askın ile cümle

askın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -그러나 misbehav'd와 육중한 처녀처럼, 너는 너의 행운과 그대의 사랑시 pout'st : -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Mutta kuten misbehav'd ja juro piika, Sinä pout'st kun sinun onni ja sinun rakkautta: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Pero, al igual que una moza misbehav'd y hosco, Tú pout'st sobre tu fortuna y tu amor: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Tapi, seperti dara misbehav'd dan cemberut, Engkau pout'st pada keberuntungan Mu dan cinta-Mu: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Tuy nhiên, giống như một thiếu nư misbehav'd và buồn Chúa pout'st khi tài sản của Chúa và tình yêu của Chúa:
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Αλλά, όπως ένα misbehav'd και βλοσυρή υπηρέτρια, Εσύ pout'st κατά τύχη σου και σου αρέσει: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Но, как и misbehav'd и угрюмый девка, Ты pout'st на твое счастье и любовь твоя: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Но като misbehav'd и мрачна момиче, Ти pout'st върху щастието ти и твоята любов: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -אבל, כמו חתיכה misbehav'd וזועף, אתה pout'st על המזל שלך והאהבה שלך: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -ولكن ، مثل فتاة misbehav'd ومتجهمة ، انت pout'st على الحظ والحب خاصتك خاصتك : --
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -用心する、悲惨な、ダイのために、留意してください。として定められた、汝の愛に、なたを取得、移動、
Ama size bir öykü anlatmak isterim. Sürekli aşkın biyolojisini anlattım.Ale chtěla bych vám povědět příhodu, abych ukázala, abych tu předvedla biologii lásky.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.어쨌거나 그건 100년 전 일이었습니다.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Aber auf jeden Fall ist dies nun über 100 Jahre her.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Ampak kakorkoli, to je bilo pred več kot sto leti.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Dar în orice caz, asta s-a întâmplat acum mai mult de 100 de ani.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.De qualquer forma, isso foi há mais de 100 anos.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Działo się to sto lat temu.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Každopádně to bylo před 100 lety.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Maar in ieder geval was dat meer dan 100 jaar geleden.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Ma in ogni caso, questo avvenne più di 100 anni fa.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Men, alligevel, det var mere end 100 år siden.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Men hursomhelst, det var för mer än 100 år sedan.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Mindenesetre ez több mint száz éve volt.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Mutta joka tapauksessa tuo tapahtui reilut sata vuotta sitten.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş. O zamandan beri büyümüşüzdür herhalde.Mais quoi qu'il en soit, c'était il y a plus de 100 ans, vous pourriez penser que nous aurions grandit depuis.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş. O zamandan beri büyümüşüzdür herhalde.Nem rögzítették, hogy Aveling közölte-e Darwinnal, hogy szálljon le a magas lóról.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Pero de todas formas, eso fue hace más de 100 años.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Tapi bagaimanapun juga, itu terjadi lebih dari 100 tahun yang lalu.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Σε κάθε περίπτωση, αυτό ήταν πάνω από 100 χρόνια πριν.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.В будь-якому випадку, це було більше ніж 100 років тому.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Но в любом случае, это было более 100 лет назад.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.Но във всеки случай, това е станало преди повече от 100 години.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.אך בכל מקרה, זה היה לפני יותר ממאה שנים.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.ولكنه على كل حال كان ذلك قبل ما يزيد على مائة عام.
Ama zaten bunun üzerinden yüz yılı aşkın zaman geçmiş.その時からは成長していてしかるべきだと思われるでしょう
Anlam getirin." 18 dakikayı aşkın sürede hakkında konuştuğu şey bu.Nagyjából erről beszél abban a 18 és fél percben.
Aşırı uzun bir zamanda -- 20 yılı aşkın bir zamanda -- tabandan başlayarak gelişiyorlar, ve yenileniyorlar.아래쪽 부터 자라나기 시작해서 20년 이상의 재생성과정을 거친다는 것이에요
Aşırı uzun bir zamanda -- 20 yılı aşkın bir zamanda -- tabandan başlayarak gelişiyorlar, ve yenileniyorlar.Het begon vanaf de bodem en groeide opwaarts.
Aşırı uzun bir zamanda -- 20 yılı aşkın bir zamanda -- tabandan başlayarak gelişiyorlar, ve yenileniyorlar.أكثر من 20 عاما، للتجديد، لتجديد، بدءا من القاع ، و النمو.
Aşırı uzun bir zamanda -- 20 yılı aşkın bir zamanda -- tabandan başlayarak gelişiyorlar, ve yenileniyorlar.木の根元から上へと成長し 25年以上たった今もなお
Asking him what he'd like.Pedirle lo que le gustaría.
Asking him what he'd like.Ζητώντας του τι θα ήθελε.
Aşkın başlangıcındaki sevinç, saplantı.3つ目の脳のシステムは愛着で
Aşkın başlangıcındaki sevinç, saplantı.사랑 초기의 희열감, 강박 관념입니다.
Aşkın başlangıcındaki sevinç, saplantı.התעלות, המחשבות הכפייתיות של ראשית האהבה.
Aşkın başlangıcındaki sevinç, saplantı.تلك النشوة و إحساس التملك للحب الأول
Aşkın başlangıcındaki sevinç, saplantı.嗰種歡欣鼓舞,痴迷嘅熱戀
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Am început să-mi dau seama că dragostea romantică nu este o emoţie.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Comecei a perceber que o amor romântico não é uma emoção.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Cominciai a capire che l'innamoramento non è un' emozione.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Elkezdtem megérteni, hogy a szerelem nem egy érzés.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Ich fing an zu verstehen, dass romantische Liebe keine Emotion ist.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Ik begon te beseffen dat romantische liefde geen emotie is.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Jag började inse att romantisk kärlek inte är en känsla.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.J'ai commencé à réaliser que l'amour n'est pas une émotion.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.로맨틱한 사랑은, 단순히 감정이 아니라
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Tôi đã bắt đầu nhận ra tình yêu lãng mạn thì không phải là xúc cảm.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Začala jsem si uvědomovat, že romantická láska není cit.
Aşkın, bir duygu olmadığını farketmeye başladım.Začala som si uvedomovať, že romantická láska nie je emócia.

İlgili Sayfalar