Ordu uzaylıları durdurmak için nükleer füze atar.Shoot spatial consistant à éradiquer les aliens.
Çok sinirlendiği zaman çığlık atar.Leur force augmente extrêmement quand ils s'énervent.
Yaklaşık olarak dakikada iki ok atar.Clics par seconde.
1979 yılında aynı şarkıyı Gali Atari & Milk and Honey seslendirmiştir.La deuxième fois, en 1979, avec la chanson Hallelujah, interprétée par Gali Atari et Milk and Honey.
Zeus da Etna Dağı'nı Tayfun'un üzerine atar.Zeus frappe la terre autour de Typhée.
İlk Palmtop PC 1989'da Atari Portföyü olan DIP Pocket PC idi.L'Atari Portfolio, lancé par Atari en 1989, est le premier ordinateur portable compatible PC.
Sevişmeyi durdurmak isteyen Gaga, isteği olmayınca erkek arkadaşına yumruk atar.Cette dernière, piquée au vif, n'entend pas laisser sans lutter son amant prendre la tangente.
Havaalanına adım atar atmaz polis tarafından gözaltına alındılar.Ils sont appréhendés par les policiers dès leur arrivée à l'aéroport.
Oyun ertelendiğinde, Lujin gerçeklikten tamamen kopmuş halde kendini şehre atar.Quand on la joue en live, le public devient fou.
Buraya hiç gelmemeliydin." der ve Soap onu ve kendini aşağı atar.On ne devrait pas être là. » Soudain, elle hurle et tombe en arrière.
1979'da, Atari şirketi Asteroids adlı oyunu piyasaya çıkardı.En 1979, Atari publie Asteroids, son plus grand succès commercial.
Geçmişle ilgili hava atar ve aynısının gelecek için olmasını ister.Le temps est orienté : il coule du passé au futur.
Ayrıca onları beraber olup hapishaneden atarsak orada güvenle kalabileceklerini söyler.Il lui affirme également que s'il parvient à sortir de prison, il reviendra la voir.
Ayrıca bazı üst düzey devlet görevlilerini ve ülkedeki yargıçları atar.Il désigne quelques-uns des hauts fonctionnaires et les juges de la Cour suprême.
Atari 2600 kontrolcüleriyle uyumludur.L'Atari 7800 a des manettes simples, rétrocompatibles avec l'Atari 2600.
Oyuncular, ayrıca Bomba atar, el bombalarına sahip olup ve taret kullanabilirler.Le joueur dispose d'armes à feu, de grenades et peut attaquer au corps à corps.
Batman (1990 video oyunu), 1990 yapımı Atari oyunu.Pour le jeu vidéo de 1990, voir Waterloo (jeu vidéo, 1990).
Andorra oynadığı 12 maçta yalnızca iki gol atarken, toplam 42 gol yedi.Andorre ne marque que deux buts et concède 42 buts sur un total de 12 matchs.
Yarışların düzenlendiği alanda, yarışa katılan atlar sırtlarında binicileriyle 3 tur atarlar.Une fois partis, les chevaux doivent effectuer trois tours de la place.
Kolej kariyeri boyunca 2,442 sayı atarak okul tarihinde tüm zamanlarda en çok sayı atan oyuncusu oldu.Il est devenu le meilleur marqueur de l'histoire de l'école avec 2442 points.
Başkomutan sıfatıyla Ulusal Güvenlik Konseyi üyelerini atar ve toplantılarına başkanlık eder.Il convoque le Conseil de sécurité nationale, qu'il préside.
Ghast havada uçar ve alev topu atar.Regarde le ciel et tombe sur le détonateur.
Daha sonra elinde işe yaramayacağını düşündüğü taşı sağındaki oyuncuya atar.Il pose à côté du joueur à sa droite une tuile dont il ne va pas utiliser.
Erkekler at biner ve ok atar.Les chevaux se cabrent, affolés.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.La Chouette rayée patauge parfois dans l'eau afin de capturer des poissons.
Bu beklenmedik bir soru ortaya atar.Pourtant, il va tomber sur une question tout à fait inattendue.
Rosemary kendisinin olanı beğenmez ve atar.Rosalie est intéressée et amusée.
Elmayı ısırır ve "Bu yenilir mi?" diyerek atar.«Olor a carne quemada» / «¿Cómo perdimos Berlín?»
Ayakta iken filin kalbi dakikada 30 kere atar.Pour les bourrées à trois temps, les pieds sont posés régulièrement, sur les trois temps de la mesure.
Cirit atardı.Cal Tiró.
Bir adam onun dilenci olduğunu düşünerek ona para atar.Un homme lui donne trois pièces, pensant qu'il avait affaire à un mendiant.
Bu karşılaşmada 4 gol atarak takımını galip gelmesinde önemli rol oynadı.Durant ce match, son équipe concède une lourde défaite en encaissant quatre buts.
Fosforlu kalem kuruyunca kapağını saklar, kendisini atarım.Cuando se seca un rotulador lo tiro, pero siempre conservo el capuchón.
Atari, 1976 yılında aynı yarışmaya, bu kez de "The same old game" şarkısıyla katıldı.Atari participó en el concurso nuevamente en 1976, esta vez con la canción "The Same Old Game".
Ben ise merdivenden kendini atarak intihar ettiğini duymuştum.Se habría suicidado saltando desde una escalera.
Sawyer ayrıca Atari'de Roller Coaster Tycoon 3'ün geliştirilmesi için danışmanlık yapmıştır.Sawyer ha sido consultor en el desarrollo de RollerCoaster Tycoon 3.
Uzayda, Dünya'nın yörüngesinde 48 tur atarak yaklaşık 3 gün geçirdi.Completó 48 órbitas alrededor de la Tierra en sus tres días en el espacio.
Üyelerini başkan atar ancak Ulusal Meclis bütün üyeleri onaylamalıdır.El presidente nombra a todos los miembros del consejo, pero la Asamblea Nacional debe aprobar a cada miembro.
2002'de Atari oyunu Windows Me ve Windows XP gibi yeni işletim sistemleri için yeniden piyasaya sürdü.En 2002, Atari relanzó el juego para los nuevos sistemas operativos, como Windows Me o Windows XP.
Aynı anda iki bezelye atar.Repetidora: Dispara dos guisantes a la vez.
Yumruğunu sıkar ve Biff'in suratına en sert yumruğunu atar.Él se apresura y golpea el Nuevo Bully en la cara.
İlki dalağına, ikincisi ise göğsüne, ana atardamarlardan birine saplandı.La primera corresponde a quien recibe el castigo, la segunda a quien golpea con un palo.
Çocuklardan biri Kristen'ın bedenine yaklaşır ve elini ona uzatır iken Kristen uyanır ve çığlık atar.Uno de los chicos va hacia Kristen y agarra su brazo ligeramente, lo que la despierta, gritando con terror.
Limanda, binlerce gemi demir atarak, 123 ülkedeki 600'den fazla limana bağlanarak beş kıtaya yayılmaktadır.Miles de barcos pasan por el puerto, conectándolo con más de 600 puertos en 123 países del mundo.
Çığlık atarken dudaklar ve kulaklar geriye doğru çekilir.Durante los gritos retraen los labios y las orejas.
Tom fişeği atar.Miguel Zabalza.
Ardından kılıcını tahtın önüne atar.De tu descendencia pondré sobre tu trono.)
Nefridyum, metabolik atıkları hayvanın vücudundan dışarı atar.Eliminan los desechos metabólicos del cuerpo del animal.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.A veces arrojan comida sobre la superficie del agua para atraer a los peces.
Heihachi finalde Kazuya'yı yenip volkandan aşağı atar.Heihachi derrotaría a Kazuya y lo arrojaría a un volcán.
Vali daha sonra Pete'in bedenine ağırlık bağlar ve onu yakınlardaki bir nehre atar.El Gobernador entonces arrastra el cadáver encadenado de Pete a lo largo de un muelle y lo tira a un lago.
Michael, bilgisayarından söktüğü sabit diski balkondan dışarı atar.Michael entonces procede a remover y lanzar su disco duro por el balcón.
Ben, Alex'in geleceği için geri adım atar.Ben, poco dispuesto a sacrificar el futuro de Alex, retrocede.
Curry ayrıca bu maçla beraber 128 maç üst üste üçlük atarak Kyle Korver'ı geçti.Curry también superó la marca de Kyle Korver de 127 partidos consecutivos anotando un triple.
Bu ligde 1949 yılında 30 gol ve 1950 yılında 25 gol atarak, gol kralı olmuştur.Fue el máximo goleador de la liga en 1949 con 30 goles y de nuevo en 1950 con 25 goles.
Zeus; Ate'yi gökyüzünden atarak, Olympus'da kalmasını ebediyen yasakladı.Encolerizado, Zeus arrojó a Atea a la tierra para siempre, prohibiendo que volviese al cielo o al Olimpo.
Minnie kendini baygın olarak yerde bulunan Johnson üzerine atar.Rance cumple el acuerdo y Minnie se arroja sobre Johnson, que está inconsciente en el suelo.
Dev anaları bir göğüslerini omuzlarına atarlar.Los Strogg fuertes llevan una al hombro.
Maksimum 5 tane atar.Espuela: máximo 5 puntos.
Bu darbeler, hiçbiri bir atardamara rast gelmediğinden etkili olmadı.Estaban tan estrechamente detenidos que ninguno de ellos logró regresar a casa.