atatürk ile cümle

atatürk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
47
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Aslında Atatürk'ün farkettiği iki temel şeydi.والذي أدركه آتاتورك حينها هو شيئين إثنين
Aslında Atatürk'ün farkettiği iki temel şeydi.第一に
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk adalah seorang yang berpikir secara lateral. Dia mewajibkan untuk pelacur untuk memakai jilbab.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk a folosit gandirea laterala. El le-a obligat pe prostituate sa poarte valul.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk byl laterální myslitel. Nařídil nosit závoj prostitutkám.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Atatürk era um pensador fora do comum. Obrigou as prostitutas a usar o véu.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk era un pensador lateral, así que hizo obligatorio que las prostitutas usaran el velo.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Atatürk était un penseur latéral. Il a rendu le port du voile obligatoire pour les prostituées.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk là 1 nhà tư duy 1 chiều. Ông bắt buộc gái mại dâm phải đeo khăn trùm mặt.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Atatürk máshogyan gondolkozott. Kötelezte a prostituáltakat, hogy fátylat hordjanak.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk preferiva il pensiero laterale. Così, rese il velo obbligatorio per le prostitute.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk umiał myśleć nieliniowo. Uczynił obowiązkowym noszenie zasłon przez prostytutki.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk var en lateral tänkare. Han gjorde det obligatoriskt för prostituerade att bära slöja.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk var tænkte bredt. Han gjorde det obligatorisk for prostituerede at bære tørklæde.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk was scherp van geest. Hij stelde het dragen van sluiers verplicht voor prostituees.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Atatür war ein Querdenker. Er machte es verbindlich, dass Prostituierte den Schleier tragen mussten.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.아타투르크는 요즘 말로 수평적 사고(lateral thinking)를 할 줄 아는 사람이었습니다. 이 사람이 어떻게 했냐면, 창녀들은 꼭 베일을 써야 한다, 라는 법을 만들었데요.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ο Ατατούρκ το σκέφτηκε πιο πονηρά. Έκανε υποχρεωτική τη χρήση του πέπλου για τις πόρνες.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ататурк поступил иначе. Он обязал всех проституток носить платок.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ататюрк бил латерален мислител. Направил носенето на фередже задължително за проститутките.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.אתא-טורק היה בעל חשיבה צידית. הוא אילץ זונות לשים רעלה.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.ولكن آتاتورك كان ذا فكر عريض فقد أجبر حينها " بائعات الهوى " على إرتداء الحجاب
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.売春婦にベールの着用を義務付けたのです (笑)
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Bardzo dobry spec od marketingu ten Fryderyk Wielki, ale nie tak dobry jak Ataturk".
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "" Foarte, foarte bun marketer, Friderick cel Mare, asta. Dar nu se compara cu Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "Fredrik den Store var en bra marknadsförare. Men ingenting mot Ataturk.
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Fridrich II. Veliký byl velmi, velmi dobrý marketér. Ale ne tak dobrý jako Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Heel goede marketeer, Frederik de Grote, maar helemaal niets vergeleken met Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "" Hoàng đế Fredrick, 1 nhà marketing rất giỏi. Nhưng không bằng Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""아, 프리드리히, 그 사람 마케팅도 훌륭하긴 한데 터키의 아타투르크에 비하면 아무 것도 아니지" 이러더라구요.
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Meget, meget god markedsfører, Frederik den Store. Men han slår ikke Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Muito bom vendedor, Frederico o Grande. Mas nada comparado com Atatürk ."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Muy buen mercader, ese Federico El Grande, pero nada comparado con Ataturk".
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Nagyon-nagyon jó marketinges volt Nagy Frigyes. De közel sem jár Atatürkhöz."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Pakar pemasaran yang sangat, sangat hebat, Fredrick Agung. Tapi tidak sehebat Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Sehr, sehr gutes Marketing von Friedrich dem Großen. Aber er kommt noch nicht an Atatürk heran."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Un très, très bon vendeur, ce Frédéric II, mais il n'arrive pas à la cheville d'Atatürk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Veramente un gran pubblicitario, Federico il Grande. Ma non si avvicina neanche a ciò che fece Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Πολύ καλός έμπορος, ο Φρειδερίκος ο Μέγας. Αλλά δε πιάνει μια μπροστά στον Ατατούρκ."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Очень, очень хороший маркетолог, Фредерик Великий. Но он и в подметки не годится Ататурку".
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""משווק טוב, טוב מאוד, פרדריק הגדול. אבל לא משתווה לאתא-טורק."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "" إنه رجل تسويق بارعٌ جداً فريدريك العظيم هذا .. ولكنه لا يعدُ شيئاً أمام آتاتورك "
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "二コラ・サルコジのように アタチュルクは
Nicoal Sarkozy'nin aksine Atatürk,아타투르크는, 마치 요즘에 사르코지가 그렇듯이,
Nicoal Sarkozy'nin aksine Atatürk,אתא-טורק, בדומה לניקולא סרקוזי,
Nicoal Sarkozy'nin aksine Atatürk,آتاتورك وليس نيكولاس ساركوزي
Nicoal Sarkozy'nin aksine Atatürk,ベールの着用を禁止し

İlgili Sayfalar