asla ile cümle

asla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O asla öğrendikleri ile ilgili bir gösteri yapmadı.He never made a display of his learning.
O asla kendi işinden bahsetmez.He never speaks of his own job.
O, asla başarısıyla övünmedi.He never boasted of his success.
O asla alışkanlığına ara vermez.He never breaks his habit.
O asla arkasına bakmadı.He never looked back.
O bir politikacı baskısına asla boyun eğmeyecektir.He will never yield to the pressure of a politician.
O yapması gereken bir şeyi asla ertelemez.He never puts off anything he has to do.
O başkaları hakkında asla kötü konuşmamayı kural haline getirmektedir.He makes it a rule never to speak badly of others.
O, asla diğerlerine tepeden bakmaz.He never looks down upon others.
O asla sabah erken kalkmaz.He never gets up early in the morning.
O, fakir insanlara asla tepeden bakmaz.He never looks down on poor people.
O, şeyleri asla ödünç almaz ya da vermez.He never borrows nor lends things.
Onun asla geri dönmeyeceğini düşünüyorum.I am of the opinion that he will never come back.
O gece geç saatlerde asla dışarı gitmez.He never goes out late at night.
O asla sözünden dönmeyecek.He will never break his promise.
Onun asla cesareti eksik değil.He is by no means wanting in courage.
O asla şeytana boyun eğmedi.He never gave way to temptation.
O asla ebeveynlerine karşı gelmez.He never goes against his parents.
O, asla ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacaktır.He will never live up to his parent's expectations.
Sabah asla ofiste değildir.He is never in the office in the morning.
Bir şey hakkında şikayet etmeden ağzını asla açmaz.He never opens his mouth without complaining about something.
O, asla kendi geçimini yapmak zorunda kalmadı.He's never had to earn his own living.
Muhtaç arkadaşlarına asla sırtını dönmez.He never turns his back on a friend in need.
O asla büyük iş kayıplarının üstesinden gelemeyecek.He will never get over his huge business losses.
Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez.He never sees me without complaining about his wife.
Korkarım o suçunu asla itiraf etmeyecek.I'm afraid he will never admit his guilt.
Maalesef suçunu asla kabul etmeyecek.I'm afraid he will never admit his guilt.
O asla şaraba dokunmadı.He never touched wine.
Savaş sırasında Doğuda yakalandığı sıtmayı asla gerçekten atlatamadı.He has never really got over malaria he caught in the East during the war.
O, asla yaşlanıyor gibi görünmüyor.He never seems to grow older.
O, o kadar dürüst bir çocuktur ki asla yalan söylemez.He is such an honest boy that he never tells a lie.
Evde aslan, dışarıda fare.He is a lion at home and a mouse outside.
Şehri asla tekrar ziyaret etmeyecek.He will never visit the town again.
O onu asla tekrar söylemedi.He never said it again.
Tekrar asla geç kalmayacağına söz verdi.He has promised never to be late again.
Karanlıktan sonra o asla dışarı çıkmaz.He never goes out after dark.
O asla geri dönmemek üzere Japonya'dan ayrıldı.He left Japan never to come back.
Fakirdir, ama asla şikâyet etmez.He is poor, but he never complains.
O, babası tarafından asla azarlanmadı.He has never been scolded by his father.
O, doğum gününde annesini aramayı asla unutmaz.He never fails to call his mother on her birthday.
O, çok meşgul olduğum gerçeğini asla dikkate almaz.He never takes into account the fact that I am very busy.
O her hafta ona yazmaktan asla geri kalmaz.He never fails to write to her every week.
O her gün gazete okumayı asla kaçırmaz.He never misses reading the papers every day.
O yanında bir çalar saati almadan asla yolculuk yapmaz.He never travels without taking an alarm clock with him.
Onlar asla birbirlerini tekrar görmeyeceklerdi.They were never to see each other again.
Onlar bir aslanı canlı yakaladı.They caught a lion alive.
Onlar asla aynı fikirde olmayacaklar.They will never agree.
Bir daha asla buluşmayacaklardı.They would never meet again.
Onlar asla tekrar buluşmayacaklardı.They were never to meet again.
Sato ile asla evlenmez.There's no way she'll ever marry Sato.
Onun beni sevdiği asla bana malum olmadı.It never occurred to me that she loved me.
Ben onun şirketinde asla sıkılmayacağım.You will never get bored in her company.
Onunla konuşmaya asla cesaret etmedim.I have never dared to speak to her.
Avrupa'yı ziyaret etmesi için asla ikinci bir şansı olmayacak.She will never have a second chance to visit Europe.
Onu gördüğümü asla unutmayacağım.I'll never forget seeing her.
Biz onun benzerini asla görmeyeceğiz.We shall never see her match.
Onun yardımı olmasaydı asla onu yapamazdın.If it had not been for her help, you would never have done it.
Babası onun arkadaşları ile kasabaya gitmesine asla izin vermedi.Her father never let her go to town with her friends.
Ondan sonra asla ağrıdan kurtulamadı.She was never free from pain after that.
O, çocuklarını asla tekrar görmeyecekti.She was never to see her children again.

İlgili Sayfalar