atlatır ile cümle

atlatır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Biraz daha erken çıksalar, trafik sıkışıklığını atlatırlar.Had they left a little earlier, they would have avoided the traffic jam.
O çok geçmeden hastalığını atlatır.It won't be long before she gets over her illness.
Benim derslerimi atlatırsan seni öldürürüm.If you skip my class, I will kill you.
Derslerimi atlatırsan seni öldürürüm.If you skip my classes, I'll kill you.
Daha sonra Sunita, Sanjay'ı atlatır.Jasmin still goes out with Sanjay.
Böylece Muhammed arslanı atlatır ve Tanrı ile görüşür.Ahmad observed salat, and remembered Allah.
Tardu hastalığı atlatır atlatmaz ölen eşinin kız kardeşiyle evlenmiştir.300), prohibited the marriage of a widower with his deceased wife's sister.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.And so the father and the mother, together, go through the counseling and the testing.
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.An evil man is trapped by sinfulness of lips, but the righteous shall come out of trouble.
Sırbistan krizi atlatırsa ekonomisi ne derece sağlıklı olacak?If Serbia is to survive the economic crisis, how healthy will its economy be?
Tardu hastalığı atlatır atlatmaz ölen eşinin kız kardeşiyle evlenmiştir.Er ist früh verwitwet und entscheidet sich, die Schwester seiner verstorbenen Frau zu heiraten.
Ama Galatasaray’da bu süreci çok daha çabuk atlatır.En Arenysuchus, el proceso es mucho más corto.
Ama Galatasaray’da bu süreci çok daha çabuk atlatır.Nelle galassie ellittiche questo processo è molto più rapido.
Ona buluşma teklifleri içeren kartpostallar gönderir ama sürekli olarak da onu atlatır.Он осыпает её подарками, несмотря на то, что каждый раз получает их назад.
Ona buluşma teklifleri içeren kartpostallar gönderir ama sürekli olarak da onu atlatır.De brieven die ze voor hem moet schrijven keurt hij echter steevast een voor een af.
Brent bu polisleri atlatır.Brent krijgt dit te pakken.
Ama Galatasaray’da bu süreci çok daha çabuk atlatır.Але у келиху цей процес йде значно швидше.
Bourne büyük profesyonellik ile polisleri atlatır.Boris Šťastný vypovídal na policii.
Ona buluşma teklifleri içeren kartpostallar gönderir ama sürekli olarak da onu atlatır.Hän menee vuosittaisiin naamiaisiin toivoen tapaavansa hänet uudestaan.
Tardu hastalığı atlatır atlatmaz ölen eşinin kız kardeşiyle evlenmiştir.Myös leskeksi jäänyt nainen saattoi joutua menemään naimisiin kuolleen miehensä veljen kanssa.
Sedat bu saldırıyı yaralı olarak atlatır.Andestades ületatakse sel juhul tedlikult tõke, mis haavamise tõttu tekkis.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.Alors le père et la mère, ensemble, voient le conseiller et font le test.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.Así, el padre y la madre, en conjunto, pasan por el asesoramiento y el test.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.Dadurch gehen die Eltern zusammen durch die Beratungen und Tests.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.E quindi il padre e la madre insieme, parlano coi medici e fanno gli esami.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.În felul acesta, tatăl şi mama, împreună, trec prin consiliere şi analize.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.그래서 엄마와 아빠 함께 상담을 받고 또 진단을 받습니다.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.Portanto, o pai e a mãe, juntos, passam pelo aconselhamento e pelos testes.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.Vader en moeder volgen samen de begeleiding en het testen.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.Và vì vậy bố và mẹ, cùng nhau, thực hiện cuộc gặp gỡ với người tư vấn và bài xét nghiệm.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.Zatem oboje: ojciec i matka, razem, przechodzą przez doradztwo i badania.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.И поэтому отец и мать вместе проходят консультации и анализы.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.Така че бащата и майката, заедно, преминават през консултациите и тестовете.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.וכך האבא והאמא, יחדיו, עוברים את היעוץ ואת הבדיקות.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.فيأتي الأب و الأم معاً، و يمرون بمراحل الإرشاد و الإختبار.
Anne ve baba beraber... ...danışmayı ve testleri beraber atlatırlar.一緒に病院で相談をし 検診を行い 一緒にその結果を受け取るのです
Bu krizi atlatırsak ben...Hvis vi klarer os gennem krisen, bliver jeg ...
Bu krizi atlatırsak ben...Jeśli poradzę sobie z tym kryzysem, będę...
Bu krizi atlatırsak ben...Jos selviämme tästä, minusta tulee...
Bu krizi atlatırsak ben...Om vi klarar oss genom krisen blir jag...
Bu krizi atlatırsak ben...Se sobrevivermos a esta crise, serei...
Bu krizi atlatırsak ben...Se supereremo questa crisi, io sarò...
Bu krizi atlatırsak ben...Si superamos esto, me convertiré en...
Bu krizi atlatırsak ben...Αν ξεπεράσουμε αυτή την κρίση, θα είμαι εγώ...
Bu krizi atlatırsak ben...Если мы справимся с этим кризисом, я буду...
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.De leugenaar raakt verstrikt in zijn leugens, maar de rechtvaardige wordt gered uit de moeilijkheden.
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.Den som är ond bliver snärjd i sina läppars synd, men den rättfärdige undkommer ur nöden
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.Der Böse wird gefangen in seinen eigenen falschen Worten; aber der Gerechte entgeht der Angst.
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.Do přestoupení rtů zapletá se zlostník, ale spravedlivý vychází z ssoužení.
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.En la transgresión de los labios hay una trampa fatal, pero el justo saldrá bien de la tribulación
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.Huulten rikkomus on paha ansa, mutta vanhurskas pääsee hädästä.
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.I Læbernes Brøde hildes den onde, den retfærdige undslipper Nøden.
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.I lebenes synd ligger en ond snare, men den rettferdige kommer ut av trengsel.
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.Il y a dans le péché des lèvres un piège pernicieux, Mais le juste se tire de la détresse.
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.În păcătuirea cu buzele este o cursă primejdioasă, dar cel neprihănit scapă din bucluc. -
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.악인은 입술의 허물로 인하여 그물에 걸려도 의인은 환난에서 벗어나느니라
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.Nel peccato delle sue labbra si impiglia il malvagio, ma il giusto sfuggirà a tale angoscia
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.Orang jahat terjerat oleh kata-kata buruk yang diucapkannya; orang baik luput dari kesukaran
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.Pela transgressão dos lábios se enlaça o mau; mas o justo escapa da angústia.
Kötü kişinin günahlı sözleri kendisi için tuzaktır, Ama doğru kişi sıkıntıyı atlatır.Trong sự vi phạm của môi miệng có một cái bẫy tàn hại; Nhưng người công bình được thoát khỏi sự hoạn nạn.

İlgili Sayfalar