Şimdi bu gezegendeki gerçek atmosfere gidin.А теперь пойдёмте в настоящую атмосферу нашей планеты.
Şimdi bu gezegendeki gerçek atmosfere gidin.אך אם תיכנסו לאטמוספרה האמיתית של הכוכב הזה.
Şimdi bu gezegendeki gerçek atmosfere gidin.الآن، اذهب للجو الحقيقي لهذا الكوكب.
Şimdi bu gezegendeki gerçek atmosfere gidin.この惑星の内部環境は二種類あります
Soluduğumuz hava - atmosferik havayı soluduğumuz için - %21 oksijen ve %78 azot gazından oluşmaktadır.폐 속으로 들어온 그 공기는 대기의 공기이기 때문으로 21%의 산소와 78%의 질소로 이루어져 있을 것입니다
Soluduğumuz hava - atmosferik havayı soluduğumuz için - %21 oksijen ve %78 azot gazından oluşmaktadır.Aerul va intra, iar acel aer va fi-- considerând că inspirăm aer atmosferic-- va fi 21% oxigen şi 78% azot.
Soluduğumuz hava - atmosferik havayı soluduğumuz için - %21 oksijen ve %78 azot gazından oluşmaktadır.Laissez moi dessiner un sac alvéolaire ici
Soluduğumuz hava - atmosferik havayı soluduğumuz için - %21 oksijen ve %78 azot gazından oluşmaktadır.Ten vzduch jde dovnitř a je - - protože vdechujeme atmosférický vzduch - z 21% kyslík a ze 78% dusík.
Soluduğumuz hava - atmosferik havayı soluduğumuz için - %21 oksijen ve %78 azot gazından oluşmaktadır.Це повітря, що ми вдихаємо, так як ми вдихаємо атмосферне повітря, 21% з якого складає кисень, а 78% азот.
Soluduğumuz hava - atmosferik havayı soluduğumuz için - %21 oksijen ve %78 azot gazından oluşmaktadır.האויר חודר פנימה, והאויר הזה, שאנו נושמים - בא מהאטמוספירה , והרכבו 21% חמצן ו78% חנקן.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Zoals ik zei heeft Titan een dikke, omvangrijke atmosfeer.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Ako som už povedala, Titan má rozsiahlu hustú atmosféru.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Amint említettem, vastag, kiterjedt légkörről van szó.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Come ho già detto, Titano ha un'atmosfera vasta e densa.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Comme je l'ai dit, il y a une atmosphère épaisse et très étendue.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Como he dicho tiene una atmósfera grande y densa.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Como já disse, tem uma atmosfera extensa e espessa.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Cum ziceam, are o atmosferă extinsă și densă.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Jak jsem již řekla, má hustou a vysokou atmosféru.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.제가 이야기했듯이 두껍고 넓은 대기를 가지고 있습니다.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Kot sem omenila, atmosfera je gosta in obsežna.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Mitt på dagen är det som sen skymning på jorden.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Seperti yang Saya katakan, Titan mempunyai atmosfer yang luas dan tebal.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Więc atmosfera jest gęsta i gruba.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Wie erwähnt: die dichte, ausgedehnte Atmosphäre.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Όπως είπα, έχει μία πυκνή εκτεταμένη ατμόσφαιρα.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Както вече казах, Титан има плътна и значителна атмосфера.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Как я говорила, у него толстая, огромная атмосфера.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.Як я казала, там густа широка атмосфера.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.כמו שאמרתי, יש לו אטמוספירה עבה ונרחבת.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.كما قلت , لديه مناخ كثيف واسع.
Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var.後方にある太陽に照らし出されたタイタンの写真です リングが美しい背景になっています
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.현재 대기 중 이산화탄소 농도는 390ppm 입니다.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.390ppmとなっていますが 450で止まるよう手を打っているのではダメなんです
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Acum suntem la 390 de părți per milion de CO2 în atmosferă.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Ahora mismo estamos en 390 partes por millón de CO2 en la atmósfera.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Al momento siamo a 390 parti per milione di CO2 nell'atmosfera.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Chúng ta, ngay bây giờ, đang ở tại mức 390 trên mỗi triệu khí axít cácbon trong bầu khí quyển
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Jelenleg, 390 ppm a légköri szén-dioxid koncentráció értéke.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Kita, sekarang, ada pada 390 ppm (bagian per sejuta) CO2 di atmosfer.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Neste momento, estamos a 390 partes por milhão de CO2 na atmosfera.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Nous sommes, aujourd'hui, à 390 parties par million de CO2 dans l'atmosphère.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Wij zitten nu op 390 delen per miljoen CO2 in de atmosfeer.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Wir sind im Moment bei 390ppm CO2 in der Atmosphäre.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.W tym momencie mamy 390 promili dwutlenku węgla w atmosferze.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Τώρα είμαστε στα 390 σωματίδια ανά εκατομύριο διοξειδίου του άνθρακα στην ατμόσφαιρα.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.А на сегодняшний день концентрация СО2 в атмосфере 390 частиц на миллион.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.Ние сме, сега, на 390 частици на милион от CO2 в атмосферата.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.כרגע אנחנו עומדים על 390 חלקים למיליון של פחמן דו-חמצני באטמוספירה.
Şu an, atmosferdeki karbondioksitin 390 ppm'deyiz.نحن، الآن، في 390 جزءً في المليون من ثاني أكسيد الكربون في الغلاف الجوي.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Chúng tôi sắp tới đây thực hiện chuyến bay đầu tiên của một máy bay bên ngoài khí quyển Trái Đất.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Kini kita ada pada ambang batas untuk membuat penerbangan pertama dengan pesawat di luar atmosfer Bumi.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Most a kapujában állunk annak, hogy egy repülőgép elsőként a Föld légkörén kívül repüljön.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Niedługo uda nam się odbyć pierwszy lot samolotem poza ziemską atmosferą.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.On est sur le point maintenant de réaliser le premier vol d'avion en dehors de l'atmosphère terrestre.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Ora siamo sul punto di fare qualcosa compiere il primo volo di un aereo al di fuori dell'atmosfera terrestre.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.We staan nu op het punt om de eerste vlucht met een vliegtuig te maken buiten de aardse atmosfeer.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Wir stehen jetzt kurz davor den ersten Flug eines Flugzeugs außerhalb der Erdatmosphäre zu machen.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.И сейчас мы в шаге от совершения первого авиаперелета за пределами атмосферы Земли.
Tabi, bir de bunlardan oluşan atmosferde biriken karbondioksit sözkonusu.Aztán természetesen, ott van az ezekből az anyagokból származó szén-dioxid, amely a légkörben köt ki.