at ile cümle

at kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'nin John'la çıktığını duyduğunda tepesi attı.Tom blew his top when he heard that Mary had gone out with John.
Dikkatli ol, bu adamın ateş etme ruhsatı var!Be careful, this guy has a shooting license!
Jose atletizm'i seçti ve bundan hiç pişman olmadı.Jose chose atheism and he never regretted it.
Bir atomun boyutları son derece küçüktür.An atom's dimensions are extremely small.
Bu gece ilk golü kim atacak?Who will score the first goal tonight?
Bu gece ilk golü kim atar?Who will score the first goal tonight?
Atina'da varmak iki saatimizi aldı.It took us two hours to get to Athens.
Kovboy hızla pencereden dışarı atladı.The cowboy quickly jumped out the window.
Dalgıç kanala atladı.The frogman jumped into the canal.
Çocuğunuzun Ateist olmasını engellemenin en iyi yolu nedir?What's the best way to stop your children becoming atheists?
Karım bu eski şapkayı atmamı söyledi.My wife told me to throw this old hat away.
Bu atasözü aniden popüler oldu.This saying suddenly became popular.
Bu atasözü bir gecede popüler oldu.This saying became popular overnight.
Onun kaba cevabı onun yüzüne tokat atması için onu kışkırttı.His rude reply provoked her to slap his face.
Onun kaba cevabından dolayı, o kızdı ve onun yüzüne tokat attı.Because of his impolite reply, she got angry and slapped his face.
Bu, anlamadığım bir atasözü.This is a proverb that I don't understand.
Japonya 1912'den beri Olimpiyatlara atletler gönderiyor.Japan has been sending athletes to the Olympics since 1912.
Bir sınıf atladı.He skipped a year.
Çocuk dairesinin penceresinden insanlara yumurtalar atmayı seviyordu.The boy liked throwing eggs at people from the window of his flat.
Atlar hızlı koşar.Horses run fast.
Edoardo gerçekten kızdı ve sandalyeyi yere attı.Edoardo got really angry and threw the chair over onto the floor.
Birkaç adım atın ve yürüdüğünüzde onun ağrıyıp ağrımadığını bana söyleyin.Take a few steps and tell me if it hurts when you walk.
Daha önce eposta atmadığım için üzgünüm.I'm sorry that I didn't email you sooner.
Yedi dikiş atmak zorunda kaldım.I had to get seven stitches.
İyi yaşlı adam atı ile buzu kırdı ve soğuk suya düştü.The good old man broke through the ice with the horse, and fell into the cold water.
Henüz soğuk algınlığını atlattın mı?Have you gotten over your cold yet?
At hızlı koştu.The horse ran fast.
Kötü üşütmemi henüz atlatamadım.I haven't gotten over my bad cold yet.
Ayakos'un günlüğünü tekrar okumaya can atıyorum.I'm looking forward to reading Ayako's diary again.
Aylaklık şeytanın atölyesidir.Idleness is the devil's workshop.
Hafif ateşim olduğu için, yatakta kaldım.Since I had a slight fever, I stayed in bed.
Dünyadaki bütün insanlar ortak bir atanın soyundan gelirler.All humans on Earth are descended from a common ancestor.
Ata binmek çok eğlencelidir.Riding a horse is a lot of fun.
Atomlar molekülleri oluşturur.Atoms form molecules.
Yalnızca dört tane at yarıştaydı.Only four horses were in the race.
Yönetim Kurulu oy birliğiyle CEO olarak onu atamaya karar verdi.The board unanimously decided to appoint her as CEO.
Ateşiniz olduğu için evde kalmalısınız.Since you have a fever, you should stay home.
Onlar Bay White'ı yönetici olarak atadılar.They appointed Mr. White as manager.
Tom 15 yaşındaki bir kız gibi çığlık atmaya başladı.Tom started screaming like a 15-year old girl.
Tom onun yüzüne yumruk attı.Tom punched him in the face.
Ateş serbest.Fire at will.
Daha sonra buna göz atacağım.I'll look it over later.
Mary Tom'un hayalarına tekme attı.Mary kicked Tom in the balls.
Her ne kadar bu ayakkabıları artık giymesem de, onları atmaya kıyamıyorum.Even though I don't wear those shoes anymore, I can't bring myself to get rid of them.
Bu senin ilk ataman.This is your first assignment.
Bugün alışveriş merkezinde yeni bir atlet satın aldım.I bought some new wife-beaters at the mall today.
Pozitif atom çekirdekleri negatif elektronları çeker.Positive atomic nuclei attract negative electrons.
Yarışı kazanan at Bay Johnson tarafından sahiplenildi.The horse that won the race was owned by Mr. Johnson.
Neden kahkaha atıyorsun?Why are you laughing?
Brezilya on tane ülke ve Atlantik Okyanusu ile çevrilidir.Brazil is surrounded by ten countries and the Atlantic Ocean.
Onların atı var.They have the horse.
Atlantic City ahşap yürüyüş yoluyla ünlüdür.Atlantic City is famous for its boardwalk.
O dürbünüyle at yarışı izledi.He watched the horse race with his binoculars.
O, dürbününü kullanarak at yarışını izledi.He watched the horse race using his binoculars.
Genç bir çocuğu hapse atamayız.We can't put a young boy in prison.
Bütün sahipsiz mal yarın gün ortasında atılacak.All unclaimed property will be disposed of at midday tomorrow.
Geçmişte insanlar at arabasıyla yolculuk ederlerdi.In the past, people used to travel by a diligence.
Ateistler yargı gününde hak ettikleri cezayı alacaklar.Atheists will get their comeuppance on Judgment Day.
Tom'un ipek bir atkısı var.Tom has a silk scarf.
Dereyi atlamaya cesaret edemedi.He dared not jump over the brook.

İlgili Sayfalar