avantajı ile cümle
avantajı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Rebreather'ın üç ana avantajı vardır.Рециркулятор обладает тремя основными преимуществами.
Rebreather'ın üç ana avantajı vardır.יש שלושה יתרונות עיקריים למערכת ממחזרת נשימה.
Rebreather'ın üç ana avantajı vardır.حسناً، هناك العديد من المزايا لنظام إعادة التنفس.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.Chúng tôi có lẽ đã không thể sống sót sau lần suy thoái đó nếu không nhờ những lợi ích của sự bền vững.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.Diese Rezession hätten wir wahrscheinlich ohne den Vorteil der Nachhaltigkeit nicht überlebt.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.Forse non saremmo sopravvissuti alla recessione se non fosse stato per i vantaggi della sostenibilità.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.저희는 지속가능성이란 비교우위가 아니었다면, 그 침체기 때 살아남지 못했을 수도 있습니다.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.Moglibyśmy nie przetrwać tej recesji, gdyby nie zalety zrównoważonego rozwoju.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.Nous n'aurions peut-être pas survécu à la récession sans les avantages du développement durable.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.Poate nu am fi supravieţuit acelei recesiuni dacă nu ar fi fost avantajele durabilităţii.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.Poderíamos não ter sobrevivido a esta recessão se não fossem as vantagens da sustentabilidade.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.Podríamos no haber sobrevivido a esa recesión si no fuera por las ventajas de la sustentabilidad.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.Можеше да не преживеем тази рецесия, ако не бяха предимствата от устойчивото развитие.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.לא היינו שורדים את המיתון הזה אילולא יתרונות הקיימות שלנו.
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.ربما لم نكن لنتخطى هذا الركود إلا بسبب مميزات الاستدامة
Sürdürülebilirliğin avantajı olmasaydı bu resesyonda ayakta kalamazdık.この一時的不景気を 乗り切れなかったでしょう もし全ての会社が 我社の目標を目指したら
T57"nin en büyük avantajı, kasnaklı doldurma mekanizmasına sahip 120 mm topudur.Der größte Vorteil des T57 ist sein 120 mm Geschütz mit Trommelmagazin.
T57"nin en büyük avantajı, kasnaklı doldurma mekanizmasına sahip 120 mm topudur.La mayor ventaja del T57 es su cañón de 120 mm con mecanismo de carga de tambor.
T57"nin en büyük avantajı, kasnaklı doldurma mekanizmasına sahip 120 mm topudur.Le plus grand atout du T57 réside dans son canon de 120mm doté d'un mécanisme de chargement circulaire.
T57"nin en büyük avantajı, kasnaklı doldurma mekanizmasına sahip 120 mm topudur.Największą zaletą T57 jest działo kalibru 120mm wyposażone w bębnowy mechanizm ładujący.
T57"nin en büyük avantajı, kasnaklı doldurma mekanizmasına sahip 120 mm topudur.Největší výhoda tanku T57 je 120mm dělo s bubnovým nabíjecím mechanismem.
Tabi avantajıda studio o kadar küçüktüki ziyaretler hızlıydıA jó hír, hogy a stúdió olyan kicsi volt... ...hogy a látogatások nem tartottak sokáig.
Tabi avantajıda studio o kadar küçüktüki ziyaretler hızlıydıL'avantage est que le studio était tellement petit que les visites allaient plutôt vite.
Tabi benim bir avantajım vardı.Agora eu tive uma vantagem.
Tabi benim bir avantajım vardı.Avevo un vantaggio.
Tabi benim bir avantajım vardı.Dar aveam un avantaj.
Tabi benim bir avantajım vardı.Ik had één voordeel.
Tabi benim bir avantajım vardı.J'avais cependant un avantage.
Tabi benim bir avantajım vardı.Jeg havde en fordel.
Tabi benim bir avantajım vardı.사실 유리한 점이 있기도 했죠.
Tabi benim bir avantajım vardı.Lúc ấy tôi có một lợi thế.
Tabi benim bir avantajım vardı.Mala som však výhodu.
Tabi benim bir avantajım vardı.Měla jsem výhodu.
Tabi benim bir avantajım vardı.Men jag hade faktiskt en fördel.
Tabi benim bir avantajım vardı.Miałam jedną przewagę.
Tabi benim bir avantajım vardı.Nun hatte ich einen Vorteil.
Tabi benim bir avantajım vardı.Oli minulla yksi etu.
Tabi benim bir avantajım vardı.Saya memiliki keuntungan.
Tabi benim bir avantajım vardı.Yo contaba con una ventaja.
Tabi benim bir avantajım vardı.Είχα βέβαια ένα πλεονέκτημα.
Tabi benim bir avantajım vardı.Аз имах предимство.
Tabi benim bir avantajım vardı.Тепер у мене дійсно була перевага.
Tabi benim bir avantajım vardı.У меня было преимущество.
Tabi benim bir avantajım vardı.למרות זאת, יש לי יתרון.
Tabi benim bir avantajım vardı.كان هناك شيء في صالحي.
Tabi benim bir avantajım vardı.私が前回執筆した本は
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Chúng tôi đã tức khắc nhận ra rằng máy tính có lợi thế sân nhà rất lớn.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.E ci siamo immediatamente resi conto che il computer aveva un enorme vantaggio, giocando in casa.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.E demo-nos conta rapidamente de que o computador tinha a grande vantagem de estar a jogar em casa.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.그리고 우린 바로 컴퓨터가 홈경기의 이점을 누리고 있다는 것을 깨달았습니다.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Nous avons réalisé tout de suite que l'ordinateur avait le gros avantage d'être à domicile.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Og vi blev med det samme klar over at computeren havde en stor hjemmebanefordel.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Okamžitě nám došlo, že počítač má obrovskou výhodu domácího prostředí.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Și ne-am dat seama imediat: computerul avea avantajul de a juca pe teren propriu.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Uświadomiłem sobie, że komputer ma przewagę, bo gra u siebie.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Wir bemerkten sofort, dass der Computer einen großen Heimvorteil hatte.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Y nos percatamos de inmediato de que la computadora tenía una gran ventaja de cancha local.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Συνειδητοποιήσαμε αμέσως πως ο υπολογιστής είχε το μεγάλο πλεονέκτημα της έδρας.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.Веднага разбрахме, че компютъртът има голямо преимущество.
Ve o an fark ettik ki, bilgisayarın büyük bir saha avantajı vardı.И мы тут же поняли, что у компьютера было существенное преимущество в виде домашней арены.
İlgili Sayfalar