaktır.If not performed correctly, 1 point will be awarded to the opponent.
Çömelme pozisyonu nedeniyle sağlık açısından daha avantajlı olduğu iddia edilmektedir.Retired Apparently in Best of Health.
Bu da çoğu zaman Marucho'yu avantajlı hale getirir.This is later proven to be false by Maruga.
Mikrodalga fırınlar yiyecekleri çok hızlı bir şekilde pişirmeleri açısından avantajlıdırlar.Apparently they can metabolize food very efficiently.
İkincisi, Python programlarınızı yazacağınız yerin gerçekten avantajlı olması.Second thing is the environment where you're gonna build your Python programs is a very nice one.
Bu da uyum sağlama özelliği açısından bizi diğer varlıklara göre daha avantajlı kılıyor.And this gives us a leg up on adaptability.
Bu güzel ve avantajlı bir senaryo.So this is a good scenario, an upside scenario.
Yani "Bir başkası ile anlaşma yaparsanız biz daima daha avantajlı olmak istiyoruz"."Oh, we want most favored nations clause,
Henüz, Bu kadar avantajlı ve bilge bir desen sahibi değilizWe're not at this very advanced, sophisticated pattern yet.
Bu yüzden onların çocukları avantajlı.And their kids have an advantage.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 years ago, it ran into a competitor with a lethal advantage.
Ancak bazı kişiler, her şeye rağmen ev satın almanın daha avantajlı olduğunu iddia ediyorlar.But then there's the argument of well, there are advantages, still, to buying this house.
Ülke, nükleer enerji üretiminde kullanılan toryum açısından da oldukça avantajlı.It also has a comparative advantage in thorium, which is used in nuclear energy.
Ülkede iktidar partileri yerel seçimlerde geleneksel olarak muhalif partilere göre avantajlı oldu.Incumbent parties have traditionally enjoyed an advantage over the opposition in local elections.
Bu, oldukça avantajlı bir maliyetle yüksek düzeyde bir savunma elde etmek demek”, dedi.That is a lot of defence, for a very good price."
Kredinin yarısı bağış, geri kalanı ise avantajlı şartlar altında kredi olarak verilecek.Half of the funds will be extended as a grant, the remainder as credit under favourable terms.
Dikotik dinleme testine göre sağ kulak konuşma sesleri için genellikle daha avantajlıdır.Usually dichotic listening tests show a right-ear advantage for speech sounds.
İtalyan diplomasisi, avantajlı bir barış elde etmek için bu durumdan yararlanmaya karar verdi.The Italian diplomacy decided to exploit the situation to obtain a favourable peace.
Avantajlı Yıllık abonelik tarifesinde ilk 30 dakika ücretsizdir.Nach der Registrierung sind die ersten 30 Minuten kostenlos.
Bu, belirli bir haplotip içindeki bir alellin çok avantajlı olduğu durumlarda önemli olabilir.Dies könnte in der sich abkühlenden Phase von besonderer Bedeutung gewesen sein.
Ancak, ev sahibi takım kortun kendine özgü özelliklerine aşina olduğundan daha avantajlıdır.Il est vrai que les maisons gardent plus facilement leur identité que leurs occupants.
İnsan yerleşmesi için avantajlı konumu, soğuk kış rüzgarlarından korunaklı olmasında yatmaktadır.Elles ont l’avantage d’être agréables à vivre été comme hiver.
Bu durum onun avantajlı olduğunu kanıtladı.Cela indique qu'il jouissait d'une position privilégiée.
Yumurtadan ilk çıkan yavru diğerlerine göre avantajlı durumda olur.Le premier petit sortant de l'œuf bénéficie généralement d'un avantage concurrentiel sur les autres.
Uyum sağlama açısından ne avantajlı ne de dezavantajlı olan değişiklikler bu süreçte etkilenmezler.Les améliorations et modifications requises ne doivent pas perturber le service fourni par le système.
Vakum, faz kayması yapmayan en avantajlı yalıtkanlardandır.El mejor lixiviado es el que no se genera.
Çünkü dağlar partizanlar için avantajlı konumundaydı.Los resultados obtenidos fueron claramente favorables al Montañés.
Avantajlı Yıllık abonelik tarifesinde ilk 30 dakika ücretsizdir.Los primeros 30 minutos de uso serán gratuitos para los clientes.
Bazı durumlarda seramik membranlar da avantajlıdır.En estos casos los siguientes metacaracteres son útiles.
Bu durumun avantajlı ve dezavantajlı yanları vardı.Esta situación presentaba ventajas y desventajas.
Bu durum onun avantajlı olduğunu kanıtladı.Possiamo dire solo che la fortuna lo ha aiutato.
Ancak, ev sahibi takım kortun kendine özgü özelliklerine aşina olduğundan daha avantajlıdır.Il sistema è riuscito a conoscere meglio l'individuo comune di quanto egli stesso si conosca.
Nehir taşımacılığı kara içinde yapılacak diğer taşımacılık faaliyetlerine göre oldukça avantajlıdır.L'arma si rivelò particolarmente adatta alle operazioni portate avanti in clandestinità.
Onun ekibi fiziksel olarak avantajlıdır ve Mr. Widmore'un da yardımıyla taktiksel olarak da avantajlıdırlar.Его команда имеет физическое преимущество и с помощью мистера Уидмора, они имеют тактическое преимущество.
Fiziksel, kimyasal, elektriksel özellikler açısından avantajlı bir madde idi.При этом максимально использовались достижения химии, физики, электроники.
1966 Türkiye Şampiyonası'nda ise son maçlara İTÜ avantajlı girdi.Турнир 1966 года принёс много неожиданностей.
Fiyatları oldukça pahalı olmalarına rağmen metal dişli servolar ise en avantajlı olanlardır.وفي حين أن جميع الوسائل ذات منافع مادية، إلا أن اللوالب الرحمية النحاسية أكثرها نفعاً من الناحية الاقتصادية.
Buna karşılık enflasyon borçlular için avantajlıdır.Isto pode contradizer as vantagens da efemerização.
Bu durumun avantajlı ve dezavantajlı yanları vardı.Dit leverde voor- en nadelen op.
Avantajlı Yıllık abonelik tarifesinde ilk 30 dakika ücretsizdir.Pierwszych 30 minut użytkowania były zwolnione z opłat.
Bu durum onun avantajlı olduğunu kanıtladı.Vi vet att han fick dessa förmåner.
Ayrıca, coğrafi konumu itibarıyla de bölge ülkelerine kıyasla oldukça avantajlı durumdadır.Vidare ansågs att de skulle vara relativt jämnt geografiskt fördelade över landet.
Onun ekibi fiziksel olarak avantajlıdır ve Mr. Widmore'un da yardımıyla taktiksel olarak da avantajlıdırlar.Його команда має фізичні переваги і з допомогою містера Відмора, вони мають тактичну перевагу.
Dizüstü bilgisayarlar küçük ve taşınabilir olmaları açısından avantajlıdır.Výhodou interceptorů je, že jsou malé a tudíž snadno přemístitelné.
Üç hakkı kalan Schumacher bu alanda avantajlı hale gelmişti.Tři Pompeiovy legie se za této situace jevily jako vítaná posila.
Avantajlı konumu nüfusun korunmasını sağlamış ve şehre dikkat çekici bir göç yaşanmamıştır.K životu dávají přednost porostlým stanovištím, nevadí jim lidská přítomnost.
Avantajlı Yıllık abonelik tarifesinde ilk 30 dakika ücretsizdir.V polovině devadesátých let bylo zrušeno parkování na prvních třicet minut zdarma.

İlgili Sayfalar