Dört yıldır New York'ta yaşıyorum ama aslen Fransa'daki Saint Etienne şehrindenim.出身はフランスの サン・エティエンヌと言う街です 大学の専攻は マネジメントでした
Editörlere göre, onun aslen"To boldly go where no man has gone before".(역주-to go사이에 boldly라는 부사가 삽입) 그러나 규범에 의해라면, 그는 이렇게 말했어야 했습니다.
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?Czym się konkretnie zajmują? Idea jest piękna, lecz Co robią ludzie?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?Dar ce fac ei practic? Ideea e drăguță, dar ce fac de fapt pe teren?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?De mit is csinálnak valójában ? Tudják, ez egy szép gondolat, de mit csinálnak valójában a gyakorlatban ?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?하지만 도대체 실제로 그분들이 뭘 하는데요? 그래요 멋진 생각입니다. 그런데 실제로 그들이 도대체 무엇을 하는거죠?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?Maar wat doen ze dan precies? Weet je, het is een mooi idee, maar wat doen ze eigenlijk echt?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?Ma cosa fanno veramente? Come dire, è un'idea carina, ma cosa fanno poi in concreto?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?Mais que font-ils? C'est une belle idée mais que font-ils réellement sur le terrain?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?Namun apa yang mereka lakukan? Anda tahu, ini ide yang bagus namun apa yang sebenarnya mereka lakukan?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?Nhưng mà thật sự là họ làm gì? Bạn biết đấy, đây là 1 ý tưởng hay, nhưng họ thật sự làm gì từ lúc bắt đầu?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?Но какво правят, наистина? Нали разбирате, идеята е някак хубава, но какво правят действително, на практика?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?Что же они конкретно делают? Идея прекрасная, но чем же заняты люди на местах?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?אבל מה הם בעצם עושים? אתם יודעים, זה סוג של רעיון נחמד. אבל מה הם בעצם עושים בשטח?
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?ولكن ماذا يفعلون في الواقع؟ تعلمون ، إنّها فكرة جميلة، ولكن ماذا يفعلون على أرض الواقع؟
Evet bu iyi bir fikir ama aslen ne yapıyorlar?実際現場では何をやっているのでしょう? この組織だけで全ての活動をしているわけではない
Fakat son projem, tekrar New Yorklu bir genç tarafından. Aslen Koreli.I oto ostatni projekt, także młodego projektanta z Nowego Jorku, który pochodzi z Korei.
Fakat son projem, tekrar New Yorklu bir genç tarafından. Aslen Koreli.Но мой последний проект, опять-таки, сделан молодым дизайнером из Нью Йорка, вообще-то он из Кореи.
Herbir vektörün içinde aslen kaç element var bilmiyoruz, ama siz fikri anladınız. -Nie wiemy, ile dokładnie mamy elementów w każdym z tych wektorów, lecz rozumiecie, o co chodzi.
Herbir vektörün içinde aslen kaç element var bilmiyoruz, ama siz fikri anladınız. -No sabemos cuantos elementos realmente hay en cada uno de estos vectores, pero tú comprendes la idea.
İslam adına terörizm yürütmüşlerdir, ki bence bu aslen İslam'a karşı olan bir uygulamadır.이슬람교의 이름으로 테러를 자행하기조차 했습니다. 전 이를 이슬람교에 반하는 행위로 생각하지만,
İslam adına terörizm yürütmüşlerdir, ki bence bu aslen İslam'a karşı olan bir uygulamadır.הובילו לטרור בשם האיסלאם -- נוהל שהוא למעשה נוגד את האיסלאם,
İslam adına terörizm yürütmüşlerdir, ki bence bu aslen İslam'a karşı olan bir uygulamadır.قاد الى الارهاب بإسم الاسلام والذي هو - الارهاب - في الاساس معارض للاسلام تماما
İslam adına terörizm yürütmüşlerdir, ki bence bu aslen İslam'a karşı olan bir uygulamadır.それは実際にはイスラムの教えに反することだというのにです。 しかし、明らかに、いくらかの過激思想の持ち主達なそのようには考えません。
JSTOR, hikayede çok küçük bir rolde aslen.Cậu là ai?" Họ đã có thể làm tất cả những<br/>thứ này nhưng họ đã không.
JSTOR, hikayede çok küçük bir rolde aslen. Her nedense, Aaron hedef olarak JSTOR'u seçti.JSTOR je velmi malý hráč v tomto příběhu ale z nějakého důvodu si jej Aaron vybral, aby se mu postavil.
JSTOR, hikayede çok küçük bir rolde aslen.جيستور مجرد لاعب صغير جدا جداً في هذه الحكاية
JSTOR, hikayede çok küçük bir rolde aslen.何らかの理由で、アーロンが対決しようと 選んだ相手がJSTORになったんです。
Kadınların toplum hayatından uzaklaştırılması aslen bir Bizans ve Fars uygulamasıydı.여성을 격리하는 관습은 사실 비잔틴과 페르시의 것이었습니다.
Kadınların toplum hayatından uzaklaştırılması aslen bir Bizans ve Fars uygulamasıydı.Sự tách biệt của nữ giới thực tế là một phong tục của người La Mã phương Đông và Ba Tư,
Kadınların toplum hayatından uzaklaştırılması aslen bir Bizans ve Fars uygulamasıydı.הפרדה של נשים היה למעשה נוהל ביזנטי או פרסי,
Kadınların toplum hayatından uzaklaştırılması aslen bir Bizans ve Fars uygulamasıydı.والتي كانت تعزل النسوة مثل السلوكيات البيزنطية والفارسية
Kadınların toplum hayatından uzaklaştırılması aslen bir Bizans ve Fars uygulamasıydı.ビザンティンとペルシアの風習でした。 イスラム教徒はそれを取り込み、
Londra doğumludur, yok hayır aslen Tokyo'ludur ama Londra'da olduğu zamanlarda eşiyle birlikte bir oyun oynar.Kiedy Tota Hasegawa mieszkał w Londynie miał z żoną zabawę.
Londra doğumludur, yok hayır aslen Tokyo'ludur ama Londra'da olduğu zamanlarda eşiyle birlikte bir oyun oynar.런던에서 활동하고 있는데, 아, 지금은 토쿄에 있군요. 그 친구가 런던에서 활동할 때, 자기 부인하고
Londra doğumludur, yok hayır aslen Tokyo'ludur ama Londra'da olduğu zamanlarda eşiyle birlikte bir oyun oynar.Tota Hasegawa. Ele agora está em Tóquio. Quando morava em Londres, fazia um jogo com a mulher.
Londra doğumludur, yok hayır aslen Tokyo'ludur ama Londra'da olduğu zamanlarda eşiyle birlikte bir oyun oynar.Тота Хасегава. Обычно он в Лондоне, но сейчас он в Токио. Он играл с женой в одну игру.
Londra doğumludur, yok hayır aslen Tokyo'ludur ama Londra'da olduğu zamanlarda eşiyle birlikte bir oyun oynar.טוטה הסגוואה. הוא יושב בלונדון, לא, בעצם זה בטוקיו, אבל כאשר הוא ישב בלונדון, היה לו משחק
Londra doğumludur, yok hayır aslen Tokyo'ludur ama Londra'da olduğu zamanlarda eşiyle birlikte bir oyun oynar.توتا هاسيجاوا. هو مقيم في لندن ، لا ، في الواقع هو يقيم في طوكيو، لكن عندما كان يقيم في لندن ، كان لديه لعبه
Londra doğumludur, yok hayır aslen Tokyo'ludur ama Londra'da olduğu zamanlarda eşiyle birlikte bir oyun oynar.ロンドンにいた頃は 奥さんとよく いっしょにゲームをしていました
Ne çalışmıyor? Oyunlar aslen etkileşimdir.Les jeux sont faits d'interactions.
Oyunlar aslen etkileşimdir.Bei Games dreht sich alles um Interaktion.
Oyunlar aslen etkileşimdir.Il cuore del gioco è l'interazione.
Oyunlar aslen etkileşimdir.게임은 상호작용이 전부잖아요?
Oyunlar aslen etkileşimdir.Najważniejsza w grach jest interakcja.
Oyunlar aslen etkileşimdir.Игры - о взаимодействии.
Oyunlar aslen etkileşimdir.だから、出来るだけ早い段階で、触って操作することが 出来るようなインタラクションの部分を作れば、 より良い(プロトタイピングになる)と思います。
Ve biz aslen Kamboçyalıyız. Bu fotoğraf da Vietnam'da çekilmiş.Di fatto noi siamo cambogiani, e la fotografia è stata fatta in Vietnam.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız. Bu fotoğraf da Vietnam'da çekilmiş.Jesteśmy Kambodżanami, a to zdjęcie zostało zrobione w Wietnamie.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız. Bu fotoğraf da Vietnam'da çekilmiş.Noi suntem cambodgieni, iar aceastǎ pozǎ e fǎcutǎ în Vietnam.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.Eigentlich sind wir ja aus Kambodscha.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.En realidad somos camboyanos.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.És mi igazából kambodzsaiak vagyunk.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.Kami sebenarnya warga Kamboja.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.그리고 사실 제 가족은 캄보디아인입니다.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.My sme Kambodžania.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.Nós somos cambojanos.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.Nous sommes effectivement Cambodgiens.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.Og vi er faktisk cambodjanere.
Ve biz aslen Kamboçyalıyız.Thực tế chúng tôi là người Cam-pu-chia.