Oyunun bir varyantında atlayan oyuncu en sona geldiğinde kendisi de eğilir.Se descubre que es jugadora del propio juego casi al final.
Ama Galatasaray’da bu süreci çok daha çabuk atlatır.En Arenysuchus, el proceso es mucho más corto.
O, pencereden dışarı atladı.È saltato dalla finestra.
Atlas Okyanusu Amerika'yı Avrupa'dan ayırır.L'oceano Atlantico separa l'America dall'Europa.
Atlar tehlikeli hayvanlardır.I cavalli sono animali pericolosi.
Arp, atlasındaki 298 ile 310 arasında yer alan cisimlere bir altsınıf belirtmemiştir.Arp non ha fornito una sottoclassificazione per gli oggetti dal 298 al 310 del suo atlante.
Johann Bayer'in Uranometriası yıldız atlası 1603 yılında yayımlanmış ve 1200'den fazla yıldızı içerir.L'Uranometria star atlas di Johann Bayer, pubblicato nel 1603 e contenente oltre 1200 stelle.
1786 yılında, William Playfair Ticari ve Siyasi Atlası adlı kitabında ilk veri grafikleri yayınladı.Nel 1786, William Playfair pubblica i primi grafici di dati nel suo libro L'Atlante commerciale e politico.
Beğler atlarını yordular.Era appassionato di cavalli.
Dağın güney ucu bir zamanlar adanın Atlantik kıyı şeridinin bir parçasıydı.La parte terminale a sud della montagna era un tempo parte della costa atlantica.
"Bird Walk"un video klibi Atlanta, Georgia'daki Morris Brown College'da çekildi.Il videoclip, è stato girato al Morris Brown College di Atlanta, in Georgia.
11 Ağustos 2006 tarihi geldiğinde grup Atlantic Records'ı bıraktığını anlatan bir mesaj yayınlar.L'11 agosto 2006 hanno annunciato, nella loro newsletter, di aver abbandonato la Atlantic Records.
Yani Atlantis'in batışına kadar.Si ottiene ad Atlantide.
Ama Galatasaray’da bu süreci çok daha çabuk atlatır.Nelle galassie ellittiche questo processo è molto più rapido.
Atların değişik yürüyüş biçimleri vardır.I cavalli hanno forme distintive.
Terim adını iki kıtayı ayıran Atlantik Okyanusu'ndan almaktadır.Deve il nome al Mar di Tasman che divide i due paesi.
Kısa bir süre sonra Rick, Atlanta'ya gitmeye karar verir ama Morgan ve Duane onunla gelmez.Rick allora decide di partire per Atlanta, lasciando Morgan e Duane con auto e armi.
Son projelerinden biri Atlas Vazgeçti'nin bir televizyon uyarlamasıydı.Uno dei suoi ultimi progetti era di lavorare ad una riduzione televisiva di Atlas Shrugged.
Bu köpeğin yürüyüşü atların tırıs yürüyüşüne benzer.Questo indubbiamente è paragonabile al camminare dei cavalli.
Tetis Okyanusu kapanarak Atlantik ve Hint Okyanusları genişlemeyi sürdürdü.L'oceano Indiano e l'Atlantico proseguirono la loro espansione chiudendo l'oceano Tetide.
Müze 1905 yılında Atlanta Sanat Vakfı tarafından kuruldu.Il museo fu fondato nel 1905 col nome Atlanta Art Association.
Ayrıca aralarında bugünkü Atlantik Okyanusu görülmeye başlamıştır.Si formò in questo periodo il margine continentale Atlantico presente ancora oggi.
Bu tür yunus Meksika Körfezi'nde de bulunmaktadır ama Atlantiğin başka bölgelerinde çok görülmemişlerdir.La specie è relativamente comune anche nel golfo del Messico, ma manca nel resto dell'oceano Atlantico.
Birçok harbe katılmış, hatırı sayılır tehlikeler atlatmıştır.Sono timidissimi, e sanno sfuggire alla maggior parte dei pericoli.
Evangelos Damaskos (Yunanca: Ευάγγελος Δαμάσκος), Yunan sırıkla atlamacıdır.Evangelos Damaskos (in greco Ευάγγελος Δαμάσκος; Acharnes, ... – ...) è stato un astista greco.
Atlantic'le ilk albümü Rolling Papers 29 Mart 2011'de yayınlandı.Il 29 marzo 2011 pubblica il suo primo studio album Rolling Papers.
Akdeniz bölgesi atların bile kullanımını zorlaştıran dağlarla çevrilidir.La regione mediterranea è circondata da montagne, che rendono la vita difficile ai cavalli.
1998 yılında oynadığı Atlara Fısıldayan Adam filmindeki rolü ile çıkış yaptı.Nel 1998 è apparsa nel film L'uomo che sussurrava ai cavalli.
Atlarını düşman okçularından korumak için atları tabakalı zırhlarla kaplıydı.I loro cavalli possedevano armature lamellari per proteggerli dagli arcieri nemici.
Atlantis son uçuşunu 8 Temmuz 2011'de yapmış ve NASA'nın mekik programı bitmiştir.Il programma ha avuto termine l'8 luglio del 2011 con l'ultimo volo dell'ultima navetta operativa, l'Atlantis.
Jokey, at yarışında yarış atlarına binen kişidir.Un fantino (o jockey in inglese) è colui che monta un cavallo da corsa.
Ayrıca ikinci maçında Atlanta Hawks'a karşı 45 sayı atarak kariyer rekoru kırmıştır.Nella sua seconda partita con i Rockets Harden ha segnato un career-high di 45 punti contro gli Atlanta Hawks.
Erişim tarihi: 23 Nisan 2017. ^ "TERKOS GÖLÜ, İSTANBUL". atlasdergisi.com.URL consultato il 23 aprile 2017. ^ (TR) TERKOS GÖLÜ, İSTANBUL, atlasdergisi.com.
Atlatl sözcüğü Nahuatl dili kökenlidir.Il termine spagnolo amate deriva direttamente dalla parola nahuatl.
Konsül adlarını atlamış ve orijinal metni düzenlemiş ya da değiştirmiştir.Omette i nomi dei consoli e a volte altera o omette il modello originale.
Çok sayıda dergide bu hikâyeleri gözüktü, mesela Atlantic Monthly.Collaborò con numerose riviste, tra le quali Harper's Magazine, The Atlantic Monthly.
Robert Sobera (d.19 Ocak 1991, Wrocław), Polonyalı sırıkla atlamacı.Robert Sobera (Breslavia, 19 gennaio 1991) è un astista polacco.
İşte düz bir şekilde hareket eden ve aniden düz bir yola geri atlayan bir nesne görüyorsunuz.Si raggiunge il passo Couletta, da cui si scende in direzione del rifugio.
Bütün türler mükemmel tırmanıcıdır ve daldan dala uzun mesafeler atlayabilirler.Tutte le specie sono ottime arrampicatrici e possono effettuare lunghi salti da un ramo all'altro.
Dönüş yolunda da türlü serüvenler atlatılıyordu.Sulla strada del ritorno scoppiarono nuove sommosse.
Dünya rekoru 8,95 metrelik atlayışıyla Mike Powel'la aittir.La miglior prestazione è di Mike Powell con 8,34 metri.
2004'te iki darbe atlatmışız!".Io ho sofferto due anni!».
31 Ocak 2010 tarihinde Atlanta, Georgia'daki Philips Arena'da yapılmıştır.L'evento si è svolto il 31 gennaio 2010 alla Philips Arena di Atlanta (Georgia).
Size silahı verip oraya duvarüstü atlarsınız.Prendi la pistola e provala!
Sıradan satrançta olduğu gibi At diğer taşların üzerinden atlayabilir.Il cavallo può arroccare in modo analogo agli scacchi.
Paraşütle atlamayı başardı, fakat Rumlar tarafından esir alındı.L'equipaggio si salvò lanciandosi con i paracadute, ma venne imprigionato con l'accusa di spionaggio.
Bazı kelimeler atlanmıştı ve hatalı tanımlar içeriyordu.Comunque, alcune frasi, erano chiaramente antinaziste.
Koca tanrı, Atlas'a büyük bir ceza verdi; Atlas, sonsuza kadar Gök Kubbe'yi sırtında taşımalıydı!Però Zeus mandò in esilio Menezio e condannò Atlante a portare il Cielo sulle spalle per sempre.
Atlatl etkinlikleri özellikle Avrupa ve Amerika başta olmak üzere tüm dünyada gerçekleştirilmektedir.Le notti di lotta avranno luogo in tutto il mondo, ma soprattutto in USA e in Europa.
Adının Atla Gel Niyazi olması lazım.Il suo cavallo si chiama Get Up.
Süvarilerin kendi atlarını tedarik etmeleri isteniyordu.Agli Ufficiali fu consentito di mantenere il proprio cavallo.
Atlas bu teklifi kabul eder.Atlas decide così di risparmiarla.
Normani Kordei Hamilton 31 Mayıs 1996'da Atlanta, Georgia'da doğmuştur.Normani Kordei è nata ad Atlanta, in Georgia il 31 maggio 1996 da Derrick e Andrea Hamilton.
Bu atletlere daha hızlı koşma, dolayısıyla daha iyi atlama şansı tanıyordu.Non doveva essere un veloce corridore, ed è invece probabile che fosse più adatto a una caccia di agguato.
Bu iniş Kennedy Uzay Merkezi'nde yapılan 63. inişti ve Atlantis'in 27. göreviydi.Inoltre è il 63° atterraggio al Kennedy Space Center, e la 27ª missione dell'Atlantis.
Orijinal Atlanta müzikalinde neredeyse bomboş bir sahne bulunmaktaydı.Erano una rappresentazione della musica indipendente di Atlanta.
Eserde altın sarısı bir atlas kumaşının önünde genç bir kadın durmaktadır.C'è un ragazzo nero in una Jeep verde dietro di me.
Doktor koşarak kapıyı açar ve River kucağına atlar.Qualcuno lo afferra per la barba e lo trascina nel fiume.
Kuzey Atlantik'te iki ayrı nüfus bulunur.Esistono poi due popolazioni isolate localizzate nel nord della Colombia.
Kayıp Kıta Atlantis adına yapılan heykel, Paradise Adası, Nassau, Bahamalar.L'hotel è stato fatto sul modello dell'Atlantis Paradise Island di Nassau, Bahamas.