askın ile cümle

askın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Birşey yapmadım. Kapa çeneni,Tanrı aşkına.- Замолчи, Кристиан, ради бога.
Bir yılı aşkın boyunca komada onu görünce yeteri kadar cehennem.Le voir dans le coma depuis une année, c'est pour elle un enfer.
Bir yılı aşkın boyunca komada onu görünce yeteri kadar cehennem.Thấy anh ta trong tình trạng hôn mê hơn một năm là địa ngục đủ.
Bir yılı aşkın boyunca komada onu görünce yeteri kadar cehennem.Vendo-o em coma por mais de um ano é um inferno suficiente.
Bir yılı aşkın boyunca komada onu görünce yeteri kadar cehennem.Verle en coma durante más de un año infierno es suficiente.
Bir yılı aşkın boyunca komada onu görünce yeteri kadar cehennem.כשראה אותו בתרדמת כבר יותר משנת הוא גיהינום מספיק.
Bir yılı aşkın boyunca komada onu görünce yeteri kadar cehennem.رؤيته في غيبوبة لأكثر من عام جهنم بما فيه الكفاية.
Bir yılı aşkın boyunca komada onu görünce yeteri kadar cehennem.あなただけの何て言ったの?
Biz 200'ü aşkın yıldır onu güvence altında tuttuk.그리고 200년간
Biz 200'ü aşkın yıldır onu güvence altında tuttuk.むちで血を流し 剣で血を流すことも経験し
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.우리는 이 성체 줄기세포를 이용해 지난 40년간 일종의 줄기세포 치료를 하고 있었던 것입니다.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Các tế bào gốc tủy xương này đã được sử dụng trong liệu pháp tế bào gốc được ngoài 40 năm rồi.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Deze gebruiken we reeds als een vorm van stamcel therapie gedurende meer dan 40 jaar.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Kami telah menggunakan ini sebagai semacam terapi stem cell selama lebih dari 40 tahun.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Których to używaliśmy jako rodzaj terapii komórkami macierzystymi przez ponad 40 lat.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Las cuales hemos estado utilizando como terapia de células madre desde hace más de 40 años.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Le quali sono state usate come forma di terapia con cellule staminali per oltre 40 anni.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Que nous utilisons comme traitement depuis 40 ans.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Tieto používame na bunkovú terapiu už viac ako 40 rokov.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Который мы уже больше 40 лет используем для терапии стволовыми клетками.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.Поради което ги използваме като форма на терапия със стволови клетки в продължение на над 40 години.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.שהשתמשנו בהם בשביל תרפיית תאי-גזע במשך 40 שנה.
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.والتي نستخدمها كنوع من العلاج بالخلايا الجذعية منذ أكثر من 40 عام
Biz bunu 40 yılı aşkın bir süredir bir tür kök hücre terapisi olarak kullanırız.幹細胞治療に利用してきました ここ10年間で 骨髄幹細胞の利用は激増し
Bu fragmanı. Çoğunuzun işi başından aşkın olduğu için izlemeye fırsat bulamamış olabilirsiniz.Es como un trailer ya que obviamente está muy ocupados... y otros no han tenido la oportunidad de verlo.
Bu fragmanı. Çoğunuzun işi başından aşkın olduğu için izlemeye fırsat bulamamış olabilirsiniz.Es ist der Trailer, denn ich weiß, wie beschäftigt Sie sind.
Bu fragmanı. Çoğunuzun işi başından aşkın olduğu için izlemeye fırsat bulamamış olabilirsiniz.Ik weet dat jullie het allemaal druk hebben en misschien nog niet de kans hadden om hem te zien.
Bu fragmanı. Çoğunuzun işi başından aşkın olduğu için izlemeye fırsat bulamamış olabilirsiniz.이건 예고편입니다. 여러분이 바쁘다는 걸 잘 알고 있기 때문에,
Bu fragmanı. Çoğunuzun işi başından aşkın olduğu için izlemeye fırsat bulamamış olabilirsiniz.To nasz zwiastun, gdyż wiem, że jesteście bardzo zajęci - wielu z Was nie miało szansy obejrzeć go.
Bu fragmanı. Çoğunuzun işi başından aşkın olduğu için izlemeye fırsat bulamamış olabilirsiniz.זה הקדימון, כי אני יודעת שאתם עסוקים -
Bu fragmanı. Çoğunuzun işi başından aşkın olduğu için izlemeye fırsat bulamamış olabilirsiniz.أنه فيلم قصير, لأني أعرف تماما كم أنتم مشغولين --
Bu fragmanı. Çoğunuzun işi başından aşkın olduğu için izlemeye fırsat bulamamış olabilirsiniz.ご覧になっていないでしょうから
Bu insan formundayken bile Tanrı aşkına pes etmeyin.Incluso en esta forma humana, Dios mío, no te rindas.
Bu insan formundayken bile Tanrı aşkına pes etmeyin.Még ebben az emberi formában is, ó Istenem, ne add fel!
Bu insan formundayken bile Tanrı aşkına pes etmeyin.Même dans cette forme humaine, mon Dieu, n'abandonnez pas !
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.A tento doktorand byl bláznivě zamilován do jiné doktorandky, a ta jej nemilovala.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.En deze promovendus was hopeloos verliefd op een andere promovendus, en zij was niet verliefd op hem.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Et cet étudiant était follement amoureux d'une autre étudiante mais elle ne l'aimait pas.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Ez a végzős diák pedig őrülten szerelmes volt egy másik végzősbe, a lány pedig nem volt szerelmes őbelé.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.In ta študent je bil noro zaljubljen v drugo študentko, ampak ona ni bila zaljubljena vanj.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.이 대학원생은 다른 대학원생과 미친듯이 사랑에 빠져 있었습니다. 하지만 그녀는 그를 사랑하지 않았습니다.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Och den här doktoranden var vansinnigt förälskad i en annan doktorand, och hon var inte kär i honom,
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Pewien student był śmiertelnie zakochany w koleżance, bez wzajemności.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Şi acest absolvent era îndrăgostit nebuneşte de o absolventă, dar ea nu îl iubea.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Tento doktorand bol bláznivo zaľúbený do inej vysokoškolskej doktorandtky. Ona do neho zaľúbená nebola.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Und dieser Student war schrecklich verliebt in eine andere Studentin, aber sie nicht mit ihn.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Y este estudiante estaba locamente enamorada de otra estudiante, pero ella no estaba enamorada de él.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Και ο φοιτητής αυτός ήταν τρελά ερωτευμένος με μια άλλη φοιτήτρια, και αυτή δεν ήταν ερωτευμένη με αυτόν.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.И този студент-докторант бил людо влюбен в негова колежка, но тя не била влюбена в него.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.И этот аспирант был безумно влюблён в одну аспирантку, но она не была влюблена в него.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.І цей аспірант був до нестями закоханий в іншу аспірантку, котра його не кохала.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.ותלמיד השנה האחרונה הזה היה מאוהב בטירוף בתלמידה אחרת מאותה שנה, והיא לא היתה מאוהבת בו.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.وذلك الطالب كان في علاقة حب شديدة مع طالبة دراسات عليا آخرى، ولم تكن هي تحبه.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.しかし女性のほうは彼に気はありませんでした ある時2人は北京で行われた学会に参加していました
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.呢位研究生瘋狂地愛上咗另一個研究生 但係佢(女)並唔愛佢(男)
Buna daha önce değinildi, ama Allah aşkına niye bilgisayarı kapamak için "Başlat" düğmesine basıyoruz?Dit is al eens besproken, maar waarom zet je een Windows-pc uit door op een "Start"-knop te klikken?
Buna daha önce değinildi, ama Allah aşkına niye bilgisayarı kapamak için "Başlat" düğmesine basıyoruz?Questa è già stata trattata prima, ma perché mai spegniamo il PC cliccando sul bottone "Start"?
Buna daha önce değinildi, ama Allah aşkına niye bilgisayarı kapamak içinEstá es otra muy mencionada pero, Por Dios, ¿Por qué para apagar la computadora debemos dar click en el botón
Buna daha önce değinildi, ama Allah aşkına niye bilgisayarı kapamak için영리한거죠. 이건 이슈된적이 있지만 도대체 왜 컴퓨터를 끄려는데 누르는 버튼은
Buna daha önce değinildi, ama Allah aşkına niye bilgisayarı kapamak içinWindowsをシャットダウンするときに 押すボタンが 何で「スタート」なんでしょうね?

İlgili Sayfalar