Avarız hanesi'nin gerçek hane ile ilgisi yoktur.こちらは本物の伯爵で我威亜党とは関係ない。
Öte yandan arazi yapısı, savunmacılar açısından avantajlar sağlamaktadır.更に、地形は防御側に有利であった。
Ava düşkünlüğünden dolayı avcı lakabıyla anılmıştır.ハンターの弱点である心臓を特殊な箱で護っている。
Ölmemiş olmasının verdiği avantajla birlikte çok usta bir kılıç kullanıcısıdır.また、剣を持っている状態でしか使用できない必殺技も存在する。
Jimmy'nin avanak bir babası ve akıllı bir annesi vardır.照れ屋な父親と、愛想の良い母親を持つ。
Almanlar yukarıda olduğu için biraz daha avantajlılar.われわれは、ドイツがわれわれよりも上位にあったことを知っている。
Buradaki en büyük avantajları pilotların fiziksel dayanıklılıkları ile sınırlı olmamalarıdır.これらの要因として最も多かったのは、パイロット達の現実的なドッグファイト訓練の不足であった。
Avaz Gazetesi.新聞を開いた。
Ev sahibi avantajını eline almıştır.家督は子の利好が継いだ。
Tekrar-kullanılabilirlik teknik ve ekonomik olarak çeşitli avantajlar sunmaktadır.彼らに協力する人間は、見返りに様々な技術や知識の恩恵を受けることができるという。
Ancak yazılı başvurunun bazı avantajları vardır.それでも関数同定の特徴は利点がある。
Performans avantajı farkedilememiştir.演算子の優先順位が異なる。
Bu belge yalnız başına bir pazar avantajı sağlayacaktır.この廟所は日曜・祝日のみ開門する。
Gordon'un bölümü için freely available online.the NetLogo websiteで無料で入手できる。
Bu başarısızlık, avantajın Ruslara geçmesine sebep oldu.こうした資質がソ連を勝利へと導いたのだ。
Saldırıların eşiğinde, sayı ve kalite avantajı Sovyetlerdeydi.一方でホールド数、防御率の面では数字を落とした。
Avatar haline girme yeteneği kırılır.宣教師の能力によって流行が発生する確率は変化する。
Avada Kedavra lanetinden sağ kurtulan tek kişidir.ナイアルラトホテップ 唯一、封印を免れた邪神。
Bu da bulanık kalacak alanın kontrolüne ilişkin ek avantajlar sağlar.これはチェック済み例外の利点を無にしている。
Bu durum onlara savaşlarda avantaj sağlar.戦いを有利にさせるものがある。
Restore edilmiş avant-garde Rus örnekleri de vardır.ロシア版アベンジャーズとも、呼ばれている。
Moore modelinin avantajı davranışın basitleşmesidir.Moore模型的好处是行为的简单性。
Kızı Zelha'yla (Fatma Girik) yaşayan Avanos'tan af dileyecek, bağışlanmasını isteyecektir.徐庶母為曹公所得,劉備乃遣庶歸,欲為天下者恕人子之情也。
Onun ekibi fiziksel olarak avantajlıdır ve Mr. Widmore'un da yardımıyla taktiksel olarak da avantajlıdırlar.他的团队不但拥有体能上的优势,而且依靠威德摩尔先生的帮助,他们在战术方面也占尽先机。
Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.敏捷过程能够驾驭变化,保持客户的竞争优势。
Rahman, partisinin Kadın İlişkileri sekreteri olan Avami politikacı Ivy Rahman ile evlendi.拉赫曼与人民联盟的政治家Ivy Rahman结婚,她是妇女事务党委书记。
Napalm Records'ın "Iron Avantgarde Publishing" adında kendi yayınevi bulunmaktadır.凝固汽油弹唱片拥有自己的出版社Iron Avantgarde Publishing 。
Jimmy'nin avanak bir babası ve akıllı bir annesi vardır.乔恩有一个古板而严厉的父亲和一个慈祥的母亲。
Daha sonra bir Avami adayı olarak Pakistan 1970 ulusal seçimlerinde de parlamentonun bir üyesi olarak seçildi.后来,作为人民联盟候选人,他在1970年巴基斯坦的全国大选中当选为国会议员。
28 Haziran 2005'te Avam Kamarası ve 19 Temmuz 2005'te Kanada Senatosu tarafından onaylandı.该法案于2005年6月28日在下议院通过,于7月19日在参议院通过。
Her ikisinin de avantaj ve dezavantajları vardır.所以两者各有优点、缺点。
Eğer bunu kendin için bir avantaj olarak değerlendiriyorsan; buyur gel, seni bekliyoruz!"若桓玄守晉臣之節,我就與你輔助他;否則,我就與你共謀消滅他。
Diğer bir avantajı da, soğutucu akışkanlara ihtiyaç duymamasıdır.优点是冷侧不需要移动部件。
Uzun mesafe sürüş avantajı %6'ya düşmektedir.领跑积分榜的优势缩小到6分。
Adaların adları: Aiktak, Avatanak, Derbin, Kaligagan (Qisĝagan), Rootok (Aayux̂tax̂), Round, Tigalda, Ugamak.」 【又】梵名,Ksetra,掣多羅,差多羅,紇差怛羅,剎摩等。
Fakat Atina'nın iki çok değerli avantajı vardır.Athlon有两个不同的快取。
Bu bölgeyi ele geçiren Avarlar kısa süre sonra Panonya'ya geri dönmüşlerdir.但幸運地這些領土很快便復歸巴登一方。
Available online: Svanlar腾讯视频:锵锵行天下
Şirket Time Warner ortaklığında ortaya çıktı ve Madonna $60 milyon avans ödedi.該公司是一個與時代華納公司共同創辦的合資企業,並提前支付瑪丹娜6000萬美元。
En büyük avantajı After Effects ile olan uyumudur.最惹人厭的副作用是夢遊。
Hangi maliyet merkezinde rekabet avantajınız var ?公司有競爭優勢。
Avarlar ile müttefik olan Persler Konstantinopolis'i almaya teşebbüs ettiler, ancak yenildiler.波斯人与阿瓦尔人结盟,并企图攻占君士坦丁堡,但是他们在城下被击败。
Eşeyli üremenin genetik çeşitliliği yaratması avantajına dair tespit edilen üç olası neden vardır.对创造遗传变异的优势,有三个可能的理由使它可能发生。
Buna dair başka bir açıklama ise moleküler düzeyde görülen iki avantaja dayanır.另一个解释则基于两个分子方面的优势。
Bu çok önemli bir avantajdır.这是一个如此重要的成就。
Almanya'da çok tecrübe kazandım ve bunu Juventus'da avantaj olarak kullanacağımdan eminim.我們在台北這裡很想念你,也知道你在華盛頓一定會表現很優秀。
Asfalt leşlerinin birçok avantajı vardır.天顶号火箭拥有许多优点。
Bu cephede uzun ve kanlı savaşlar sonucunda taraflar birbirine karşı bir avantaj elde edememiştir.战斗极其血腥,没有一方能占据明显优势。
Bu giysi asgari avantaja sahip bir prototiptir.所以在这种战术中,里面还戴着一个小头盔是非常占优势的。
Avarların söylencelerinde, soyundan türedikleri dazbaşlı (kel) ataları vardır.向日葵少女(日:ひまわり娘) 以前與強哥的父親戰鬥的傳說魔女。
Bazıları Avarlara katılıp onlarla birlikte daha da batıya göç etmişlerdir.与金善日一同被擄的还有多名西方人。
Üç hakkı kalan Schumacher bu alanda avantajlı hale gelmişti.這一階段中,維提里烏斯派是佔著優勢的。
Efsaneye göre, kral ava çıktığı bir gün ormanda uyuyakalmıştır.直到一日,國王開始在森林裏圍獵。
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.結果是它能留在所需要的相對位置點上。
1673'ten itibaren manastır sınıflarında avama mensup kişiler de eğitim görebilmeye başladı.同时从1668年开始另一个市内的修道院也开始向市民传授教育。
Oyun, Wii uzaktan kumandası (Wii Remote) ve Wii Nunchuk aygıtının tüm avantajlarından yararlanmaktadır.游戏既能以横握Wii遥控器的传统方式进行,也可配合Nunchuk控制方向。
Erişim tarihi: 27 Kasım 2011. ^ "DualShock 3 Wireless Controller available for PlayStation 3 this summer".2015년 3월 21일에 확인함. “DUALSHOCK3 Wireless Controller available for PLAYSTATION3 this summer”.
Şirket Time Warner ortaklığında ortaya çıktı ve Madonna $60 milyon avans ödedi.이 회사는 타임 워너와 공동으로 설립한것인데, 마돈나는 6천만 달러를 받았다.
Avantajlarının yanı sıra ilk jet avcıları mükemmelden uzaktı.제트기관이 갖는 이점에도 불구하고, 초기 제트 전투기들은 완벽하지 못했다.
Bütün sezon boyunca saha avantajı için çok çalıştık ve bugün o avantajı kullandık."우리는 모든 시즌 홈코트 어드밴티지를 얻기위해 최선을 다했고 지금은 그 어드밴티지를 적극 활용해야 합니다."